Dt. Zerrin Işık Tüfekçi: Dünya Erteleme Hastalığına Kapılmıştı, Şimdi Nekahat Döneminde

0
174

Hayatımızın kontrolümüz altında olduğunu, kendimizin planlayıp, istediğimizi yaptığımızı düşündüğümüz, bize bir şey olmaz dediğimiz anda tüm yaşantımızı birdenbire değiştirdi. Koşuşturmacalarla, seyahatlerle, isteklerimizi erteleyerek geçirdiğimiz yaşantımızın yerine, derin sorgulamalarla geçirdiğimiz koskoca 4 ayı geride bıraktık.

Dünya Nekahat Döneminde.

Her sene başında planlar yapar, yeni gelen yılla beraber hayatımızda artık bazı şeylerin değişme vaktinin geldiğini söylerdik. Artık bu sene hayatımızı daha iyi planlamalıydık. Yeni ajandalar almıştık, hedeflerimizi yazmıştık, planlar yapmıştık. Sihirli bir değnek gelip, günlük hayatın koşuşturması ve telaşı içinde, isteklerimizin rutinlerimiz arasına girmesini sağlayacağını düşmüştük.

Bütün bunlar olur muydu?

Çoğu zaman olmazdı. Çünkü bu planları gerçekten istemek, üzerinde detaylı düşünüp planlamak ve bunun için çaba sarf etmek gerekiyordu. Tüm bunlar içinde normal şartlar altında olmak gerekliydi. Önce istemek gerekliydi ki istek genelde vardı bizde. Karalı olmak gerekliydi. Cesaretle adım atmak gerekliydi. Pratikte ise pek böyle gitmiyordu işler. Normal şartlar altında olsak bile hayatımızı ertelemeler yönetmekteydi. Bahaneler hızla gerçekleştirilen eylemlerini yerini almaktaydı. Günü acil işleri bitirerek, önemli işleri yaparak, ama isteklerimizi erteleyerek yaşamak bir alışkanlık haline gelmişti.

Hepimiz alışmıştık aslında!

Alışmıştık nefeslerimizi tutarak, hızla çarpan kalbimizi duymazdan gelerek, günü görmeden geceye kavuşmaya, gitmeyi istediğimiz yerleri artık seneye bırakarak, uzun zamandır görmediğimiz dostları nasıl olsa görürüz diyerek, aramayı unuttuğumuz kimseleri yarın aramayı isteyerek yaşamaya.

Gün gün erteleme hastalığına yakalanmıştık. Sadece biz mi, dünyamızda yakalanmıştı bu hastalığa. Çevreye duyarsız, sürekli var olanı tırtıklayan, hazır yiyen evlatlar gibi, kestiğimiz ağacın yerine bir ağaç olsun dikmeye emek harcamayan, doğayı gün gün kirleten insanlar olmuştuk. Dünyamızın renkleri soluklaşmaya, hava karamaya, bulutların renkleri değişmeye başlamıştı. Gökyüzünü saran network ağlarımız, kalplerimizi saran sevgi ağlarının yerini almıştı. 

Akıllı mı akıllı, yaramaz mı yaramaz, tehlikeli mi tehlikeli bir minik virüs hayatımızı kökten değiştirmeye niyet etti. Şimdi dünya bu amansız mücadeleye karşı bir savaş veriyor ve iyileşmeye yaralarını sarmaya çalışıyor. Her şey değişiyor. İlişkilerimiz, sokakta dolaşma tarzımız, alışveriş şekillerimiz, beslenme şeklimiz, yemek yeme tarzımız, tatillerimiz, seyahatlerimiz, isteklerimiz, beklentilerimiz.

Şimdi kendimize dürüstçe şu soruları sorabiliriz. Bundan sonrası için gerçekten istediğim hayatın içinde neler var? Benim yaşamak istediğim alan nasıl bir alan? Hayatımdaki önceliklerim neler? Hayatımı planlarken neleri bu planın içine yerleştirmek istiyorum?

Hedeflerimizin net, belirgin, ölçülebilir ve gerçekçi biçimde ortaya koyulması çok önemlidir. “Ben haftanın şu günlerinde, şu kadar saat, şurada ve şunu yapacağım. O saatlerde bir sorun olabilecekse onu şu şekilde değiştireceğim” gibi bir plan, çok daha uygulanabilir bir plandır. Bu hedefi uygulamaya kararlı olmak, yapabileceğimize inanmak ve bu davranışa rutin bir alışkanlık haline gelinceye kadar da devam etmek çok önemlidir. Aksi takdirde davranışlar alışkanlık haline gelmeden kalıcı olmazlar.

Son olarak, hedefin gerçekleşmesi durumunda bu süreçten etkilenecekler açısında değerlendirilmesini de unutmamak gerekir. Çocuklarımız, eşimiz, iş arkadaşlarımız, dostlarımız bizim programımızdan etkilenecek kişilerdir. Planlarımızın ilişkilerimiz üzerindeki etkisini bilmek gerçekleşme gücünü arttırır. Çünkü genellikle aile ya da iş sorumlulukları dolayısıyla planlarımızdan vazgeçeriz. Planların sabun köpüğü gibi dağıldığı anlar vardır ve o anlara yakından bakarsak erteleme halini görürüz. Planlarımız değerlidir, bu nedenle hemen vazgeçilmezler, sadece ertelenirler.  “Bugün geç kaldım, zaman kalmadı. Başka bir gün yaparım!” cümlesini söylediğimiz an erteleme makinesini harekete geçirir. Bu makineyi durdurmanın yolu en başta tasarladığınız seçeneklere başvurmaktır. En iyi plan katı ve kesin kurallı olanlar değildir. Tam tersine en iyi plan esnek plandır. Esneklik demek içinde çeşitli durumlar için seçenekler bulundurması demektir ki bu beraberinde önemli bir destek getirir: Süreklilik.

Hedeflerimizi gerçekleştirme konusundaki kararlığımızı

geliştirip, bu yolda azimli bir şekilde yürürken bizi neyin yolda tutacağına da karar vermemiz gerekiyor. Tüm istekler bir şekilde zaman planına yerleştirdiğimizde gün geçtikçe hayatımızı daha iyi programlarız ve kontrolümüz altına alırız.

Unutmamak gerekiyor ki ne kadar çok planlarsak planlayalım, yaşam kontrol edemediklerimizle bize sürpriz yapmaya devam ediyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here