Gamze Kılıç

0
27

“Resim teknikleri sadece bir araçtır.
Bu araçları doğru kullanıp kendi üretmek istediğim eserleri kurallı
fakat duyumsadığım şekilde yansıtma çabam sanatımın temelini oluşturur.”

Kendinizden, sanat ve yaşam süreçlerinizden bahseder misin?
1995 yılında Gaziantep’te doğdum. Sanat yaşamım sürecindeki asıl dayanak noktasını, resim yeteneğimi fark eden ve olumlu yönlendirmeler yapan Ortaokul Resim Öğretmenim E. Serkan Parlak’a borçluyum. Sanat eğitimime ise 2009 yılında Gaziantep Ticaret Odası Güzel Sanatlar ve Spor Lisesi’nde başladım. Mehmet Akif Orçan, Müslüm Teke ve Hüseyin Yıldırım’ın atölyelerinde ders aldım. Liseler arası düzenlenen birçok yarışmadan aldığım birincilik, resim alanında daha azimli ve istikrarlı çalışmam için beni teşvik etti. 2013 yılında İnönü Üniversitesi Resim-İş Öğretmenliği’ni kazandım. Adnan Yalım’ın atölye öğrencisi oldum. Lisans eğitimim sürecinde birçok karma sergiye katıldım. Resim alanının her tekniğini öğrenmeye ve eserler vermeye çalıştım. Yağlıboya temel alanım olsa da suluboya üzerinde çalışmalar yaptım. 2017 yılında önce “Doğu’dan Batı’ya” adlı sadece suluboya işlerimin olduğu kişisel bir sergi açtım. Devamında ise aynı sergiyi İzmir’de Efes Müzesi içerisinde yer alan Hikmet Gürçay Sanat Galerisi’nde açtım.

2017 yılında İnönü Üniversitesi Resim Ana Sanat Dalı üzerine yüksek lisans yapmaya başladım. Türkiye ve Myanmar diplomatik ilişkilerinin 60. yıl dönümüne özel düzenlenen suluboya resim yarışmasında Türkiye’yi temsilen genç yetenek olarak seçildim ve katılmış olduğum sergide suluboya üzerine gösteri yaptım. Bireysel olarak otizmli ve engelli öğrencilere resim dersi vermekteyim.

Başlangıçtan bugüne gelirken resim sanatında hangi yollardan geçtiniz?
Sanat eğitimi sadece bir şeyler çizebilmek, güzel resim yapabilmek değildir. Almış olduğum eğitim bana güzel bakmayı, güzel görmeyi, araştırabilmeyi, düşünebilmeyi, sorgulayabilmeyi ve yeri geldiği zaman da eleştirel düşünebilmeyi öğretti.

Teknikler sadece bir araçtır. Bu araçları doğru kullanıp kendi üretmek istediğim eserleri kurallı, fakat duyumsadığım şekilde yansıtma fırsatı buldum. İzlediğim sanat yolumdaki asıl temeli bunlar oluşturdu. Bireyin her istediğine hemen ulaşması mümkün değildir. Bu sanat yolunda da geçerli. Sekteye uğradığım ve istediğimi yapamadığım çok şey oldu fakat daha çok çalışarak yapılamayacak hiçbir şeyin olmadığı da bir gerçektir. Sanat anlamında kısıtlı imkanların olduğu bir coğrafyada yaşıyorum. Yaşadığım alana sıkışıp kalmak yerine daha çok sergi, fuar ve sanat etkinliklerinde gezip, yer alıp, araştırıp doğru yolu bulmak üretmek ile çıkış yapabileceğimi düşünüyorum.

Sizin resminizi nasıl özetleyebiliriz ve vermek istediğiniz mesaj nedir? Bunları nasıl kullanıyorsunuz?
Kentin kaotik yapısını, bireyde bıraktığı kasvetli havasını soğuk renklerle ele alırken aynı zamanda yaşamın bir parçası ve salt gerçeği olduğu, içinde renkçi bir tavırla yorumlamaya çalışıyorum. Neolitik dönemle başlayan toplumsal yapılaşma, sanayi devrimi ile metropolleşen yaşam koşulları zaman içerisinde bugünün kentsel mimari yapılaşmayı ortaya çıkarmıştır. Kent insanlarının kitleler halinde yaşayabileceği düzeyde bir evre olup barınma ihtiyacı buna göre şekillenmiş, kendi içerisinde bir düzene sahip olan kentsel mimariler, katı estetikten yoksun ve bir Matruşka gibi birbirini tekrar eden yapılardır. Resimlerimde bu yapıları tek bir yönde kullanılan fırça darbeleriyle tek düzeliğe sahip fakat kendi içerisinde ise dinamiklerini barındıran bina yapıları olarak yorumlamaya çalışıyorum. Birbirine benzeyen binalar ve sonunu, devamlılığını kestiremediğimiz kent yapıları…

Kent konusunu resimlerimde ele alırken ilk dönem çalışmalarımda kasvetli, küt bina yapıları içerisinde birbirinden bir haber iletişimden yoksun, durağan insan figürlerini kullanıyordum. Son dönem resimlerimde ise bu figürleri resmimden çıkarıp o durağanlığı, tekdüzeliği sadece binalar üzerinde yoğunlaşarak vermeye çalıştım. Şehirlere olan göçler sonucunda gecekondulaşma da yoğun olmasına rağmen resimlerimde sadece yüksek, çok katlı ve iç içe geçmiş yapıları irdelemeyi seçtim. Çünkü gelecek hakkında sürekliliği olan kentsel yapılaşmalar bunlardır. Sayısı git gide artan, soğuk binalar!

Resimlerimin temelini aslında teknik açıdan da örnek aldığım transparan etkiye sahip resimler yapan suluboya sanatçılarını takip ederek oluşturdum. Türk resminde ise Kadir Ablak, Murat Akagündüz ve Hakan Gürsoytrak’ın resimleri kent resimlerine olan ilgimi artırmıştır.

Sosyal medyanın sanata etkisi ve gençlerin sosyal medya üzerinden sağladığı katkı nedir? Sosyal medya aracılığı ile dünyadaki tüm resimlere ulaşılmak kolaylaştı ama etkilenme de arttı. Düşünceniz nedir?
Sosyal medya üzerinden birçok sanatçının resimlerine ulaşma, görme, inceleme fırsatı yakalıyoruz. Birçok kaynağı bir arada bulma fırsatını veriyor. Hatta o eserleri üreten sanatçılarla irtibat halinde olmamızı bile sağlıyor. Kendi sınırlarımızda kalmayıp diğer bölgelerde hatta yurt dışında da sanat alanında yapılan faaliyetlere kolaylıkla ulaşmamızı sağlıyor. Fakat bunu doğru ve bilinçli kullandığımız sürece kendimizi gerçekleştirebiliriz. Etkilenmeler her bireyde oluyordur ki; zamanla sanat alanında denenmeyen yapılmayan bir teknik kalmadı. Biz gençlerin yapabileceği tek şey ise özgünlüğü yakalayabilmek için sosyal medyayı kullanıp daha çok araştırma yapmak ve buna kendi çabamızla çok çalışıp deneme ve yanılma yöntemiyle özgün eserler çıkarmak olmalıdır. Sosyal medyayı aktif olarak ben de kullanıyorum. Sanat alanında önemli eserler veren sanatçıları takip etme olanağı yakalıyorum. Sosyal medyayı yapmış olduğumuz resimleri paylaşma, eleştiriye sunma ve aynı yolda ilerlediğimiz arkadaşlarla etkileşim halinde olmamızı sağlayan önemli bir platform olarak görüyorum.

Türkiye’de yaşayan bir genç ressam olarak yaşadığınız sıkıntılar nedir? Sanatta özgünlük konusu hakkındaki düşünceniz nedir? Özgünlüğe doğru yol alırken yapmanız gereken ve izleyeceğiniz yol nedir?
Özgünlüğü yakalayabilmem için öncelikle temel sanat eğitiminin gerekliliği olan ve mutlaka denenmesi gereken röprodüksiyon yöntemidir. Bir tekniği, boya kullanımını, biçim, form ve dengeyi görebilmek ve uygulayabilmek için bu şarttır. Buna yönelik çalışmalar da yaptım. Bu süreci atlattıktan sonra kendimizi ifade edebileceğimiz konular seçip ona göre çalışmalar yapmak, deneme ve yanılmalar ile özgün işler ortaya koyabiliriz. Bu sadece teknik anlamda bir özgünlük değil temelinde felsefenin, bir düşüncenin de barındığı özgün eserler olmalıdır.

Türkiye’de yaşayan bir ressam olarak yaşadığım tek büyük sıkıntı sanattan yoksun bir coğrafyada yaşıyor olmak. Bu eksikliği gidermek için kendi çapımda uğraşlar verdim. Bu nedenle sosyal medya kullanımı kısmen de olsa tanınma, yeni eserler görme fırsatı konusunda yararlı bir uygulamadır.

Bir galeriye bağlı kalmadan genç ressamların tanınmasının zorlaştığını görüyorum. İyi resim yapmak, galeri sanatçısı olmak, tanınmak ve resimlerimi topluma göstermek için bunun gerekli olması hala aklımı karıştırır durur. Bunun gerekli olup olmadığını çözmüş değilim ve zaman içerisinde kavrayacağımı düşünüyorum.

Sanat, sanatçı ve ressam kavramlarının içeriği ve farklılığı nedir?
Sanat; yaşamın içerisinden çıkmış insanlığın bir ürünüdür. Yapmak, üretmek ve yeni bir şeyler ortaya çıkarmaktır, fakat bunu yapan her bireye sanatçı veya sanat yapıyor dememiz mantıksız olur. Çünkü tekrara düşen, özgünlükten ve biriciklikten yoksun eserler sanatın değil zanaatın temelini oluşturur.

Sanat ise; bireyin gördüklerini, işittiklerini uzun bir olgunlaşma süreci içerisinde işleyip eser olarak ortaya çıkarmasıdır. Günümüzde sanattan çok sanatçı var. Hatta kendini doğrudan sanatçı olarak nitelendirenler de var. Sanatçı çok üstün bir tanımdır. Bunu kişinin kendine yakıştırması çok saçma ve yanlıştır. Herkes ressam olabilir ve resim yapabilir fakat ”sanatçıyım ve sanat yapıyorum” diyemez. O konuma gelebilmek için çok uzun uğraşlar, emek ve zaman harcaması ve düşünsel anlamda kişinin kendini gerçekleştirmesi, özgünlüğünü yakalaması gerekiyor. Sanatçı sıfatını kişiye verecek olan yüksek bilgi düzeyine erişmiş olan toplumdur.

Önümüzdeki dönem yurt dışı ve yurt içi sergileriniz hakkında bilgi verir misiniz?
Geçmiş yıllarda sadece izleyicisi olduğum Artankara Çağdaş Sanat Fuarı’na bu yıl üyesi olduğum Yeni Nesil Sanat Topluluğu ile sanatçı olarak katıldım. Benim için önemli ve büyük bir deneyimdi. Bu fuar da, çizmiş olduğum sanat yolumda birçok sergide de olduğu gibi kendimi tekrar değerlendirmem ve yeni hedefler için fırsat oldu. Çok çalışarak düşünsel anlamda resimlerimin temelini sağlamlaştırıp yeni projelerde yer almaya çalışacağım.

Yurt dışı sergilerinde ise; on yıldır aralıksız düzenlenen Fabriano Suluboya Festivali dünyanın yetmişe yakın ülkesinden önemli suluboya sanatçılarının İtalya/Ancona/Fabriano’da buluştuğu bir sergide ülkemizi temsilen resimlerim yer alacak.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here