Op. Dr. Özlem Oğuz Güngör: Human Papilloma Vırus (Hpv) Ve Serviks Kanseri İlişkisi

0
58

HPV, cinsel yolla bulaşabilen hastalıklarda en sık karşılaşılan enfeksiyonlardan biridir. HPV taşıyan partner ile birliktelikte geçiş oranının %65 kadar yüksek olduğu bilinmektedir. HPV ile enfekte olmayan kadınlara göre, enfekte olanlarda serviks kanseri gelişme riski 250–400 kat fazladır. Bulaşmada en önemli faktör, partner sayısı ve enfeksiyonun alındığı yaşın erken olmasıdır. Özellikle ilk cinsel ilişki yaşının erken olması, HPV enfeksiyonu ve daha sonra gelişecek malign lezyonlar açısından oldukça önemlidir.

Serviks kanseri, muayene sırasında uygulanabilen tarama testleri ile erken tanı konabilen ve önlenmesi mümkün olan bir jinekolojik kanser türüdür. Erken dönemde serviks kanserine yakalanmış kadınların tanı konduktan sonraki 5 yıllık sağ kalımları %92 gibi yüksek düzeylerdedir.

Servikal kanser gelişimi için HPV’nin var olması gerektiği bilinmektedir ve serviks kanserlerinin %99,7’si HPV ile ilişkilidir.

Serviks kanserinde HPV dışındaki risk faktörleri, virüsle karşılaşma oranını veya virüs varlığının devam etmesine bağlı olarak kanser ortaya çıkma ihtimalini arttırabilir. Seksüel aktif bireylerin %70’den fazlası hayatlarının bir döneminde HPV’ye maruz kalmaktadır ve bunların da %70’den fazlası 15–24 yaş aralığındadır.
HPV’nin genital enfeksiyonlara neden olan 70’ten fazla tipi bulunmaktadır kanserojen özelliklerine göre iki gruba ayrılır. Birinci grupta “düşük riskli” olarak adlandırılan, genital siğillere neden olan HPV 6 ile 11 yer alır. İkinci grupta ise “yüksek riskli” olarak adlandırılan, kansere ve kanser öncüsü hücre bozukluklarına yol açan HPV 16 ile 18 yer alır.

Serviks kanseri uzun süren bir kanser öncüsü duruma sahiptir, bu nedenle birincil hedef bu öncül durumların doğru tespiti ve tedavisinin zamanında yapılmasıdır. Etkin tarama ve tanı testlerinin olması, ayrıca tespit edilen durumların etkili bir şekilde tedavi edilebiliyor olması bu hastalık için önemli bir özelliktir. Böylece kanser başlamadan teşhis edilebilmekte ve sağ kalım oranları yükselmektedir.

Servikal kanser tarama programları, hem kanser sıklığını hem de ölüm oranlarını azaltır. Ülkemizde smear test ve HPV DNA taraması gibi çeşitli yöntemlerle servikal kanser tarama programları geliştirilmekte ve taramaların topluma yayılması için güçlü çalışmalar yapılmaktadır.

Smear test, serviks ve vajen epitelinden dökülen normal hücreler ve hastalık nedeni ile değişmiş hücrelerin incelenmesine dayanan bir testtir. Kolay uygulanabilir, maliyeti düşüktür, girişimsel değildir, zarar vermez, duyarlılığı yüksektir. Ayrıca tedavi yükünü, hastalığa yakalanma ve bu hastalığa bağlı ölüm riskini de azaltan bir testtir.
HPV DNA testi, genetik inceleme ile mevcut tüm servikal tarama testleri içerisinde en objektif testtir. Son yıllarda gelişen bir test olan HPV DNA testi, diğer tarama yöntemlerine göre daha duyarlıdır.

Co-test ise servikal smear ve HPV DNA testlerinin eş zamanlı olarak çalışılmasıdır. Günümüzde 30 yaş üzerindeki kadınlara en çok önerilen tarama yöntemi olarak değerlendirilir. 30–65 yaş arasında kadınların beş yılda bir co-test ile taranması önerilmektedir.

Servikal kanser için en büyük risk hiç smear yaptırmamış olmaktır. Bu durumda yaşam boyu serviks kanserine yakalanma riski 1/100’dür. Tek bir negatif smear, kanser riskini %45 oranında, yaşam boyu alınmış dokuz adet negatif smear ise bu riski %99 oranında azaltmaktadır. Türkiye Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi Başkanlığı tarafından hazırlanan ve 2009-2015 yıllarını kapsayan kanser tarama programında serviks kanseri ulusal tarama programına alınmıştır.

Otuz yaş altındakilerde ise HPV enfeksiyonları yüksek oranda geçicidir ve primer korunmada profilaktik aşı uygulaması yer alır.

Kişinin cinsel yönden aktif olmadığı 9–13 yaş döneminde aşı uygulamasıyla yüksek düzeyde koruma sağlanır. HPV 6, 11, 16 ve 18 ile ilişkili olan kanser öncüsü lezyonlardan korunmada %100 sonuç vermektedir. Ayrıca siğillere karşı korunmada da aşının verimliliği %100’e yakındır. HPV aşısı, henüz Türkiye ulusal aşı takviminde yer almamaktadır. Uygulanma tamamen ailenin isteğine bağlıdır ve ücretlidir.

Çok önemli bir konu da şudur; aşı sadece HPV’nin belirli tiplerine karşı koruyucudur. Bununla birlikte cinsel yolla bulaşan diğer hastalıklara karşı herhangi bir koruma sağlamaz. Aşı olmak, smear taraması yaptırma gerekliliğini ortadan kaldırmaz ve düzenli jinekolojik muayene her zaman gerekliliğini korur.

HPV ile karşılaşma riskini azaltmak için bireylere cinsel hayata başlama yaşını geciktirmek, yaşam boyu partner sayısını düşük tutmak ve kondom kullanmak tavsiye edilir.

Son olarak, HPV dünyada ikinci sırada, Amerika’da ise en sık görülen cinsel yolla bulaşan enfeksiyondur. Ülkemizde elde edilen veriler her geçen yıl artmaktadır. Öncelikle korunmak, ardından uygun tarama yöntemleri ile serviks kanseri korkusundan uzaklaşmak mümkündür.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here