Tepkili Değil, Etkili Diyet!

0
500

Diyetisyenler artık sadece fazla kilolarından muzdarip olanların değil, kilo alamamaktan şikayetçi olanların ve sahip olduğu kiloyu korumak isteyenlerin de danıştığı kişiler. Bunun yanı sıra giderek hareketsizleşen günlük hayatımızda tükettiğimiz besinlerin dengeli ve ölçülü olması, sağlığımızı korumak için son derece önemli bir faktör. Güzelliği ile birlikte sağlığını da korumak isteyenler için geniş bir hizmet yelpazesine sahip Shine Beauty ailesinin üyelerinden biri olan Diyetisyen Aylin Güngör ile gerçekleştirdiğimiz keyifli sohbette diyetisyenlik mesleği ve beslenme üzerine konuştuk.

Öncelikle diyetisyenlik mesleğini seçme sebeplerinizden bahsedelim. Sizi bu tercihe sürükleyen sebepler nelerdir?
Lise döneminde kendimle bütünleştirdiğim birkaç meslek vardı. Bunlardan birisi de diyetisyenlikti. Üniversite tercih dönemimde diyetisyenlik de dahil olmak üzere bu meslekleri tercih eden kişilerle konuşma fırsatım oldu. İşte benim dönüm noktam aslında tam da buydu.

Shine Beauty markası çatısı altında çalışıyor olmak nasıl bir duygu?
Tam anlamıyla mükemmel diyebilirim! Şu anda hayal ettiğim bir çalışma ortamına sahibim. Alanında uzman kişilerle sıcacık bir aile ortamında çalışmak herkese kısmet olmaz. Bu açıdan kendimi çok şanslı hissediyorum. Sabah Shine’da elimde sıcak profesyonel kahvemle ve arkamda hafif müziğimle güne ışıl ışıl başlamak paha biçilemez!

Günümüzde pek çok diyetisyen ve beslenme uzmanı bu alanda faaliyet göstermekte, sizi diğerlerinden ayıran özellikler nelerdir?
Diyet ve diyetisyen denilince akla öncelikle zayıflama geliyor. Ben diyeti yaşam boyu devam ettirilmesi gereken sağlıklı beslenme biçimi olarak tanımlıyorum. Bu nedenle benim yazdığım diyetlerde yasak hiçbir şey göremezsiniz. Çünkü danışanlarım, verdiğim beslenme eğitimiyle istedikleri her şeyi yiyebilmeyi ve bunu dengeleyebilmeyi öğrenirler.

Yapılan araştırmalara göre Türkiye’de yüz erkekten yirmisi, yüz kadından kırkı obezite problemi yaşıyor. İlerleyen yıllarda bu oranın daha da artacağı konusunda endişe ediliyor. Bu konuda verebileceğiniz tavsiyeler nelerdir?
Obezite ne yazık ki çağımızın hastalığı. Hiçbir fiziksel aktivite yapmayan, 100 metre uzaklığındaki yere bile arabayla giden bir toplum haline geldik. Hele ki beslenmemize hiç mi hiç dikkat etmiyoruz.

Sağlıklı-sağlıksız ayrımı yapmadan lezzeti damağımıza hitap eden her şeyi tüketiyoruz ve bu alışkanlıklarımızı gelecek nesillere de aktarıyoruz. Bu konuda yapılabilecek en basit şey enerji yoğunluğu yüksek, işlenmiş besinler yerine doğal vitamin, mineral ve lif açısından zengin besinlere yönelmeliyiz. Ayrıca gün içerisinde aktif olmak bizi fit ve sağlıklı tutan önemli faktörlerden biri.

Ülkemizde ekmek tüketimi bir hayli yüksek. Bu hususta tamamen terkedilmesi konusunda sıklıkla tekrarlanan uzman görüşleri bulunuyor. Sizin ekmek tüketimi konusunda önerileriniz nelerdir?
Ben bir diyetisyen olarak ekmeğin tamamen terk edilmesi gerektiği düşüncesine katılmıyorum. Eğer ekmek tüketmeyin dersem Türkiye’nin en köklü üniversitesinde, her biri alanında uzman hocalarımdan aldığım 4 yıllık eğitimime saygısızlık etmiş olurum.

Paracelsus’un bir sözü vardır: “Her şey zehirdir, mühim olan dozdur.” Ben bu görüşe inananlardanım. Ekmek için de aynı şey geçerli. Gün içerisinde kişinin ihtiyacı ölçüsünde ekmek yemesinde hiçbir sakınca görmüyorum. Tabi, altını çizmekte fayda var; ekmek tüketmeyi sevenlere vitamin, mineral ve lif içeriği daha yüksek olan kepek, çavdar, tam buğday ekmeği tüketmelerini tavsiye ediyorum.

Son yıllarda görsel ve yazılı basında alternatif tıp uygulamalarıyla zayıflamanın yöntemleri anlatılıyor. Siz bu tür uygulamalara nasıl bakıyorsunuz?
Sizin de söylediğiniz gibi son dönemde alternatif tıp yöntemleri oldukça yaygın bir şekilde kullanılmakta. Özellikle akupunktur, fitoterapi, ozon tedavisi gibi yöntemler bir hayli yaygınlaşmış durumda. Benim de bir dönem çok değerli hocam Prof. Dr. Deniz Demiryürek’in yanında akupunktur ile obezite hastalarını takip etme şansım oldu.

Alternatif tıp yöntemleri kişiyi zayıflatmanın yanı sıra psikolojik olarak da destekler. Fakat bütün bu tedavilerin temelinde beslenme mutlaka yer almalıdır. Çünkü kişi, bu tedavilerle ideal kilosuna ulaşmış olsa dahi beslenme alışkanlıklarını değiştirmediği sürece verdiği kiloları kısa sürede geri alacaktır.

Son olarak dergimiz okuyucularına beslenme konusunda vereceğiniz tavsiyeler nelerdir?
Verebileceğim en güzel tavsiye, sağlıklı beslenmeyi yaşam felsefesi haline getirin. Gün içerisinde sebze ve meyve tüketmeye özen gösterin.

Sebze ve meyveler bizi gün içerisinde tok ve zinde tutan ana besinlerimizdir. Ayrıca öğün atlamamak ve yeterince su tüketmek metabolizmamızı canlı tutacak ana etmenlerdir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here