Fzt. Kaan Akın: Bel ve Boyun Fıtığı Kabusunuz Olmasın

0
184

Başkent Üniversitesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü’nde tamamladığı lisans eğitimini manuel terapi alanına yoğunlaştırarak IKOMT manuel terapi okulunda pekiştiren Fzt. Kaan Akın, merkezi Almanya’da olan bu okulda eğitmen olma yolunda ilerlerken
Başkent Üniversitesi’nde de uzmanlık eğitimini sürdürmekte. Tecrübeleri üzerine en etkili tedavinin her hastaya özel ilgi gösterilmesiyle sağlanabileceğini savunan Fzt. Kaan Akın, bel ve boyun fıtığı konusunda merak edilenleri yanıtladı.

Kaan Bey, bel ve boyun fıtığının bu kadar yaygın görülmesinin sebebi nedir?
Günümüzde çoğu meslek grubu bel ve boyun fıtığı için yüksek risk altındadır. Çalışma şartları uzun süre masa başında ve hareketsiz olmayı gerektirdiğinden dolayı omurganın bazı bölgelerine aşırı miktarda yük biner. Bunun sonucunda omurganın bu bölgelerinde fıtıklar, sinir sıkışmaları ve eklem kitlenmeleri gibi rahatsızlıklar oluşmaktadır. Bununla birlikte telefon ve tabletlerde geçirilen sürenin fazlalığı, bu hastalık için ciddi tehdit oluşturmaktadır.

Baş pozisyonunun uzun süre gövde önünde durması, başın ağırlığının gövdeye aktarılmasına değil de boyun bölgesindeki eklemlere ve kaslara yüklenmesine neden olur. Bu durumu ilk safhada boyun düzleşmesi olarak görmekteyiz ve sonrasında da koşullar değişmezse ciddi eklem ve disk problemleri kaçınılmaz olmaktadır.

Bir diğer parametre de stresli yaşamdır. Genel olarak stresin sadece zihinsel olarak bir yük olduğu düşünülse de bedensel olarak vücudumuza ciddi zararlar vermektedir. Stres düzeyi uzun süre yüksek olan bireylerde dokuların kan dolaşımı azalmaktadır.

Kan dolaşımının azalması dokuların yapısal kalitesini düşürür ve sakatlanma ihtimalini artırır. İnsan vücudundaki kan dolaşımı en az olan yerlerden biri omurgadaki disklerdir. Bu fizyolojik duruma ek olarak bir de stresin yarattığı etki ile bu disklerin beslenmesi bozulmakta bunun sonucu olarak daha kolay hasarlanmakta ve iyileşememektedir. Kısacası modern şehir yaşamının getirdiği hareketsiz yaşam ve çalışma koşulları omurga problemlerinin oluşmasında büyük paya sahiptir.

Peki, fıtık belirtileri nelerdir? Her ağrı fıtık habercisi olabilir mi?
Öncelikle fıtığın ne olduğunu anlatmak isterim. Fıtık kelimesi Arapça’dan dilimize geçmiş olup aslında yırtılmış, sökülmüş anlamı taşımaktadır. Boyun ve bel fıtığında ise yırtılma, vücut ağırlığının aşağı doğru aktarılmasında görev alan omurlar arasındaki küçük yastıklarda olmaktadır. Bu harabiyet sonucunda yırtılan yastıkların içinden çıkan jelimsi yapı elektrik kablolarına benzeyen sinirlere baskı yapar. Görevi bilgi almak ve aktarmak olan sinirlerin basılanması sonucunda çeşitli şikayetler oluşur. Bu şikayetler ilk olarak hissetme duyusunun tam algılanamaması ile başlar; hasta bu durumu uyuşma, karıncalanma olarak hissederken daha sonra sinir görevini yapamaz hale geldiğinde ciddi güç kayıpları veya kasılmalar oluşmaktadır.

Genel olarak hastalarda fıtık varlığını, daha doğrusu problemlerin kaynağını fıtık olarak düşünmek için 4 parametrenin aynı anda bulunması beklenir. Bunlar; sabah tutukluluğu ve hareket ile tutukluğun azalması, uyuşma ve karıncalanma, güç kayıpları ve his kayıplarıdır. Kişilerin ağrı hissetmeleri sadece fıtığın habercisi değil, belki bir eklem problemi ya da kas spazmı gibi birçok sebebin de habercisi olabilir.

Bel ve boyun fıtığında ameliyat kaçınılmaz bir tedavi yöntemi midir?
Öncelikle bu hastalığın 4 ana evresi vardır. Evreleme yapılırken fıtığın büyüklüğü ve taşma miktarı göz önüne alınmaktadır. Hastalığın evresi belirlendikten sonra hastanın şikayetleri ile birlikte ameliyatın gerekliliğine beyin cerrahları tarafından karar verilir. Burada en önemli nokta hastanın günlük yaşam kalitesindeki düşüş ve evreleme sisteminde varılan sonuçtur. 3 ve 4. evre disk fıtıklarında yine hastanın durumuna göre ameliyat gerekebiliyorken genellikle hastalığın ilk iki fazında konservatif yöntemler dediğimiz ameliyatsız tedavi yöntemleri kullanılarak iyileşme sağlanabilir.

Bu yöntemler rahatsızlığın her evresinde uygulanabiliyor mu?
Ameliyatsız tedavi yöntemleri rahatsızlığın her evresinde uygulanabilmektedir. Burada belirleyici nokta hastanın şikayetleri ve klinik bulgularıdır. Hastanın değerlendirmesi sonucunda manuel terapiye uygunluğuna ve tedavi amacına karar verilir. Bu süreçte kısa vade ve uzun vade hedefleri belirlenir. Kısa vadede ağrıyı geçirmek, kasları gevşetmek gibi parametreler düşünülürken uzun vade hedefleri kişileri günlük yaşamlarında tam bağımsız kılmayı amaçlar.

Ameliyatsız tedavi yöntemleri fıtık teşhisi koyulan her hastaya uygulanabiliyor mu?
Fıtık teşhisi, hekimler tarafından MR görüntüsüne göre konulmaktadır. Fakat hastanın MR görüntüleri ile şikayetleri uyumlu olmayabiliyor. Burada uyumdan kastım, omurgadan çıkan her sinir kendine has bir bölge boyunca seyreder, fıtık teşhisinin konulduğu omurga seviyesi ile hastanın şikayetlerini ilgilendiren omurga seviyesi tutarlı olmalıdır. Hastanın şikayetlerinin temel kaynağı olarak bel ve boyundaki disk fıtıklarının ya da omurgadaki diğer problemlerin ayrımı yapıldıktan sonra ameliyatsız tedavi yöntemlerinden biri olan manuel terapi her durumda uygulanabilmektedir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here