Av. Elif Şahin Taşkın: Fevzi Bey’in Tevzii’si

0
41

Aslında her şey evden kahvaltı yapmadan çıkmış olmamdan kaynaklanıyor ya da bana öyle geliyordu. Mevsimlerden kış, aylardan Ocak, günlerden Perşembe. Her hafta başında olduğu gibi bu haftanın başında da duruşmaları tüm ofise dağıtmış, kendi payıma düşeni de almıştım. Tabiri doğru ise; tüm ofis bir duruşup gelecek, işlere kaldığımız yerden devam edecektik.

Kendimin kendime verdiği duruşma, sabahın kör saatinde. O kadar kör bir saat ki, sabah karanlığında yola çıkman lazım. ”Adliyenin muhteşem gluten komasına sokan tostundan yiyip, efsane çayından içerim” diyerek evden kahvaltı yapmadan çıktım. Adliye girişine geldim, avukat kimliğimi hayretleri şaşırtacak bir hızda çingene çadırından hallice çantamda buldum.. Dıııtttt, kapıdan geçtim ve mükellef kahvaltım için Adliye Kafeterya’ya geldim. Bir terslik olduğunu kapıya üç adım kala sezmiştim ki üç adımı atınca terslikle yüzleştim: ÇALIŞACAK KİŞİ KALMADIĞINDAN KAPALIYIZ. Tersten okudum, düzden okudum, üstten okudum, 3 adım geri çekildim bir daha okudum, fotoğrafını çekip arkadaşıma gönderip ona da okuttum. Her seferinde aynı şey yazıyordu. ”ÇALIŞACAK KİŞİ KALMADIĞINDAN KAPALIYIZ.” Peki, dedim; detayını sonra düşünürüm. Uzaklaştım.

Karnım aç, şekerim düşük. Telefon trafiği gerek yazılı gerek sözlü, çoktan başladı. Sinir sistemim çökmüş. Çalışacak kişi nasıl yok, burayı cezaevi işletmiyor muydu? diye düşünürken bir vatandaş yaklaştı. Hani kırk yıl düşünse, adliyede ne işi olur dedirtecek tipte, evdeki tüm bijuterisini çalmasınlar diye üstüne iliştirmiş, yaşı ilerledikçe incelen ve kırışan dudaklarında kırmızı ruju taşmış bir tip… Seslendi:

”Avukat Hanım, Avukat Hanım! Pardon, Fevzi Bey’in Bürosu nerede?’ Üstüme alındım, döndüm. Fevzi Bey mi? “ Evet, Fevzi Bey…”

Düşündüm, adliyede sorulunca bilinecek kadar ünlü Fevzi Bey kimdi? Ben neden tanımıyordum? Çıkaramadım Fevzi Bey’i. Döndüm; “Tanımıyorum Fevzi Bey’i” deyince, “Nasıl tanımazsın, davaları onun bürosunda açıyormuşsunuz” dedi.

Davaları biz kimin bürosunda açıyorduk, Fevzi Bey’in mi? Böyle bir bey hatırlamıyorum. Evet, bir süredir adliyeye sadece bazı duruşmalar için geliyordum ama davaları artık Fevzi Bey’in açacağı kadar önemli bir değişiklik olsa, hiç değilse ofisten birisi bana söylerdi. Ya da Baro ya da Bakanlık, ne bileyim bir yerden sms gelirdi.. “ Sevgili Avukatlarımız, davaları artık Fevzi Bey’in bürosunda açacaksınız…” Ama gelmedi.

Kırmızı rujlu kişi tekrar başladı “Ya siz orada dava açıp, sonra mahkemelere fevzi ediyormuş Fevzi Bey.” Fevzi Bey’in fevziisi… diye tekerledim kafamda. Bir anda döndüm “siz Tevzii Bürosu mu demek istiyorsunuz, biz Tevzii Bürosu’nda açarız dava. Oradan da mahkemesine tevzi edilir.”

”Evet” dedi. Ters ters baktı. Uzaklaştı. Beni benimle bıraktı. ”Tevzii Bürosu’ndaki Fevzi Bey. Ya da Fevzii Bürosu’nda Tevzii Bey. Neydi ya bunun adı? Tevzii Bürosu; tabii.. Fevzi’yi nereden çıkardı? Beni kendimden şüphe ettirdi sabah sabah.. Karnım hala aç. Çalışacak kişi de halen bulunamadığından kafeterya kapalı…” diye söylenerek asansörün önüne geldim. Sıhhiye’nin yarı nüfusu da asansörün önündeydi. Beklesem mi, merdivenle tırmansam mı düşünürken bir vatandaş yaklaştı. Bana doğru ilerledi : ”Avukat Hanım pardon, 3. kat üstte mi altta mı?” dedi. Biz -1.’de olduğumuza göre; 3. kat; üstte olmalıydı?! Bunu neden soruyordu, bu da mı sabah şakasıydı?

Bir vatandaş, 3. kattaki Tevzii Bürosu’na gitmek için bir asansöre 3 dakikada binebiliyorsa, Fevzi Bey bu asansörü -1. kattayken kaç dakikada boşaltırdı? Bilemedim.

Bildiğim tek şey, karnımın doyması gerektiği idi. Ama hala tost yapacak kimse yoktu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here