Çok Yönlü Bir Sanatçı: Nur Sağlamer

0
458

Sanat camiasının, görsel sanatlarda Uluslararası Sanat Buluşmaları organizasyonlarından, “Yarım Kalmış Hikayeler”inden tanıdığı ressam, yazar, şair, tasarımcı Nur Sağlamer ile sizler için sıcacık bir söyleşi yaptık.

Uluslararası Sanat Buluşmaları ile ilgili sorularıma geçmeden önce neden resim tarzınıza “Yarım Kalmış Hikayeler” ismini verdiğinizi anlatır mısınız?
İnsanlar her sabah dünden kalan hikayesini yazmaya devam etmek üzere güne, “merhaba” der. O doğmadan başlamıştır hikayesi yazılmaya, devamını yazmak artık onun işidir, hayattaki yoludur. Bu hikaye değişik renklerde devam eder. O renkler zaman zaman, iç içe girer yeni renkler oluşur değişik tonlarda. Bazen de ebru gibi birbirine karışmadan renkler yan yana, iç içe geçen halkalar olur, lale olur, sümbül olur, bulut olur, nokta olur. Bazen tuval olursunuz bazen ebru teknesi. Değişim halindedir hikayemiz daima. Ve bu hikayede nokta yoktur. Yıllar yılları kovalar sonra bir gün, çiçek olursunuz, O çiçek değişir başka bir formda hikaye yazılmaya devam eder. Her canlı ve her cansız, hikayeler barındırır bünyesinde, hepsi de özgündür.

Taşların hikayesi milyarlarca yıl önce başlamış. Elime bir taşı aldığımda milyarlarca yılı almış oluyorum. Düşünebiliyor musunuz 4,5 milyar yılın ürünü var elimde. Bu çok heyecan verici bir duygu. Bazıları hikayelerini gizler bazıları da üzerindeki çizgilerle, renklerle, oyuklarla, çıkıntılarla hikayelerini size anlatmaya çalışır.

İşte ben yıllarca hikayelerini dinledim taşların. O kadar çok şey anlattılar ki, bazıları da “ben yarım kaldım hadi beni tamamla” demeye başladılar. Önce kirpiklerimden fırçamla tamamlıyordum yarım kalmış hikayeleri ama sadece ben görüyordum, ben dinliyordum o hikayeleri. 20 yıl önce o hikayeleri insanlarla paylaşmaya karar verdim ve fırçamı elime aldım, boyalarımla dokunmaya başladım.

Onların hikayesini tamamlamaya başladım ve böylece dünyanın en eski hikayeleri, en eski resimlere, tablolara dönüştü. Önce çakıl taşlarıyla başladım hikayeleri tamamlamaya sonrasında kayrak taşları eklendi bu sohbete. Son zamanlarda kuru ağaç dallarında, tahtalarda da yarım kalmış hikayelerin olduğunu gördüm, onların da hikayesini tamamlamaya çalışıyorum.

“20 yıl önce o hikayeleri insanlarla paylaşmaya karar verdim” dediniz. Nasıl başladı bu paylaşım?
Önce arkadaş çevremde ve 2004’te açtığımız HavaSuPark isimli butik otelimizdeki atölyemde konuklarla… Ve sonra keşfedildim. İlk sergimi 2006’da davet üzerine Bahçeşehir Üniversitesi Beşiktaş Kampüsü’nde açtım. Sonra Akdeniz Üniversitesi Olbia Sanat Galerisi’nde, Antalya Arkeoloji Müzesi’nde, Expo 2016 Antalya’da, BASAD’da (Bakırköylü Sanatçılar Derneği) toplam 8 kişisel, 9 karma sergi. “Yaratıcılık” üzerine yaptığım söyleşilerde de minik sergiler açtım. Sergi açmakta biraz tembelim sanırım ya da fazla seçiciyim.

Antalya Kumluca’da yaşıyorsunuz ve ‘’Uluslararası Sanat Buluşmaları’’ gerçekleştiriyorsunuz. Bu fikir nasıl oluştu?
İstanbul’dan 1999’da kaçarak Antalya’ya yerleştik. İstanbul’un kalabalığı, trafiği, iş hayatının yoğunluğu İstanbul’u sevmemize rağmen terketmemiz gerekliliğinini düşündürdü bize. Burada orman içinde bir köyde yaşıyoruz. Eğer İstanbul’dan gelip de burada doğanın içinde yaşıyor olmasaydık “Yarım Kalmış Hikayeler”i göremezdim. Doğanın içinde yaşamak insanın algılarını açıyor. Bu nedenle taşlardaki yarım kalmış hikayeleri görebildim. İstanbul’da yaşamaya devam etseydik ben yine işten, güçten zaman bulabildikçe kendi halinde resim yapan, desen çizen biri olarak kalacaktım.

Organizasyondan biraz konuşalım…
Organizasyonu bahar aylarında yapıyoruz, okulların açık olduğu tarihlerde. 12 gün sürüyor sanat buluşmalarımız. Sanatçılarımızla açık atölye günleri, okullarda söyleşiler yapıyoruz. Sanatseverlerin, özellikle çocukların, gençlerin sanatçılarla tanışmalarını, birlikte resim yapmalarını, sohbet etmelerini sağlıyoruz. Usta sanatçılarımızla, genç sanatçılarımızı bir araya getiriyoruz. Genç yetenekler keşfedip onlara destek olmaya çalışıyoruz. Sanat üzerine uzun sohbetler çok aydınlatıcı oluyor herbirimiz için. Bölgemizin tarihi, turistik yerlerini gezdirip, tanıtımına destek oluyoruz. 12 gün sonunda ürettiğimiz eserlerle sergiler açıyoruz.

Hangi ülkelerden sanatçılar katıldı bugüne kadar?
Polonya, Slovenya, Nepal, Azerbeycan, Hindistan, İran, Tunus, Gürcistan, Japonya ve daha birçok ülkeden katılımcılar oldu.

Türkiye’den katılan sanatçılardan birkaç isim sorsam?
Yaşar Çallı, Hasan Pekmezci, Şükran Pezmezci, Hikmet Çetinkaya, Savaş Simitli, Hüseyin Macar, Alaybey Karoğlu, Hande Akalın, Belgin Akın, Çiğdem Çallı ilk anda aklıma gelenler.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here