Dövüş Sporları Denilince Nehar Eren

0
2480

Yurt içi ve yurt dışı aldığı eğitimlerle Türkiye’de dövüş sanatı alanında aranılan isim olan Nehar Eren, hayatı boyunca sporla ilgilenmiş ve özellikle de Uzakdoğu sporlarında uzmanlaşmış başarılı bir isim. TRT Belgesel’de ”Savunma Sanatları” programında sunuculuk da yapan Eren, Wing Chun eğitimlerini de kendisi veriyor. Ankyra Wolt Sports Club içinde Nehar Eren Martial Arts Academy’i kuran Nehar eren burada hem eğitmenlere hem de savunma sanatına gönlünü verenlere ders veriyor. Nehar Eren ile Uzakdoğu sporları ve hayatı hakkında konuştuk…

Öncelikle Nehar Eren kimdir?
Ben Ankara merkezli yaşayan, olabildiğince dünyayı tanımaya ve dolaşmaya çalışan bir spor eğitmeni, yakın koruma, self defans eğitmeniyim, aynı zamanda da yarı zamanlı belgesel sunucusuyum. Her ne kadar öğrenim hayatım doktora seviyesine kadar farklı yollarda gitse de hayatımda liseden beri spor ve aksiyon hep oldu.

Hindistan, Tayland, Filipinler, Amerika, Meksika, Küba, Malezya, İran, Srilanka, Ukrayna, Polonya, ve tabi ki Türkiye’de birçok farklı eğitmenle çalışma şansım oldu. Uzakdoğu sporlarında esas uzmanlığım Wingchun ve Escrima. Arnis ya da Kali adıyla da geçer. Filipinlere ait; sopa, bıçak gibi aletlerin kullanımını içeren ve Filipin boksu diye de adlandırılan bir savaş sanatıdır.

Wingchun’u Emin Boztepe ile çalıştım. Kendisi zaten bu konuda dünyaca ünlü, bu sektörde en çok tanınan Türk eğitmendir. Kendisini birçok film ve dizide görmüşsünüzdür. Escrimada eğitimini Rena Latosa’dan alma şansım oldu. Kendisi Latosa Escrima System’ın kurucusudur. Sistemi bütün dünyada saygınlığı olan bir sistemdir. Yakın korumada ise yolumu Agun International Security System’ın Genel Müdürü Çağdaş Agun çizmiştir.

Benim hayattaki şansım; bana örnek olacak kişilerin yolumu açmasıydı, Wingchun’da Emin Boztepe’ye denk gelmem bir şans iken bodyguardlık eğitimlerinde de Çağdaş Agun ile çalışmam bulunmaz bir fırsattı. Onu da Ankara’da Uzakdoğu sporlarından tanımaktaydım, onun yönlendirmesi sayesinde bodyguardlık üstüne eğitimlere katıldım, Türkiye’de VIP koruma eğitimi, defence and restraints; Ukrayna’da Tiger ve Spetynaz kampında counter terör eğitimi, European Security Assoation tarafından close protection ve combined firearms tactics; Eagle-Med System’den tacticsl casualty care course ve en önemlisi Agun International Security Solutions’ın close protection, combat medic ve basic security and high risk driving eğitimlerinin sınavlarını geçtim ve başarıyla tamamladım.

Agun Security bana sadece eğitim vermekle kalmadı aynı zamanda birçok starın yanında bana çalışma ve deneyim kazanma şansı verdi. Onlar sayesinde Iron Maiden, Lang Lang, Rihanna, Hugh Jackman, Dream Theather, Massive Attack, Sami Yusuf gibi starların koruma ekibinde çalışma şansım oldu.

Şu anda EBMAS Emin Boztepe Martial Arts System adı altında Türkiye’de birçok farklı şehirde eğitmenlere ve öğrencilere seminer ve ders vermekteyim, Agun International Security System adı altında da aktif olarak yakın koruma eğitimi almakta ve sahada uygulamaktayım.

Ayrıca Ankara’da Ankyra Wolt Sports Club altında Nehar Eren Martial Arts Academy ismiyle Uzakdoğu sporları dersleri vermekteyiz. Bunların dışında da TRT belgesel kanalının ”Savunma Sanatları” adlı belgeselinde sunuculuk yapmaktayım.

Nehar Eren Academy’nin kuruluşu nasıl oldu?
Akademimin planları esasında çok eskiye dayanıyor. Ben lisede spor yaparken bile ”Türkiye’de çalıştığımız sporları dünya standardına çıkartabilir miyiz?” sorusunu soruyordum. Wingchun’a başladığım sezonlarda da standardı nasıl yükseltebileceğimizi hep araştırdım. Gerçi arkadaşlarım benimle çok dalga geçerlerdi o zamanlar, çünkü daha Türkiye’de çalıştığımız sporlarda usta yokken ben usta olma planımı yapıyordum. Hatta tesadüfen kendi organizasyonumuzda Master ünvanını Türkiye’de ilk alan kişiyim 🙂

Zaman geçtikçe, ulaşmak istediğim hedeflere yaklaştıkça artık dünya standardına gelebileceğimi düşündüğüm bir salonda bu işi organize etme şansı yakaladım. Şu anda akademimiz altyapı ve eğitim kalitesi anlamında çok iddialı bir akademi. Akademimizde; Boks, Kickbox, Escrima, Wingchun, çocuklar için Uzakdoğu sporları ve İtalyan stili uzun kılıç eğitimi verilmekte. En yakın zamanda BJJ ve birkaç farklı ekolü daha (Brazilian Jui jitsu) akademimize eklemeyi düşünmekteyiz.

Nehar Eren Academy olarak kayıtlarda bazı prensipleriniz var sanırım. Bundan bahseder misiniz?
Akademiyi kurduğumuzda önceliğimiz akademinin eğitim standardını yükseltmek ve farklı geçmişlerden gelen sedanter ya da profesyonel birçok sporcuyu belli bir yere getirebilecek bir ekol yaratmaktı. Bu yüzden ticari kaygımız olmadan hareket ettik ve aylık üyelik yapmak isteyen hiçbir öğrenciyi kabul etmedik ve yıllık eğitim sistemine yöneldik. Bu sayede okulumuza gelen kişilerin aldıkları dersin bir verimi olacak ve bizden ayrılırken bir şeyler öğrenmiş olarak ayrılmalarını sağlayabileceğiz diye düşünüyorum. Derslerimizin çoğunda 2 eğitmen ders vermekte ve eğitmenler benden dersle ilgili ne talep ederlerse karşılamaya çalışmaktayım. Önceliğimiz; eğitmenlerin ve öğrencilerin hedeflerine ulaşması. 2 yıl içinde eğitmenlerimizden bir ikisinin Las Vegas’ta profesyonel bir maça çıkmasını planlıyoruz. Belki de Ankara’da bir ilk olacak. Çocuk Uzakdoğu sporlarında, sayı limiti ve yaş aralıkları belirledik. Böylece derse gelen öğrencilerin gelişimlerini çok daha sağlıklı takip edebilmekteyiz.

Wingchun’la tanışmanız nasıl oldu?
Uzakdoğu sporları hep dikkatimi çekiyordu ama liseye kadar başlama şansım olmadı. Lisede judo ile başladığım Uzakdoğu sporları dışında zaman içinde hayatım bazı farklı sporlarla da devam etti ve bir hayat tarzı haline geldi. Kısa süreli de olsa cappoeira kick box ve boks eğitimi alma şansım oldu ama bunlar çok amatör seviyelerde tabi ki. Bir insanın bunların hepsinde birden ustalaşma imkanı yok elbette. Ardından lisede Joe Hyams’ın zen ve savaş sanatları adlı kitabımda duyduğum ama bir türlü eğitimini alamadığım Wingchun’u üniversitede buldum. O zamanlar birçok farklı eğitmenle çalıştım, birkaçı dışında doğru düzgün bu sporu bilen biriyle tanışma ve çalışma şansım olmadı.

Bir gün bir arkadaşımdan dergilerde ve televizyonlarda gördüğümüz Sifu Emin Boztepe’nin Türkiye’ye geleceğini duydum ve e-mail attım. Ankara’ya geldiği zaman kendisiyle tanışma ve antrenman yapma imkanı buldum ve o günden beri wingchun eğitimime hiç ara vermedim. Sayesinde birçok usta ve öğrenciyle çalışma şansı da edindim. Sadece bizim organizasyonumuzda dünyada 600’den fazla eğitmen var ve 40’tan fazla ülkede eğitim vermekteyiz. EBMAS sayesinde Meksika, Küba ve Amerika’nın değişik eyaletlerinde birçok yerde birçok eğitmenden eğitim aldım ve aynı zamanda seminerler verme şansını yakaladım.

Nasıl bir spor Wingchun?
Wingchun fazla bilinmediği için her zaman ”bu spor nedir?” sorusuyla karşılaşıyorum. Çok basit bir anlatımda Çin boksudur diye geçer ama genel olarak Uzakdoğu sporlarının kişisel savunmaya yönelik ringe çıkma ya da madalya kazanma amacı içermeyen, hıza dayalı bir savaş sanatı diyebilirim. Spor diyemiyorum çünkü herhangi bir kural içermiyor. Genelde görsel reflekslerin yetişemeyeceği yakın temasın olduğu sokak senaryolarına uygun bir eğitim programıdır wingchun. Eğitimin içinde bazı ekollerde Filipin boks, bıçak ve sopa kullanımı da gösterilir. Kadınların da rahatlıkla yapabileceği bir stildir.

Deneyimlerinize dayanarak insanlar en çok hangi dala ilgi gösteriyorlar?
İnsanlar sadece Türkiye’de değil dünyada da genel olarak kısa sürede ilerleyebilecekleri, sokakta uygulayabilecekleri eğitimler istiyorlar. Bu tabi ki bizim akademimizin ana hedefi değil. Akademimizin ilk hedefi; insanların yaşam kalitesini artırmak ve sevdikleri bir çeşit antrenmanda uzmanlaşmalarını sağlayarak onları bir yıl önceki hallerinden daha ileriye taşımaktır. Unutmamak gerekir ki hiç kimse fiziksel kapasitesini ileriye taşımadan ve çalıştıklarını uygulamadan haftanın 2 günü 1 saat hafif bir antrenman yaptı diye kendini zor koşullara hazır hissetmemelidir. Bunu size empoze eden eğitmenlerin kredibilitelerini de ciddi bir şekilde araştırmanızı tavsiye ederim.

Belgesel sunuculuğu deneyiminiz de var. Bundan bahseder misiniz?
TRT belgesel kanalının ”Savunma Sporları” belgeselinin sunucusuyum. Şu anda 20 bölümlük bir anlaşmamız var. Türkiye’de, tarihinde ilk defa bir Uzakdoğu sporları belgeseli serisini çekme şansını yakaladım. Beni e2 medya şirketi tercih etti ve TRT’ye dış yapım olarak projemizi sunduk, kabul aldık ve ekrandayız. Çekimlerimizin yarısını bitirdik, önümüzdeki yıl 11-12 ülkeye daha gitmem gerekecek tabi.

Belgeselimiz fikir olarak basit, uygulamada bir hayli zor bi iş. Dünyada yapılan otantik sporların ana vatanlarına gidip orada tanınan ustalardan eğitim alıyorum. Gerekirse aralarında yaşıyorum ve belli bir süreden sonra da oradaki eğitim alanlarla stiline bağlı olarak müsabakaya çıkıyorum ya da bir çeşit testten geçiriliyorum. Şu ana kadar çok ilginç yerlerde çok değişik eğitimler aldım. ”Dangal” filminin çekildiği yerlerde gidip müsabaka yaptım, Tayland’da Muaytai maçına çıktım. Ukrayna’da at binip kılıç kullandım. Hindistan’da dünyanın en eski sporunu denedim, İran’da Şiilerin arasında eğitimlere katıldım, çölde kılıç eğitimi aldım ve gelecek sezon daha farklı yerler planlıyoruz.

Ekran önünde olmak benim hiç alışmadığım bir şey tabi ama zamanla uyum sağladığımı düşünüyorum. Bu projenin Türkiye’den çıkıp dünyada bazı farklı kanallara satılcağına da inanıyorum. TRT Belgesel’in yeni sezonunun önemli projelerinden biriyiz diye düşünüyorum. Çok emek verdik ve ekipçe gerçekten çok farklı deneyimler yaşadık. Çok yakında da yaptığımız belgeselde kullandığımız müziğin klibi çıkacak. Evre Ünsal ile beraber çektik. Klibimizi beğeneceğinize inanıyorum çünkü Türkiye’de hiç alışılmadık bir tarzı olacak.

Peki, İtalyan stili kılıç eğitimi nedir?
İtalyan uzun kılıç eğitiminde 14. yüzyılda yaşamış Şövalye Fiore d’ei Liberi’nin yazdığı Il Fior di Battaglia (Savaş Çiçeği) kitabındaki teknikleri yorumluyor ve çalışıyoruz.

İtalyan stili kılıç eğitimiyle eskrimin farkı nedir?
Modern bir spor olan ve modern kılıçlarla yapılan eskrime kıyasla, biz 14. yüzyılda Avrupalıların savaşta ve düellolarda kullandıkları teknikleri çalışıyoruz. Fiore’nin sistemi; uzun kılıcın yanı sıra güreş, hançer, mızrak ve uzun saplı balta tekniklerini de içeren, tam bir savaş sanatı.

Tarihe baktığımızda kılıç kullanmak hayati önem taşıyordu ama şimdilerde bir spor. Ne gibi faydaları var kılıç eğitiminin?
Günümüzde uzun kılıç, tarihi Avrupa Savaş Sanatları içinde en popüler, neredeyse her ülkede turnuvaları olan bir branş. Çalışmalarda yapılan egzersizin sağlık açısından yararlarının yanı sıra, sporcularımızın ülkemizi uluslararası turnuvalarda temsil etme şansları da bulunuyor. Türkiye’deki ilk uzun kılıç turnuvası bu Nisan’da İstanbul’da yapılacak.

Biz sporu genelde sağlıklı yaşamak ya da kilo vermek için yapıyoruz ama sizin yaptığınız artık mesleğe giriyor. Keyifli bir iş mi?
Spor ve Uzakdoğu sporları artık benim için bir yaşam tarzı haline geldiği için hayatımda çok farklı bir yerde tabi ki ve hiç kimseden de böyle bir özveri beklememekteyim. Ben her zaman derim; benim mesleğim sevilmeden yapılabilinecek bir meslek değildir, dışarıdan çok güzel görünse de birçok zorluğu yanında taşıyan bir mesleğe sahibim. Normal hayat standardına sahip bir kişiyi psikolojik ve fiziki olarak çok zorlayabilecek bir meslek kolundayım. Hayatım hiç durmadan ülke ve şehir değiştirerek, eğitim alarak ve vererek geçiyor. Birçok kez aynı gün içinde farklı şehirlerde antrenman yaptığımı bilirim. Dünyada ve Türkiye’de onlarca farklı salonda, onlarca eğitmenle antrenman yapmışımdır. Hiç bitmeyen bir tempo bu ama tabi ki ben çok memnunum. Çünkü biliyorum ki ne zaman ”oldum” dersem o zaman ilerlemem duracak. Sanıyorum ben hayatımın sonuna kadar bu yolda öğrenmeye aç bir şekilde yaşayacağım.

Sizlere de tavsiyem; bu yola giriyorsanız birçok özveride bulunmanız gerektiğini bilin. Amatörce yapılan sporda da önceliğiniz hayat kalitenizi yükseltmek olsun. Spor salonundan sakat ayrılmamak önceliğiniz olsun 🙂

Hiç pişman oldunuz mu bu işten? ”Keşke şu mesleği yapsam” dediğiniz zamanlar var mı?
Tam tersi iyi ki yapmışım dediğim anlar çok oldu. ”Dangal” filminin çekildiği yerlerde oradaki sporcularla çılgın bir kondisyon antrenmanı yapıp, Srilanka’da filleri ananasla beslerken Ukrayna’da at üstünde kılıç sallarken, Hindistan’da ormanda vahşi maymunların yanında gerçek ustalardan kemer kılıç nasıl kullanılır öğrenirken, Filipinler’de bir sopa ustasının evinde kalıp beraber kullacağımız sopayı sıfırdan rattandan (bir çeşit bambu) yaparken ve bunun gibi birçok yerde hep bunu dedim “ben ne kadar şanslı bir insanım” ve tabi ki benim burada ne işim var 🙂

Türkiye’deki sporculara ya da eğitmenlere tavsiyeniz nedir?
Türkiye’de sporcularla ilgili bir sorun olduğunu sanmıyorum. Genelde hatanın biz eğitmenlerde olduğunu düşünüyorum. Bizler kendimizi geliştirmeye çalıştıkça alttan çok daha başarılı öğrenciler yetiştireceğimizden eminim. Sporculara tavsiyem; hep uzun vadeli ve kalıcı düşünsünler. Eğitmenlere tavsiyem; bu bir çeşit öz eleştiri de sayılabilir, olabildiğince edindiğimiz bilginin sahibi olmadığımızı, sadece bu bilgiyi aktarma görevimiz olduğunu ve önemli olanın aktardığımız bilgi olduğunu hatırlamaya çalışmalıyız.

Unutmamak gerek; ne zaman ”olduk” dersek o gün ilerlememiz bitecektir…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here