Sefer Oruç: Çankırı Tuz Mağarasında Bir Genç Sanatçı Ve Tuzdan Heykeller

0
95

“Sanatsal tema ve üslup olarak genelde balık ve deniz teması üzerinde çalışmaktayım. Bozkır coğrafyası ve kültürü içerinde yetişmiş birisi olarak çocukluk döneminden itibaren deniz yaşamını ve kültürünü merak eden, sanatsal biçimde ifade etmek istiyorum. Görev yerim olan Çankırı Kaya Tuz Mağarası’nda kaya tuzu üzerinde çalışmalarımı sürdürmekteyim. Kaya tuzu, yataklarının, 256 milyon yıl öncesi, denizin çökelmesi ve o devirlerden itibaren denizlerin ya da kapalı havzaların kurumasıyla oluşmuştur. Bu eksende ironik düzeyde denizin, günümüzde bozkır olarak yer olması sanat manifestoma destek olmaktadır.”
“…dünya bir sahnedir.”
Shakespeare

Günümüz çağdaş sanat, geleneksel sanatlar ve hayat bağlamında nesne, malzeme, form ve mekan önemli bir unsurdur. Üslup, imgeleri yapıta uygun teknikte uygulayarak yapıt (sanatsal eserler) ortaya çıkmaktadır. “Açık Yapıt” adlı serinde, “sanat, dünyayı tanımaktan çok var olanlara eklenerek özgül yasalarını ve özel yaşamlarını çıkararak bağımsız biçimleri ve tümleyenlerini yaratmaktır.” diyor Umberto Eco.

Sanatçı doğaya sıradan bir göze göründüğü biçimiyle bakmaz, düşünce güncesiyle alt kavramlara inmek ve uygulamak ister. Eserlerinde görüntünün ötesine çıkarak kavramsal bir anlatım yönüne gider. Çağımızın getirdiği teknolojik konfor ve insanların büyük çoğunluğunun şehirlerde yaşaması, şehir hayatının getirdiği hızlı yaşam insanları doğadan uzaklaştırmıştır.

Eserlerimi üretirken genel anlamıyla doğal malzemeleri kullanarak sanat tüketicisine içerik, biçim dışında malzemeyle de mesaj vermek istemekteyim. Sanat üretimin ilk aşaması ve sanatsal hayatımda önemli yer tutan keçiboynuzundan balıklar metamorfoz serisi, ayçiçeklerinden yapmış olduğum ayyüzler serisi, bitki köklerinden figürler, eski kırsal yaşamda kullanılan doğal eşyalardan yapmış olduğum enstalasyonlar serisi ve son olarak da şimdi görev yerim olan Çankırı Kaya Tuz Mağarası’nda kaya tuzu üzerinde çalışmalarımı sürdürmekteyim. Kaya tuzu, yataklarının, 256 milyon yıl öncesi, Tetis Denizi’nin çökelmesi ve o devirlerden itibaren denizlerin ya da kapalı havzaların kurumasıyla oluşmuştur. Bu eksende ironik düzeyde denizin, günümüzde bozkır olarak yer olması sanat manifestoma destek olmaktadır.

Sanatsal tema ve üslup olarak genel olarak balık ve deniz teması üzerinde çalışmaktayım. Bozkır coğrafyası ve kültürü içerisinde yetişmiş birisi olarak çocukluk döneminden itibaren deniz yaşamını ve kültürünü merak eden, sanatsal biçimde ifade etmek isteyen biriyim.

Eserlerimin düşünce altyapısında kavramsal anlam ve ifadeler kullanarak eserlerimi üretmekteyim. Özellikle coğrafik yapının getirdiği şartlar ve etnik sosyal yapının özelliklerini de sentezleyerek anlamsal yorumlar elde etmek istemekteyim. Bu bağlamda, çalışmalarımda sanatsal açıdan da çeşitli disiplinler üzerinden bahsi geçen konuyu tartışmaya açarak çalışmalarımın izleyiciye soru sordurmasını ve izleyicinin de eserleri sorgulamasını hedeflemekteyim. Yaşamımızda kullanılmış ya da kullanılmakta olan bir gerek organik gerekse inorganik nesnelerde eserlerimi üretmekteyim. Eserlerimden birinin ismi “Anakronik”, eser iki bölümde oluşmakta. Alt bölümde gerçek yaşamda bulunan kedi, balık ironisini konu aldım; üst bölümde küresel ısınmayı konu aldım, ağaç dalları üzerinde balık kılçıklarını yerleştirerek küresel ısınmaya sürrealist bir dille dikkat çekmek istedim. Diğer bir eserimin ismini “Nem” olarak belirledim, malzeme olarak atık bir çekmeceyi kullandım. Çekmeceler insanların gizli nesneleri korumak için kullandıkları materyallerdir. Bu amaçla çekmeceyi deniz yaşamın barındırdığı bir resim ve kurumuş balıkları asarak düşünce alt yapımda bulanan deniz yaşamına atıfta bulundum.

Metamorfoz Balık Serisi
Keçiboynuzlarını başkalaşıma uğratarak balığa çevirerek organik nesneyi kavramsal biçimde yorumladım. Sanat yaşamı farklı ve özel kılan etmenler başında nesnenin formundan, dokusundan faydalanarak eserlerin üretimine farklı bakış açısı getirerek sanat tüketicisine mesaj vermektir.

Boynuzun gücü ve sağlamlığı, balığın yumuşak hareketli dokusu ve kültürlerde de bereketi temsil etmesi düşüncemi geliştirmişti. Boynuzu balığa çevirerek boynuzun sağlamlığıyla balığın hareketliliğini ve bereketliliğini sembolize şekilde eserlerime aktardım. Sanki suyun içinde ahenkle yüzerken bir anda bulundukları dünyadan, hava ve toprakla temasa geçtiklerinde ürperdiklerini, katılaştıklarını, adeta kaskatı kesildiklerini düşündüm.

Acaba boynuzları da alıp havadan ve topraktan uzaklaştırırsak bu sefer de denizin içinde balığa mı dönüşür? Yaşamı güzel kılan farklılıkların yarattığı armoni değil midir? Her şey aynı olsaydı yaşam bu denli akıcı olur muydu?

Çankırı Tuz Mağarası
Sanatsal gelişim ve deneyim açısından önemli bir yer ve çalışma kapsamında Türkiye’de Tuz Mağarası’nda sanat atölyesi bulunması ilklerden birisidir. Yer altında, yerin 150-200 metre altında Çankırı Belediyesi bünyesinde heykeltıraş olarak görev yapmaktayım. İlk etapta Çankırı ilini temsil eden çalışmalar ürettim. Çankırı Belediyesi Tuz Mağarası’nı kültür ve sağlık turizmine açma kapsamında çalışmalar devam etmektedir.

İlk etapta duvara keçi rölyefi işledim. Çankırı’nın isminin eski dönemlerde Gangaris, keçisi bol ülke anlamına gelmesi nedeniyle keçi rölyefi işledim. Heykel kısmında Hititleri temsilen bir çalışama (Tuz Mağarası’nın Hititler döneminden itibaren işletilen maden olması nedeniyle) yaptım. Anadolu Kaplan, eczacığın simgesini işledim. Anadolu Kaplan’ın sekiz buçuk milyon yıl önce Çankırı’da yaşayan hayvan türü olması: Çankırı Yapraklı Yolu üzerinde Prof. Dr. Ayla Sevim Erol başkanlığında yürütülen Çorak Yerler kazı alanında bulunan 8 cm dişi olan bir kaplan fosili Çankırı bulunmuştur. Anadolu’daki ilk Dâr-ûl Hâdis olan eser halk tarafından Taş Mescit olarak isimlendirilmektedir.

Biri yapı üzerinde, diğeri heykel görünümünde olan iki adet figürlü taş eserden birbirine dolanmış iki yılanın tasvir edildiği ve günümüzde “Tıp Sembolü” olarak kullanılan birinci parça yapı üzerinde bulunmaktadır. Çankırı Müzesinde sergilenen ikinci parçada ise günümüzde “Eczacılık Sembolü” olarak kullanılan kupaya dolanmış yılan figürü bulunmaktadır. Buna binaen kupaya dolanmış yılan sembolümün replikasını yaptım. Anadolu Selçuklular döneminde 21 Eylül 1281 tarihinde Çankırı’da Şeyh Hacı Bahaeddin tarafından kuşhane vakfiyesi kurulmuştur. Yazdığı Vakfiye Anadolu’nun en eski ve orijinal belgesidir. Kuşhane’yi temsilen heykel çalışması da yapmış bulunmaktayım. Şuan çalışmalar sergilenir konumda ziyaretçilerini beklemektedir.

Kaya Tuzu Deniz Balık Serisi
Kaya tuzunun denizlerin kapalı iç havzalarının çökelmesi sonucunda oluşması nedeniyle ve kendi sanatsal deniz teması üzerine çalışmaları yürütmem nedeniyle güzel bir portfolyo oluşturmama neden oldu. Eserler keçi boynuzu balık eserlerin kaya tuzu bileşimi, kaya tuzu üzerine negatif işleme usulü fosil balık teması, gerçek yaşam döngüsünde balık, hikaye, kitaplara atıfla denizcilik konuları üzerine de çalışmalarımı sürdürmekteyim.
“Baykuş Balık Yer Mi?” ismindeki çalışma da sanat tüketicisini düşündürme, araştırma, eleştirme imkanı sunmuştur.

“Özlem” ismindeki eserde bir bayan figürü ve kırmızı balık kullanılarak yapılan çalışmada denizci eşlerinin merakları, korkuları konu edinilmiştir. Figür, gözü kapalı düşünen bir bayan figürünün düşündüğü kırmızı balık, aşk ve sevgi bağlığını temsil etmektedir.
“Bellek” ismindeki eserde balık tutan bir el figürü işlenmiştir. Çalışmada malzemelerin sert yapısının dokusal olarak yumuşak dokuya dönüştüğünü izlenmekteyiz. İki organik yapının anı yaşatır etkisi dikkat çekmektedir. Balığın gerçek hayatta göstereceği etki anlık olarak sezdirilmiştir.

“Halikarnas Balıkçısı” ismindeki eserde fırtınaya karşı kendisini savunmaya çalışan figür dikkat çekmektedir. Bu eserde anlık yaşanacak doğal afete karşı izlenim ifade edilmiştir.
“Metafor” ismindeki eserde negatif biçimde fosil balık işlenmiştir. Üst kısımda eklenen parçayla dikey kompozisyon dengelenmiştir. Kaya tuzunun denizin çökelmesi sonucu oluşmasıyla balığın denize atıfla malzemeyle de birleşimi, kavramsal tanıma yardımcı olmaktadır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here