Kapak Röportajı / Mehmet Sena Yıldırım: “MSY Grup İnşaata Yön Veriyor”

0
4049

Türk ekonomisinin lokomotif sektörlerinden inşaat, zor geçen pandemi sürecinin ardından toparlanmaya başladı bile. Birbiri ardına açılan şantiyeler, kaldığı yerden devam eden inşaat projeleri derken, Türkiye eski ihtişamına bürünmeye başladı. Bu bağlamda ülkenin önemli inşaat yatırımcıları yeni projelerine başlarken,  üst yapı alanında özellikle marka projeler hız kazandı. Türkiye’de gizli kalmış öyle büyük inşaat şirketleri var ki sessiz ve derinden ilerledikleri sektörlerinde hatırı sayılır katma değerler yaratmaya devam ediyor. Kurucuları tarafından sıfırdan yaratılan ve alanlarında birer marka haline gelen bu şirketler, Türkiye’nin birçok kentinde ciddi işlere imza atıyor. 

Yukarıda bahsettiğimiz Türkiye’nin saklı markalarından biri de MSY Grup. Mehmet Sena Yıldırım tarafından kurulan ve inşaat sektöründe dikkat çekici işlere imza atan MSY Grup, ‘çılgın projelerin mimarı’ olarak her daim adından söz ettiriyor. Bugüne kadar çok sayıda üst yapı projesine imza atan şirket Ankara, İstanbul ve İzmir’deki projelerinden sonra şimdi de yurt dışı yatırımları için kolları sıvadı. İngiltere, Almanya ve Hollanda’da eş zamanlı projeleri başlatacak olan şirketin Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Sena Yıldırım, kentin en çok okunan yayını Ankara Life Dergisi’nin sorularını yanıtladı…

Pandemi sonrası sektörün geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Türkiye’nin geleceği gayrimenkulde. Milli gelirimiz 3 bin dolardan 10 bin dolara ulaştı. Pandemi etkiledi ama işler düzelecek. Bu seviye 10 bini de aşar, 25 bini de… Bunun için dünyanın ilk 500 markası arasına giren ne bir markamız var, ne de teknolojimiz. Demek ki, Türkiye’de gayrimenkul işlenebilecek tek cevher. Dünyada 1 trilyon dolarlık gayrimenkul satışı olduğunu biliyor muydunuz? Dünya ekonomisine göre Türkiye’nin alması gereken rakam ise 30 milyar dolar. Bu pazarın bizde karşılığı ise sadece 3 milyar dolar. Türkiye’nin coğrafi özelliklerini, turizmini stratejik konumunu da hesaba katarsak bu rakamın en az 100 milyar dolar olması gerekiyor.

Yatırımcılara ne tavsiye edersiniz?

Konut tercihi yapılırken binanın zemini hakkında yeterli bilgi alınmalı, gerekli bakanlıklardan alınan rapor ve izinler incelenmeli. Ülkemiz bir doğal afet bölgesi. Haliyle riskli bölgelerde artan konut projelerinin güvenli olduğunun resmi belgelerle konut alıcısına sunulmalı. Diğer yandan yatırımcı, proje bölgesinin gelişen ya da gelişime açık bir yer olmasına önem verilmelidir. Merkezi bir konumda yer alan konut hem yaşamak için hem yatırım için daima avantajdır. Konutların net, brüt metrekarelerine ayrı ayrı bakılmalı satış ofislerinde söylenenlerle tapuda ortaya çıkan m² konusunda tutarlılık olmalı. Örneğin; konut büyüklüğü 120 m² olarak söyleniyor. Konut alıcısı söylenen rakama güvenerek ev parası ödüyor. Ancak bu m² nin içinde yeşil alanlar, otopark alanları, depo alanları gibi alanlar dahil ediliyor. Bu sebeple beğenilen evin net m² si üzerinden fiyatlandırma yapılıp yapılmadığına dikkat edilmeli. Projenin sosyal donatılarına titizlik gösterilmeli. Kredi ile ve peşin alım için ayrı ayrı planlamalar yapılmalı. Son olarak da alınacak projenin iş yerine uzak olması durumunda mutlaka ulaşımın kolay olduğu bir bölge tercih edilmeli.

Şirket olarak ne tür projeler gerçekleştirdiniz?

Başta Ankara, İstanbul ve İzmir olmak üzere birçok kentte küçük büyük projelerimiz oldu. Mesken ve iş yeri için kullanılmak üzere çok sayıda proje gerçekleştirdik. Aralarında KİPTAŞ ve Acarkent olmak üzere Türkiye’nin en büyük marka projelerinde adımızı duyurduk.

MSY Grup’un pandemi sonrası projeleri neler?

Pandemi süreci tüm Türkiye’yi olduğu gibi bizleri de etkiledi. Her ne kadar karantina dönemini evde geçirsek de boş durmadık.

Proje geliştirme ekibi olarak hem Türkiye, hem de Avrupa’da yeni yatırımlar için fizibilite çalışmaları yaptık. Bu bağlamda yurt içi üst yapı projelerimize hız verdik ve rotamızı Avrupa’ya doğru çevirdik.

Avrupa’ya açılmak oldukça radikal bir karar…

MSY Grup olarak agresif büyüme yolunu tercih ediyoruz. Hız ve yenilik şirketimizin ruhunda var. Hal böyle olunca da pazardaki boşlukları ve yeni yatırım fırsatlarını kaçırmıyoruz. Bu bağlamda İngiltere’de, Hollanda’da ve Almanya’da yeni projelere başlayacak. Türkiye’deki gibi yap-sat odaklı işlere hazırlanıyoruz.

Sektörün en büyük sıkıntısı nedir?

2005’ten 2012’ye kadar oldukça kârlı bir sektördü. Ancak 2012’den sonra çok düşük kârlarla çalışmaya başladık. Ama dışarıdan algı bu değil. İnsanlar inşaatçıları yüksek kârlarla çalışan iş insanları olarak görüyor. Oysa durum tam tersi. Sırf bu algı yüzünden herkes mevcut işini bırakıp inşaatçı olan çok sayıda kişi tanıyorum. Maalesef başarılı olamayıp batıyorlar. “Beyaz kedinin pamuk tarlasına zararı var” hesabı o yeni oyuncularda tecrübe eksikliğinden mevcut oyunculara da zarar veriyorlar.

İnşaat sektörü ile alakalı sürekli balon benzetmesi yapılıyor. Patlayacak deniliyor. Nedir bu işin aslı?

Türk ekonomisinin yapısı gereği bu ülkede inşaat balon olmaz ancak talep yetersizliği olabilir. Farklı bölgede müşterinin talebine uygun olmayan bir proje üretirseniz, dairenin büyüklüğü, projenin özellikleri ve fiyatı konusunda arz ve talep dengesi oturmuyorsa, talep yetersizliği olur. Bu Ankara’da da böyledir, Londra’da da. Sektördeki düşük kâr marjlı, sert rekabetli ve yüksek maliyetli işleyişe baktığımızda balon diye bir şeyin olmadığını görebilirsiniz.

Herkes üretiyor ve minimum kâra ürünlerini satmaya çalışıyor. Şu an sektörün kârlılığı yüzde 10 ila 20 arasında. Ama bunlar yıllara yayılıyor. İnşaat sektörü için bu yüzdeler çok düşük.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here