Türkiye’nin Sayılı Hastanelerinden PETCODE HAYVAN HASTANESİ

0
895

Evimize aldığımız kedi ya da köpeklerle kurduğumuz iletişim sonrasında onlar bizim çocuklarımız oluyor. gün içinde bir yere gittiğinizde ya da iş yerinizde yanınızda götüremediyseniz eğer kokusunu bile özlüyorsunuz Her şeyi onlar için yapar hale geliyorsunuz ve en önemlisi de onların sağlıklı olması için kendiniz için gittiğinizden daha fazla kontrole götürüyorsunuz. Bu noktada da seçtiğiniz klinik ya da hastane sizin içinize sinecek bir yer olması gerekiyor elbette. Hayvan sağlığı konusunda ismini Avrupa’ya kadar duyurmuş olan Pet Code Hayvan Hastanesi, tam teşekküllü bir hastane ve çocuklarınızı kendi çocuklarıymış gibi sahiplenerek ilgileniyorlar. Detayları PetCode sahibi Veteriner Hekim Dr. Ateş Barut’tan öğrenelim…

Ateş Bey, biz biliyoruz ve hayranız ama bilmeyen okurlarımız için PetCode Hayvan Hastanesi’nden bahseder misiniz?
PetCode Hayvan Hastanesi, 1400 m2’lik kullanım alanı ile Türkiye’nin en büyük hayvan hastanelerinden biri ama bu çatının büyüklüğünden çok bu çatı altında yapılan işler ve kurtarılan hayatlar önemli. PetCode Hayvan Hastanesi kendi manyetik rezonans görüntüleme (MR) cihazına, bilgisayarlı tomografisine (BT), hemodializ cihazına, tam steril ameliyathanesine, fizik tedavi rehabilitasyon ünitesine ve tam teşekküllü laboratuvarına sahip bir hastane. Yani Petcode Hayvan Hastanesi, hem eksiksiz medikal donanımı ile çok büyük bir yatırım hem de uzman hekimler tarafından mesleki hizmet kalitesinin hep yukarı taşındığı bir kurum.

Biz burada sadece medikal donanımımıza değil insana yatırım yapmaya çalışıyoruz. Örneğin; hastanemiz bu çatı altında kendi uzman cerrahlarımız tarafından yapılan total kalça protezi, beyin tümörü, disk fıtığı, omurga kırığı ve katarakt cerrahisi ve bunlar gibi çok önemli ameliyatlarla tüm Balkan ülkelerinde tanınan bir hastane ama PetCode’da kedi ve köpeklerinize basit bir dikiş dahi atılacak olsa bunu sadece cerrahi uzmanı bir hekim, steril şartlarda ve en iyi şekilde yapar. Çünkü bizler işimizi ve hayvan sağlığını her şeyden fazla ciddiye alıyoruz. Bu bakış açısı bizleri yükseltiyor.

Burada birçok hastanızın rutin muayenelerinin yanı sıra bir de ağır rahatsızlığı olan hastalarınız da oluyor. Hatta ne yazık ki bazılarını kaybediyoruz. Bu bir veteriner olarak sizi nasıl etkiliyor?
Evet, Petcode’a sadece Ankara’dan değil Türkiye’nin her yerinden hastalar getiriliyor ya da hekimleri tarafından sevk ediliyor. Hatta son birkaç ay içinde Arnavutluk’tan, Avusturya’dan, Dubai’den, Katar’dan hastalar getirildi. Tabi ki bu hastaların tamamı çok kötü vakalar ama biz tüm imkanlarımızı seferber ederek onlara yardımcı olmaya çalışıyoruz.

Maalesef hayatın hayvanlara verdiği ömür çok kısa ve her hayvansever bu gerçekle eninde sonunda yüzleşmek zorunda kalıyor. Bu konuda gerçekçi olmak zorundayız ama bu gerçek her hayvanın mümkün olan her tedavi şansını hak ettiği gerçeğini de değiştirmiyor. Biz veteriner hekimler, tüm hayvanların yaşam hakkına saygı gösterip onlardan vazgeçmeyerek onları hayatta tutmaya çalışıyoruz.

Ben bir hastalıkla mücadele ederken yaşam süresini uzatmak kadar yaşam kalitesini arttırmanın da önemli olduğuna inanıyorum. İleri yaşta ya da çok ciddi bir rahatsızlığa sahip bir hastayla karşılaştığımda onu çok uzun süre yaşatamayacağımı biliyorum ama acı çekerek ya da kabaca sürünerek ölmemesini, çok sevdiği ailesiyle keyifle ve ağrısız bir süre daha yaşamasını sağlayabiliyorsam başımı yastığıma rahat koyabiliyorum.

Pet Code’da çalışan hekimlerin hepsinin evinde evlatları var mı? Birlikte çalıştığınız kişilerde böyle bir şart arıyor musunuz?
Ben yıllardır hem çalışma arkadaşlarıma hem de tüm genç meslektaşlarıma mutlaka birer kedi ya da köpek evlat edinmelerini tavsiye ediyorum. Hasta sahiplerimizin bu küçük canları hayatlarında koydukları yeri anlayabilmek, bu mesleği iyi yapabilmenin ilk şartı ve bu sevgiyi anlayabilmek de ancak hayatı bir hayvanla paylaşabilmekle mümkün.

Türkiye’deki sokak hayvanı sorunundan kısaca bahsetmek ister misiniz?
Sokak hayvanları maalesef ülkemizin tarihsel bir sorunu. Osmanlı imparatorluğu zamanından beri bu topraklarda sokak hayvanları var ve yönetimler bazen ciddiyetle bazen de umursamazca bu problemle mücadele etmeye çalışıyorlar. Öncelikle şunu kabul etmek lazım; sokak hayvanlarının varlığı sadece bizler gibi hayvansever insanların sorunu değil kentlerimizin ve ülkemizin sorunu.

Çöp sorunumuz, çevre kirliliği sorunumuz, su sorunumuz gibi bu da hep beraber çözülmesi gereken bir sorun. Çünkü biz şehirlerimizi bu hayvanlarla paylaşıyoruz. Yıllarca bu canlar yaşam hakkına ve refahına saygı gösterilmeden öldürüldüler, zehirlendiler, toplanıp birer esir kampına dönüşmüş barınaklara tıkıldılar ama hala bu sorun çözülmedi. Bu şekilde çözülmeyecek çünkü bu hayvanların inanılmaz bir üreme kapasitesi var.

Bir çift kedi ya da köpek 5 yıl içinde binlerce yavrunun atası oluyor. Artık bu gerçek ışığında bu sorunun daha insancıl şekilde çözülmesinin zamanı geldi ki tek yol toplumda hayvan besleme ve sevme kültürünün yaygınlaştırılması ve sokaktan hayvan sahiplenme mantığının insanlara anlatılması.Yani her platformda ‘’satın alma sahiplen’’ demek lazım.

Peki, biz sokaktan bir can evlat edindik diyelim, bakım süreci nasıl oluyor? Alışması için nasıl davranmamız gerekiyor?
Öncelikle Türkiye bir enfeksiyon cenneti. Sokaktan bir hayvan aldığınızda sağlıklı olduğuna emin olmalısınız. Bir veteriner hekim muayenesi, belki bir süre gözlem altında tutma ve koruyucu hekimlik uygulamaları çok önemli.

Alışma evresi ise sevginizi ona gösterip güvenini kazanmanızla ilgili bir süreç. Bu canların çoğu uzun süre kötü muameleler görmüş, taş atılmış, kovalanmış, dövülmüş hayvanlar ama unutmayın; her kedi ya da köpek bir bireydir ve sevgi ile her sorun halledilir.

Veteriner Hekimlik’in en fazla keyif aldığınız yönleri nelerdir?
Ben veteriner hekimliği mesleğinin her gününden keyif alıyorum çünkü ben hayvanları çok seviyorum. Tıbbı da çok seviyorum ve bu iki sevginin buluştuğu nokta veteriner hekimlik mesleği. O yüzden işimi yaparken çok mutluyum.PetCode Hayvan Hastanesi’nde hastalarımı tedavi etmek için ihtiyacım olan tüm teknik imkanlara ve mükemmel bir ekibe sahip olduğum için mesleğimi yapmak çok daha keyifli. Ayrıca iyileştirmenin insana verdiği o muhteşem his tabi ki bambaşka. Ölmek üzere ya da felç bir şekilde getirilen bir hayvanın önünüzde tekrar koştuğunu gördüğünüzde hissettiklerinizi anlatacak bir kelime yok.

Bazı hekimlerin çok sık ötenazi yaptığına dair genel bir rahatsızlık var, sizin ötenazi konusundaki düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz?
Aslında ötenazi sadece ülkemizde değil tüm dünyada çok tartışılan bir kavram. Eğer tıbben yapılabilecek bir şey varsa tabii ki her hayvan bunu hak eder ve her hayvana bu şans tanınmalıdır. Ancak ileri derecede akciğer metastazları olan kanser hastaları, ameliyat edilemeyecek beyin tümörleri, iyi bakılamayan sürüne sürüne tüm vücutları yaralarla kaplanmış felçli hastalar ve bunun gibi tedavisi olmayan durumlarda hayvanların acı çekerek ölmesini izlemek kabul edilebilecek bir durum değil. Bizler bir kedi ya da köpeği kendimiz için değil onların yaşam kalitesine katkı sağlamak için tedavi etmeliyiz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here