OP. DR. OZAN LUAY ABBAS: Rinoplasti ile Hem Görsel Hem de İşlevsel Kazanımlar Bir Arada

0
535

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de en sık yapılan estetik operasyonların başında rinoplasti yani burun estetiği geliyor. Yüz güzelliğinin önemli bir parçası olan burnun ideal görünüme kavuşturulması ve aynı zamanda sağlıkla nefes alabilmek için gerçekleştirilen bu işlem, kadınlar kadar erkekler tarafından da tercih ediliyor. Hem estetik hem de işlevsel kazanımlar sağlayan burun estetiği ameliyatları, güncel teknikler ile birlikte daha acısız ve konforlu bir şekilde gerçekleştirilebiliyor. Memorial Ankara Hastanesi Estetik, Plastik ve Rekonstürüktif Cerrahi Bölümü’nden Op. Dr. Ozan Luay Abbas, burun estetiği ameliyatı hakkında merak edilen konular ile ilgili bilgi verdi.

Başarı için  oran ve uyum göz ardı edilmemeli

Rinoplasti olarak adlandırılan burun estetiği uygulamalarında amaç sadece güzel bir burun yapısı elde etmekle sınırlı değildir. İşlevsel burun estetiği ile nefes ve koku almanın iyileşmesi de sağlanmaktadır. Burunda meydana gelen bozukluklar doğumsal olabildiği gibi sonradan travmalara bağlı olarak da oluşabilir. Açık ve kapalı olmak üzere iki farklı teknik ile yapılan burun estetiği ameliyatlarında başarıyı belirleyen faktörlerin başında burnun yüz ile uyumu gelmektedir. 

Kapalı teknik ile burnun doğal bağları korunuyor

Kapalı burun estetiği, burun ucunda herhangi bir kesi yapılmaksızın burun deliklerinin içinden yapılan tekniğe verilen isimdir. Bu yöntem ile burun ucu kıkırdakları delikler içinden doğurtulur ve aynı açık teknikte olduğu gibi tüm işlemler gözle görülerek yapılır. Kapalı ameliyat tekniğinin başlıca avantajları arasında burun ucunda herhangi bir iz bırakmaması ve burnun doğal bağlarını koruması bulunur. Ayrıca iyileşme süreci açık tekniğe göre kısmen daha hızlı gerçekleşir. 

Açık teknikte kesi izi fark edilmeyecek duruma getirilebilir

Açık burun estetiği ameliyatları, burun ucunda küçük bir kesi ile yapılır ve burun yapıları net bir şekilde ortaya konduktan sonra kapalı tekniğe göre çok daha geniş bir görme alanında gerçekleştirilir. Geniş bir alanda çalışabilme imkanının bu ameliyat için hiçte azımsanmayacak bir avantaj olduğu unutulmamalıdır. Açık teknikte çok iyi bir yara bakımı yapılarak, burun ucundaki kesi izi neredeyse hiç fark edilmeyecek duruma getirilebilir. Ayrıca ameliyat esnasında kesilen bağlar, uygun bir biçimde onarılarak doğal burun yapılarının tekrar oluşturulması sağlanır. 

Ameliyat tekniği hastanın burun yapısına göre belirlenir

İki teknik arasında bir seçim ve genelleme yapılması çok doğru değildir. Çünkü en iyi sonuçlar genellikle cerrahın alışkın olduğu teknikle yaptığı ameliyatlarda alınmaktadır. Açık ve kapalı teknikler aynı yere varan iki farklı yol gibi düşünülmelidir. Burada önemli olan hasta için en güvenli yolu seçmektir. Her iki teknikte de aynı işlemler çok rahatlıkla yapılabilir. Kişisel olarak hem açık hem de kapalı tekniğe inanan ve gerektiğinde iki tekniği de uygulayabilen bir cerrahım. Dolayısıyla her iki tekniğin avantaj ve dezavantajlarına hakim bir biçimde, hastanın burun yapısına göre en uygun yöntemi seçmekteyim. 

Ağrısız ve konforlu bir süreç

Hastaların en çok endişelendiği konulardan biri de ameliyat sonrasında ağrı hissedip hissetmeyecekleridir. Sanılanın aksine ameliyat sonrası dönemde ağrı çok minimal düzeyde olmaktadır. Zaten ameliyat esnasında burnunuza lokal anestezi yapılmış olacağından, ameliyat sonrası ilk saatlerde belirgin bir ağrı hissedilmez. Lokal anestezinin etkisinin geçmesiyle birlikte devreye damar yoluyla verilen ağrı kesiciler girer. Böylece hastaya konforlu ve ağrısız bir süreç sağlanmış olur. Taburcu olduktan sonra ise çoğu hasta ağrı kesici ihtiyacı duymaz.

Bez tampon, yerini silikon tampona bıraktı

Burun tamponu, iki burun deliğini ayıran kıkırdağın düz bir şekilde iyileşmesi açısından oldukça önem taşır. Eskiden kullanılan ve nefes almayı tamamen engelleyen bez tamponların akıldan çıkarılması gerekir. Günümüzde bez tamponlar yerine ince yaprak şeklinde olan silikon tamponlar tercih edilmekte ve bu tamponlar nefes almaya da engel olmamaktadır. Dolayısıyla hastalar ameliyattan çıkar çıkmaz hem burunlarından nefes almaya devam eder hem de silikonun kaygan yapısından dolayı çıkartma işlemi de oldukça kolay ve ağrısız gerçekleşir.

İşe döndüğünüzde şişlik ve morluklar fark edilmeyecek

Güncel cerrahi tekniklerde çoğu işlem damarlanmanın olmadığı zar altı planda yapıldığından ameliyat esnasında kanama miktarı belirgin biçimde azaltılır. Dolayısıyla ameliyat sonrası morluk ve şişlikler eskiye nazaran daha az görülür. Ancak her şeye rağmen bazı hastalarda minimal-orta seviyelerde şişlik ve morluk görülme ihtimali bulunur. Bu durum özellikle ameliyattan sonraki ikinci gün maksimum seviye ulaşır. Tamamen geçici olan bu şişlik ve morluklar birinci haftanın sonunda belirgin biçimde azalır ve işe dönüldüğünde fark edilmeyecek seviyeye geriler.

Ödem tamamen geçtiğinde burun son halini alır

Şişlik ve ödem, burnun cerrahi travmaya gösterdiği bir reaksiyon olup burun estetiğinin doğasında bulunur. Bu şişlikler ikinci günde zirveye ulaşıp zamanla inmeye başlar. Şişlik yer çekimi etkisi ile özellikle burun ucunda daha belirgin olur. Rinoplasti ameliyatlarından sonra burnun son halini alması, ancak şişlik ve ödemin tama yakın geçmesi ile ortaya çıkar. Bu süre kişiden kişiye değişmekle beraber ortalama 6 ay ile 1 yıl arası sürer. Ameliyat sonrası dönemde şişliğin geçmesi ve burnun son halini alması için hastanın kendine zaman tanıması önemlidir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here