Fetih Spor Akademisi: Felsefeni Harekete Dök

0
602

Savunma sporlarına yabancı birinin bu sporlar ile tanışma anı, ileride sporun felsefesini hayatlarına uyarlayabilmeleri açısından oldukça önemli. Kurucuları milli takım antrenörleri olan Fetih Spor Akademisi’nin ekibinin tamamı hem alaylı hem de mektepli sporculardan oluşuyor. Savunma ve mücadele sporları hakkındaki bilgilerini bizimle paylaşan Fetih Spor Akademisi ekibinden Burak Beldek, Ankara Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi son sınıf öğrencisi ve profesyonel rugby oyuncusu. Aynı zamanda kuvvet ve kondisyon antrenörü olan Belek, bilim ve teknoloji çağında uluslararası rekabet gücüne erişebilmenin tek yolunun spor bilimlerinden geçtiğine inanıyor.

Fetih Spor Akademisi hangi branşları bünyesinde barındırıyor? Biraz Fetih spor akademisinden bahseder misiniz?
2013 yılında spor sevgisini ve bilincini kazandırarak spor yapma alışkanlığını yaygınlaştırmak, alanında yenilikleri takip eden değil yenilik üreten bir spor akademisi vizyonuyla çıktığımız yolda 6. yılımızı tamamladık. Ankara merkezli 7 tane spor salonumuz bulunmaktadır. Bünyemizde jimnastik, boks, kickboks, Muay Thai, MMA, Taekwondo, fitness, rugby, badminton branşlarını aktif olarak barındırmakta ve sporcu yetiştirmektedir.

Bununla birlikte daha önce spor yapmamış veya savunma sporları yapmak, öğrenmek isteyen yetişkin bireylere de eğitim vermekteyiz. En son Çukurambar Besa Kule’de Fetih Fight Team konseptiyle açtığımız salonumuzda savunma sporları eğitimi almak isteyen her yaş ve her insana hitap etmekteyiz.

Birçok branşta milli takım düzeyinde sporcumuz bulunmakta. Bunların çeşitli organizasyonlarda Dünya ve Avrupa dereceleri bulunmaktadır. Bayrağımızı ve İstiklal Marşımızı uluslararası arenada dalgalandırmak ve söyletmek için her gün çok daha fazla çalışıyoruz.

Dövüş veya savunma sporları denince akla ilk gelen olgu şiddet oluyor. Sizce bunun sebebi nedir? Spor şiddet içerir mi?
Öncelikle biz sporumuzu mücadele sporu veya savunma sporu diye adlandırmaktayız. Mücadele sporları, özellikle boks, köken olarak Antik dönem literatür ve terracotalar, resimler, vazolar, amforalar gibi arkeolojik kanıtlara dayanmaktadır. Bu dönem toplumlarında mücadele tamamen hayatta kalmak üzerine verilmektedir ve şiddet eğilimi gösterirler. Yani mücadele sporları denince akla şiddet gelebilir fakat sporun ortaya çıktığı dönemleri göz önünde bulundurmak gerekir.

Mücadele, zamanla yerini yarışmaya bırakmıştır. Mücadele sporları şiddet içermez, aksine şiddetten uzak tutar. Çünkü mücadele sporları felsefesi olan, tarihi, geçmişi olan sporlardır. Bu felsefede amaç şiddet veya zarar verme güdüsü değildir. Mücadele sporları ile uğraşan bireylerin daha sakin, daha dingin olduğu gözle görülür bir farktır.

Bu yanlış algıdan dolayı hep erkeklerle özdeşleştiriliyor. Kadınların mücadele sporlarında aldıkları veya almaları gereken yer hakkındaki düşünceleriniz neler?
Biz kendimizi öncelikle mücadele sporlarının doğru anlaşılmasına adıyoruz. “İnsanlardaki önyargıyı parçalamak, benim atomu parçalamamdan çok daha zor” diyor Einstein. Hem mektepli hem alaylı eğitmenler olarak bu yanlış algıyı kırıyoruz. Çünkü her türlü meslek grubundan her insanı artık mücadele sporu yaparken görebiliyoruz. Mücadele sporlarında eskiden yüzde 5’i geçmeyen kadın katılımcı sayısı artık yüzde 20 düzeyinde. Yeterli mi? Kesinlikle değil, dünya nüfusundaki kadın-erkek oranına denk olmalı ki bu da aşağı yukarı yüzde 50’ye tekabül ediyor. Ben bu orana inanıyorum. Bunun olması için mücadele ediyoruz.

Peki, en klişe sorudur “Gerçek hayatta ne işimize yarayacak?” Mücadele sporları hayatımızın neresinde, nasıl etkisini gösterir?
Yaşadığımız yüzyılı göz önünde bulundurunca gelişen teknoloji ile birlikte insan bedensel çalışmanın dışına çıkarak sürekli sabit ve işe odaklanarak çalışmakta. Baktığımızda 2-3 milyonluk zaman diliminde son 25-30 yıldır bu şekilde çalışmaktadır. Ve bu çalışma şekli insan anatomisine aykırıdır.

Sporu zaten mecburiyet olarak görüyoruz, fakat mücadele sporlarını daha çok öneriyoruz çünkü aerobik ve anaerobik kas gruplarını çalıştıran birkaç spor branşı bulunmaktadır. Mücadele sporları da bu gruba girer. Ayrıca gerçek hayatta daha mutlu olursunuz. Biliyorsunuz spor yapan kişide “mutluluk hormonu” da denen endorfin ve serotonin salgılanır, kendinizle barışırsınız, özgüveninizin yüklemesini sağlar ve bu da insanlara saygı ve sevgi eğiliminizi arttırır. Her şeyden önemlisi de mücadele sporları sizi kötü alışkanlıklarınızdan uzak tutar.

Bu sporları öğrenmek ve uygulamak için belli bir özelliğe sahip olmak gerekir mi? Herkes bu sporları icra edebilir mi?
Öncelikle mücadele sporları içeriğindeki teknikler açısından çok çeşitlilik gösterir. Bu çeşitli branşlar da kendi içerisinde sertlik derecesine göre ayrılır. Tabi ki belirli özellikleri taşırsanız çok daha hızlı yükselir veya başarılı olursunuz fakat spor olarak yapılacak herhangi bir mücadele sporunu büyük ölçüde herkes yapabilir. Tabi burada en önemlisi doğru antrenör, doğru branş ve doğru stil. Gençlik ve Spor Bakanlığına bağlı Federasyondan belgesi olan antrenörlerin seçilmesi spor yapacak kişinin her türlü hakkını savunabilmesini sağlamaktadır.

Bahsettiğimiz branşların fiziksel gelişime katkısının arkasında bir de felsefesi var. Yani, mücadele sporlarında hem bedenen hem de ruhen bir güçlenmeden bahsedebilir miyiz?
Mücadele sporları yukarıda da bahsettiğimiz gibi hem beden hem ruh sağlığına destek olmaktadır. Mücadele sporlarının en önemli iki kuralı “saygı” ve “disiplin”dir. Spora bu iki kuralla başlarsınız, zamanla ısınma, temel teknikler, güç, dayanıklılık, hız, estetik olguları üzerine bir sistemin içerisine girersiniz. Öğrendikçe de asla bırakmak istemeyeceğiniz bir tutkuya dönüşür.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here