“SİBEL”in Sessizliği Damla Sönmez’in Islığında Can Buldu

0
445

Sımsıcak enerjisiyle ekranlarda, beyazperdede ve sahnede başarılı performanslara imza atan Damla Sönmez ile Karadeniz’de ıslık diliyle konuşan ve eksikli muamelesi gören Sibel adındaki bir kızı canlandırdığı “Sibel” filmindeki başarılı performansını, filmle buluşmasını ve filmi, genel hatlarıyla bu keyifli sohbette konuştuk. Meraklılarına hemen söyleyelim; “Sibel” 22 Şubat’ta vizyona merhaba diyecek. Sıcakkanlı ve bir o kadar çevresine pozitif enerji saçan güzel oyuncu Damla Sönmez ile sohbetimizden merak edilenler şimdi sizlerle birlikte!

“Sibel” filmiyle buluşman nasıl gerçekleşti ve seni “Sibel” karakterini oynamaya cezbeden şey ne oldu?
“Sibel” projesi bana çekimlere başlamadan 2 yıl önce geldi. Yapımcı Marsel Kalvo beni aradı. Yönetmenlerimiz Çağla ve Giullaume’den bahsetti ve ellerindeki hikâyeyi anlattı. Çağla ve Giullaume, Karadeniz Kuşköy’de yaşayan, 25 yaşına gelmiş ve sadece ıslık diliyle konuşan bir kızın hikayesini anlatacaklarından söz ettiler. Senaryoyu bir an önce görmeyi çok istedim çünkü ülkemizde bu tarz kadın hikayeleri çok az yapılıyor. Ben o sırada ıslık çalmayı hiç bilmiyordum ve senaryo yazım çalışmaları sırasında ben de ıslık çalmak için çalışmalara başladım. 1,5 yıl sonra senaryo ile geldiler ve okuduğumda daha çok etkilendim. Daha sonrasında hazırlık ve çekimler için Giresun Kuşköy’e gidip gelmeye başladık.

Filmin içerisinde Sibel çok fazla şey yaşıyor. Filmde Sibel’in karaktersel yolculuğuyla ilgili neler söylersin?
Sibel bir yanıyla çok yabancı, bir yanıyla da çok tanıdık birisi aslında. Bu tanıdıklığı da hepimizin içinde ‘Sibel’ yanımız olduğunu fark ederek anladım. İlk baktığımız zaman kadın meselesi desek de herhangi bir şekilde ötekileştirilen, dışlanan, yaşadığı toplumun normlarına göre olmayan veya var olduğu toplum tarafından kabul görmeyen insanların yüzü aslında.

Sibel’de kendini dışarıya ispatlama mücadelesi varken bu tamamen kendi iç yolcuğuna dönüp kendini bulmaya gidiyor. Uğursuz olarak görülüyor köyde Sibel ama o üzgün olmaktansa öfkeli olmayı tercih etmiş. İnsanlara düşman gibi davranmaktansa kendini ispatlamak için mücadeleye giriyor. Halk tarafından korkutulan, ormanda bulunan kurtlar var. Sibel de bütün o kendini kötüleyenlere rağmen sırtında tüfekle “Ben o kurdu yakalayacağım, sizi kurtaracağım ve kendimi de ispat edeceğim” demeye çalışıyor film boyunca.

Sibel, bir anda karşısına çıkan gizemli kişi “Ali” ile birlikte aşkı da tadıyor. İlk başta kapılarını kapatsa da, aralıyor zaman geçtikte sanki…
Bu durum Sibel’in köyle de yaşadığı bir şey aslında. Karşımıza yabancı biri çıktığında onu merak edip araştırmak yerine korkuyoruz ve kaçıyoruz. Sibel ilk başta karşılaştığı yabancı birine temkinli davranıyor tabi ki. Sibel’in aşk olarak yaşadığı şeyin ilk defa başka bir gözle görülmek olduğunu düşünüyorum. Gerçekten onun varlığını kabul eden ve gözünün içine bakan biri yok etrafında. Bu yabancı gözünün içine bakınca Sibel de mutlu oluyor ve kapılarını Ali için açıyor bir bakıma.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here