Uzm. Dr. Uğur Hamurcu: Tüp Bebekte Kişiselleştirilmiş Tedavi Uygulamaları

0
31

2009 yılından bu yana aileleri hayallerine kavuşturan Op. Dr. Uğur Hamurcu, tüp bebekle ilgili yaptığı araştırmalar ve aldığı eğitimler doğrultusunda hastalarına ”kişiselleştirilmiş tedavi uygulamaları” yapıyor. Ailelerin sevincini gördüğünde gururlandığını ve bu işi yapmaktan mutlu olduğunu belirten Hamurcu ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

Uğur Bey, öncelikle bu bölümü seçmenizdeki neden neydi?
İnsan ve bebeklere olan sevgim beni Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanlığı’na götürdü. Daha sonrasında çocuk sahibi olamayan ailelerin umutsuzluğu ve özlemleri bu konuda ”ne yapabilirim?” sorusu ile kendimi İNFERTİLİTE, İVF (in vitro fertilisation) – TÜP BEBEK uygulamalarında buldum. Tüp bebek uygulamalarında klasik tedavi protokollerinin sonuçları çok değiştirmediğini gördükten sonra Genetik ve Moleküler Biyoloji çalışmalarının tüp bebek başarısını artırabileceğini görüp hastalarıma kişiselleştirilmiş tedavi protokolleri uygulamaya başladım. KİŞİYE ÖZGÜ TEDAVİ PROTOKOLLERİ, genetik ve moleküler biyoloji tabanlı farklı uygulamaların yardımıyla bugün için çok daha iyi gebelik sonuçlarına ulaşabilmekteyim.

Bu zamana kadar yaptığınız tedavilerle kaç bebek dünyaya geldi?
2009 yılından bu tarafa aktif olarak tüp bebek ve infertilite tedavileri yapmaktayım. Hastalarımın büyük bir grubunun 3 siklus uygulama sonucunda hamile kaldığını gördüm. Kişiselleştirilmiş tedavi uygulamaları sayesinde hasta seçimini doğru yaparak gebelik oranlarında oldukça iyi sonuçlara ulaşmaktayım. Tahmin edileceği gibi; iyi bir tüp bebek uzmanı yanında iyi embriyolog ve embriyoloji laboratuvarı, erkek faktörlü olgularda iyi androlog ve güçlü genetik ve moleküler biyoloji desteği başarının artmasında kilit rol oynamaktadır. Buradan anlaşılıyor ki; başarıda tüp bebek uzmanı olarak benim kadar embriyologun, andrologun ve genetikçinin de payı vardır. İyi bir ekip ve çalışmanın verdiği haklı gururla, buradan bütün ekibi kutluyor ve selamlarımı gönderiyorum.

Zor şartlardan geçerek dünyaya gelen bebeklerin ailelerine kavuşmasına vesile olmak nasıl bir duygu?
Ailelere yardımcı olmak, yılların özlemini gidermek sadece beni değil tüm muayenehane çalışanlarımı ve laboratuvar ekibimi de çok mutlu etmektedir. Her bir başarılı sonuçta o ailenin bir üyesi kadar sevinmekte ve mutluluklarını paylaşmaktayım. Sonrasında, oluşan gebeliğin takibi ve doğum ile başarı ve mutluluğu taçlandırmaktayız. Asıl önemli olan bu aileler ile yaşam boyu süren dostluklar kurmak, doğum günlerinde, sünnetlerinde ve hatta sonraki bebek isteklerinde hatırlanmak, davet edilmek ve mutluluğun paylaşılması paha biçilmez bir duygu.

Tüp bebek tedavisine başvuran hastalarınızın sorunları hep aynı mı?
Çağımızın sorunu olarak gittikçe kendinden daha fazla bahsettiren konulardan birisi de AZALMIŞ OVER REZERVİ ve ERKEN MENOPOZ’dur. Günümüz genç yaştaki kızlarımızın önemli bir sorunu haline gelen erken menopoz; 40 yaşından önce yumurtalık rezervinin tükenmesine bağlı olarak gelişen adet görememe durumunu ifade eder. Yine azalmış over (yumurtalık) rezervi de; hastanın yaşına göre azalmış yumurta sayısı ve azalmış yumurta kalitesini ifade eder. 19. yüzyılda başlayan sanayi devrimi; hızlı ve bol üretimi getirirken çok ciddi stresi, çevre kirliliğini ve gıda kirliliğini beraberinde getirmiştir. Havada, sularda ve yediğimiz gıdalardaki ağır metaller ( kurşun- civa vb.), çevre kirliliği yaratan kimyasallar (Bisphenol-perklorat-phytalat ve pesticit vb.) ve genetiği ile oynanmış gıdalar hem vücut fonksiyonlarımızın düzenli çalışmasını bozarak hem de obeziteye neden olarak insan sağlığını tehdit ederken sperm ve yumurta hücrelerinin sayı ve kalitelerini kötü yönde etkileyip insanlığın geleceğini tehdit etmektedirler.

Dünyanın farklı bölge ve ortamlarında yapılan ağır metal ve zararlı kimyasal ölçümleri 30 yıl önce kullanımdan kaldırılmış kimyasalların dahi halen mikro çevre ve besinlerimizde olduğunu saptamıştır.

Vücudumuzun en özel ve hassas hücrelerinden olan sperm ve yumurta hücrelerindeki kalite ve sayı azalmaları gün geçtikçe artmakta ve buna bağlı olarak gebe kalmada zorlanma ve gecikmelerin yanında erken düşük oranlarında artış görülmektedir. Çağımızda daha çok infertil çift görmemizin nedenleri stres, ileri evlenme yaşı ve yüksek eğitimli kadın sayısının artmasının yanında çevre kirliliği ve genetiği ile oynanmış gıdaların insan sağlığına olan negatif etkileridir.

Çözüm ise; TOPLUMSAL FARKINDALIK yaratmaktan geçmektedir. Kız ve erkeklerimizin 20’li yaşlarda OVER VE SPERM REZERVLERİNİN değerlendirilmesi için uygun bir hekime başvurmaları atılabilecek ilk ve önemli adımdır. Bir İNFERTİLİTE hekimi bu konuda gerekli erken teşhis ve önlemleri alır. İyi bir anamnezden sonra yapılacak muayene ve testlerle (AMH – antral yumurta sayısı – FSH-LH vb.) hekim kararını verir ve durumu hasta ile beraber yönetir.

Tüp bebek tedavisini defalarca denemiş fakat başarılı olamamış ailelerle yeniden denemek nasıl bir süreç hem aile hem de sizin açınızdan?
KİŞİSELLEŞTİRİLMİŞ TEDAVİ UYGULAMALARI sözünden anlamamız gereken; hiçbir hastanın diğerine benzemediği, ön hazırlığının, uygulanacak tedavi şeklinin, ilaç seçimlerinin, klinik, laboratuvar ve genetik uygulamalarının farklı olması gerektiğini bilmektir. Tüp bebek uzmanının bilgi, tecrübe ve deneyimleri tam bu noktada önem kazanmaktadır. Farklı bilgi, yaklaşım ve tecrübesi olan hekimlerin sonuçları da daha başarılı olmaktadır.

Hastanın psikolojik durumu, erkek faktörünün varlığı, infertilite sebebi, önceki tedavi hikayeleri, tedaviye cevabı ve sonuçları; tedaviye yaklaşımımı belirlemede önemli faktörlerdir. Hiçbir detayı atlamadan ve gerekli konsültasyon desteklerini alarak yapılacak HASTAYA ÖZEL TEDAVİ uygulamaları başarıyı oldukça artırmaktadır. Dünya sağlık otoriteleri de tedavide ‘hastalık yoktur, hasta vardır’ yaklaşımını kabul etmekte ve KİŞİYE ÖZEL TEDAVİ (‘induvidual treatment’ veya ‘ tailoring of tratment’) protokollerini önermektedirler.

Peki, sizce tıbbi olarak hangi yaş aralığında anne olmak daha iyi?
Gün geçtikçe daha fazla bebeğin tüp bebek yöntemiyle dünyaya geldiğine şahit oluyoruz. Amerika Birleşik Devletleri’nde bir yılda doğan her 100 bebekten 3’ü tüp bebek yöntemiyle dünyaya gelmektedir. Türkiye’de halen faaliyette olan 145 tüp bebek merkezi vardır. Bunların 44 tanesi devlet üniversitesi veya eğitim araştırma hastanelerindedir. 101 tane tüp bebek merkezi ise özel olarak çalışmalarını yürütmektedir. Türkiye’de yılda 80 bin civarında tüp bebek yapılmakta ve 42 bin bebek dünyaya gelmektedir. Ben de Ankara’da çalışmalarımı yürütmekteyim. 12 yıldır yapmakta olduğum KİŞİYE ÖZEL TÜP BEBEK uygulamalarım ile 1500’e yakın bebeğin dünyaya gelmesine yardımcı olmaktan mutlu ve gururluyum. Merkezimizde ekibimle hastalarımıza güler yüzlü hizmet vermekten ve mutluluklarını paylaşmaktan çok gururluyum.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here