Tasarımlarıyla Mekanları Hikayeleştirenler: LRT İç Mimarlık

0
456

Yaptıkları işe aşık iki tasarımcı Ayşe Büşra Akgün ve M. Lerzan Özge Özdemir Orman. Mesleki birikimlerini, işlerine duydukları sevgi ve saygıyla harmanlayarak kurdukları LRT İç Mimarlık’ta müşteri odaklı tasarım hizmeti sunuyorlar. İmzalarını attıkları tüm işlerde müşterilerinin hayalleri ve ihtiyaçları başrolde, bu yüzden de hayata geçirdikleri projeler benzersizve kişiye özel. Biz de Ankara Life Dergisi olarak onları daha yakından tanımak için kendilerini ofislerinde ziyaret ettik.

Bize kısaca işinizden bahsedebilir misiniz? İç Mimarlar hangi alanlarda, kimlerle ve kimin için çalışır?
Özge: Öncelikle bu soru için teşekkür ederim. 2017 senesinden beri yürüttüğüm İç Mimarlar Odası Ankara Şube II. Başkanlığı ve daha öncesinde de iki sene yürüttüğüm Şube Sekreterliği görevlerimde benim de öncelikli amacım İç Mimarlık mesleğini olabildiğince her mecrada tanıtmak oldu.

Toplumda İç Mimarlar’ın sadece belli bir sosyo-ekonomik düzeye hitap ettiği gibi maalesef yanlış bir kanı mevcut. Mesleğimiz hem bireysel uygulamaları hem de kamu güvenliğini kapsar. Konuttan tutun da günlük hayatınızda girdiğiniz her mekan, iç mimarinin alanına dahildir. İç Mimar’ın asli görevi doğru malzemeyi, doğru fiyata temin ederek tüm süreçte doğabilecek aksaklıkları engellemek ve doğru uygulamayla da müşterilerine zaman kazandırmaktır.

Bizler sadece renk ya da obje seçici değiliz. İnsan refahına uygun, sosyo-kültürel, sosyo-psikolojik ihtiyaçlar doğrultusunda kaliteli işler ve mekanlar üretmekle yükümlüyüz. Bu anlamda İç Mimarlık dışarıdan her ne kadar eğlenceli olarak gözükse de, aslında güzel sanatların en ciddi disiplinlerinden biri.

İşlerini aşkla yapanların mesleklerinde daha başarılı oldukları tartışmasız bir gerçek, siz mesleğinizin hangi yönlerine aşıksınız?
Büşra: Asla durağan ve rutin olmamasına. Her günümüz birbirinden başkadır. Danışanlarımız değişir; istekler, tasarlanacak mekanlar, malzemeler değişir. Her günümüz hep hoş bir meltem esintisi gibidir.
Özge: Ben “virüs”ü, daha çocukken mimar olan teyzemin ofisinde kaptım. Onların çok sevdikleri fakat sürekli telaşlı üretim süreçleri beni içine çekti. Büşra’ya katılıyorum, sürekli bir devinim var ortada. Bazen meltem, bazense kasırga.

Sanat, bilim ve modanın dahil olduğu bir üçgende üretmek heyecanınızı hiçbir zaman kaybetmemenize neden oluyor. Bir gün dedektifsiniz, bir gün psikolog, bir gün alışveriş arkadaşı. Her gün birilerinin hayatına dokunarak sihir yapmak ve danışanların gözünde o ışığı görmek herhalde bu mesleğin en büyük motivasyonu.

Birbirinden çok farklı projeleri hayata geçirdiğinizi biliyoruz. Müşteri odaklı tasarımın en önemli unsurları nelerdir?
Büşra: Hiç tanımadığınız bir ruhun hayalini en iyi şekilde yansıtabilmek için iyi bir gözlem yeteneğiniz ve sosyolojik kişisel analiz yapabilme yetiniz olmalı.

Danışanlarımızla ilk tanıştığımızda onların oturuşlarından el hareketlerine; kullandıkları aksesuarlardan ayakkabı tarzlarına kadar en ufak detayı analiz edebilmeliyiz. Tasarlanacak mekanda gözlemler yaparız; nasıl hareket ediliyor, nelere ihtiyaç var. Işık ve ses gibi çevresel faktörler de işler bir tasarımın olmazsa olmazıdır.

LRT İç Mimarlık’ı diğer firmalardan ayıran en önemli yönler neler?
Büşra – Özge: Birbirimizden karakter olarak çok farklı olsak da, derin temelleri olan, çok esaslı bir ruh ortaklığına sahibiz. Birbirimize her zaman yeni şeyler katabilmemiz, birbirimizi yorumlamayı sevmemiz, ikimizi ve işlerimiz daima dinamik ve enerjik tutuyor.
Bunun yanı sıra on yılı aşkın meslek hayatımızda konut, ofis, sağlık mekanları, konaklama mekanları, eğitim kurumları gibi birbirinden çokça farklı mekanlar üretmiş bir tasarım ofisi olmamız da projeleri çok boyutlu irdeleyebilmemizi sağlamaktadır.

Hayat verdiğiniz mekanlarla, her bir müşteriniz için ona özel, emsalsiz bir hikaye yaratıyorsunuz. Bu hikayeleri oluşturmak için siz nereden ilham alıyorsunuz?
Büşra: İkimizin de ilham yolları birbirinden çok farklı. Özge, kendini klasik müzik eşliğinde sulu boyaları ya da çamurla doyururken ben hız ve adrenalin peşindeyim.

Keşke ben yapsaydım dediğiniz ulusal ve uluslararası bir proje var mı?
Özge: Tabii ki hayranlıkla izlediğimiz projeler var ama hayvanları çok sevdiğimiz için kendi hassas imzamızı atarak bir hayvan barınağı tasarlamayı çok isterdik.

Geleceğe dair projelerinizden bahsedebilir misiniz?
Kendimizi doğru şekilde yönlendirerek emin adımlarla yürümek ve büyümek.

Türk tasarımını dünyaya tanıtarak, iki Türk kadın tasarımcı olarak adımızı uluslararası arenada duyurmak en büyük amacımız. Gidilecek çok yol, yapılacak çokça sihir ve yazılacak bir sürü hikaye var…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here