Son Yılların Yükselen Değeri Biyoenerji ve Alternatif Destek

0
27

Nasıl spora, kuaföre, hatta markete domates almaya gidiyorsunuz. “Biyoenerji almaya gidiyorum” demek de artık böyle bir şey. Bir 21. yüzyıl ihtiyacı ve yeni normali. Peki, biyoenerji seansı sırasında neler oluyor? Kafanıza takılan her şey bu yazıda.

Bundan 20 yıl önce “Biyoenerji almaya gidiyorum, döneceğim” diye bir cümle kursam, sanırım beni deli zannederlerdi. Oysa şimdi devir fazlasıyla değişti. Terimsel olarak ‘yaşam enerjisi’ kelimesine alışıldı. Hatta çoktan gündelik hayatımıza girdi bile! Bir başka deyişle hayatı anlamaya dair binbir türlü enerji tekniği, eski öğreti, ne varsa merak ediliyor. Yani spritüellik eskiden marjinaldi, şimdi normal oldu. Bu yüzden de “Biyoenerji almaya gidiyorum” demek, eskinin “Bakkala üç kilo domates almaya gidiyorum”u kadar doğal. Ve dahası üç kilo domates kadar ihtiyaç. Yine de kafalarda soru işaretleri var, biliyorum: “Nasıl oluyor?”, “İşte yarıyor mu?”… “O zaman” dedim, bu ay bu deneyimi yazmalı. Çaldım biyoenerji uzmanı Melek Yenilmez’in kapısını…

Farkınız nedir, mesela hayatınız çiçeklerle dolu bir bahçe gibi mi?
Ben zaten bu güzel ortamda sohbetler içerisinde büyüdüm… Çocukluktan başlayan sohbet ortamlarında, zihnine, gönlüne işlenişiyle yetiştim…

Peki, karşımızdaki aksi bir ruh halindeyken nasıl olumlu olunur?
Bakın… Altın, o güzelim takı haline gelinceye kadar, ne ateşlerden, ne mengenelerden geçiyor. Bu herkes için böyle. Zira çok rahat bir hayat sürdüğüne inandığımız ve gerçekte de böyle olan kişilerin, ne gibi manevi haz ve mutluluklardan, farkına varamadığı, yaşayamadığı nice güzelliklerden mahrum olduğunu biz bilemediğimiz gibi, kendisi de bilemeyebilir. Ancak, her şeye rağmen yine de her anı cennet kılmak; her türlü yargıdan, varsayımlardan, genellemelerden, zihin okumalarından uzak, saf sevgiyle yaklaşmak, herkesi hoş görüp boş görmemekle, farklı pencerelerden bakabilmekle mümkündür.

Yani?
Hayat olaylara ve kişilere bakıştan ibarettir. Neyi görebiliyorsak, neyi anlıyorsak bizim için hayat odur. Biz yoksak hiçbir şey yok. Sahipsek verebiliriz, paylaşabiliriz.

Olumsuz şartlarda insan olumlu bakacak gücü nasıl edinebilir?
Beyin hayal ettiği ile gerçeği ayırt edemiyor. Siz bir şeyi hayal edip, odaklandığınız zaman o size tamamen onun doğrultusunda telkinler geliyor. Zaten bu kadar buluşların ortaya çıkmasının asıl altında yatan hayal etmek. Varsayımlarla, kuruntularla yaşarken geçmiş ve geleceğin arasında kaybolursunuz…

“Anda kalabilmek çok önemli” diyorsunuz. Ne demek bu?
“Zihinden çıkmayan bedenden çıkar” Eğer elimizden gelen bir şeyi yapmışsak olmamışsa endişelenmeye gerek var mı? Ama sürekli “Ne olacak, neden” sorularını sormak anda kalmamızı engelliyor. Yargılarımızı da kırmak lazım… Sana gelen güzellikleri al ve yaşa… Ayrıca davranışlara değil, duygulara da odaklanmak lazım.

Sürekli hayata teşekkür eden, özür dileyen… Kaç kişi var?
Sahip olduklarımızın kıymetini bilebilmeliyiz. O yüzden atalarımız, “Zaman zaman mezarlıklara, hastanelere gidin.” demişlerdir. Her anlamda aşağıya bakıp, şükredebilmeliyiz. Ayrıca sevdiklerimize, beraberken, yanımızdayken, yaşarken o değeri, kıymeti verebilmeli, teşekkür edip, özür dileyip, takdir edip, affedebilmeliyiz. Her şeyden önce kendi huzur ve mutluluğumuz, gerçek anlamda insan olma yolundaki mücadelemiz için. Çünkü bir an sonrası kimseye vaat edilmemiştir.

Yanlış Biliyorsunuz, Ego Kötü Bir Şey Değil!

Ego nerede zararlı?
Ego zararlı değil ki! Tasavvuf’ta nefstir… Biyoenerjide anlamı çakradır… Önemli olan egoyu olgun hale getirmek, yetiştirmektir. Öldüren zehir aşamasından ilaç aşamasına getirmektir.

Önce Biraz Sohbet ve İletişim

Biyoenerji ustası Melek Yenilmez önce biraz danışanıyla konuşuyor. Neden biyoenerjiye ihtiyaç duyup kendisine geldiğini soruyor. Sonra da seansa geçiyor. Unutmadan, seans öncesi biyoenerjiye dair bilgiler de veriyor. Mesela her seans sırasında hangi beden üzerinde çalışacağını söylüyor. Yenilmez çöyle deva ediyor: “Evet fiziksel bedeniniz dışında bir de eterik, mental, ruhsal, astral bedenleriniz var. Yok, ben o kadar derine inmeyeyim derseniz de hemen seansa geçebliriz.”
Seans boyunca Melek Yenilmez baş ucunuzdaki bir sandalyeye oturuyor. Vücudunuza hiçbir şekilde değmeden ellerini üzerinizde gezdirmeye başlıyor. İşte ne oluyorsa ondan sonra oluyor! Gözleriniz ister istemez kapanıyor. Ellerden yayılan enerjiyi hissettikçe önce ağırlaşmaya, sonra da hafiflemeye başlıyorsunuz. Çünkü enerjinizin akmadığı yerler bir bir açılmaya başlıyor. Hiç de aç olmadığınız halde karnınız guruldamaya başlıyor, iç organlardan acayip sesler geliyor.
İlk seansta değil ama sonraki seanslarda şöyle durumlarla da karşılaşabiliyorsunuz, hemen endişelenmeyin. Parmaklarınız, kollarınız istem dışı hareket etmeye başlıyor. Olduğu yerde kıpırdanıyor. Merak etmeyin, delirmediniz. Enerjiniz düzenleniyor, arınıyorsunuz, iyi bir şey yani. İtiraf ediyorum: Bir keresinde seans sırasında uyumuşum ama bir yandan da parmaklarımın, ayaklarımın oynadığını ve hatta başımın hafifçe kalktığını hissediyordum. Ayrıca kendime başka bir yerden bakıyormuşum gibi geliyordu. Tuhaftı ama kesinlikle ürkütücü değildi!

Yüksek Fayda İçin En Az 10 Seans Şart

Bitoenerji uzmanı Melek Yenilmez şöyle devam ediyor: “Tüm bu seansların sonunda -ki on seansı tamamlamayı öneriyorum- tıkanıp kaldığınız noktalar varsa onları daha kolay çözmeye başlıyorsunuz. Çünkü enerjiniz gürül gürül akmaya başlıyor. En basit böyle anlatabilirim. Hani anlatmak benim için de zor. Ama işte nasıl kuaföre, maniküre, spora gidiliyor bakım için. Biyoenerji de bunun gibi bir şey. Arada enerji bakımı yapmak gerekiyor!”

Biyoenerji Hakkında Merak Edilenler

* Biyoenerji ile şifa hem sanat hem de bilimdir. Ressamlık, doktorluk, mühendislik, öğretmenlik ne kadar meslekse o da o kadar meslektir.
* Cep telefonumuzun şarjı bittiğinde ne olur?
Tüm dünya ile olan iletişimimiz kesilir. Bu yüzden bir priz bulup telefonu şarj eder ve tekrar ulaşılabilir hale geri döneriz. İşte aynısı biyoenerji şifa seansında oluyor!Tek farkla: Bizim şarj cihazımız aynı zamanda kendi kendini de şarj ediyor. Yani ya bitmiş pili şarj ediyoruz. Ya da kesilmiş güç kablolarını bağlayarak gücün yeniden akmasını sağlıyoruz ya da az veya çok gelen akımı düzenliyoruz.

* Böyle bir şifa seansında vücudun bozulmuş enerji dengesi düzeltilir, aura tamir edilebilir, çakralardaki tıkanıklıklar açılıp enerji akışı düzenlenebilir. Böylelikle vücudun doğal dengesi korunmuş olur.
* Ezoterik metinlerde insan bedeninde 80 bin civarında çakranın (enerji merkezi) ve 360 bin adet nadinin (enerji kanalı) varlığından söz edilir. Biz bu çakraların 42 tanesini çok iyi biliyor ve şifa seansında 22 tanesiyle yoğun çalışıyoruz.

* Masada duran bir bardak suyu görüyorsun değil mi?
Bu bardak devrilmeden su dökülmez. Suyun dökülmüş hali problemlerimizdir. Günümüzdeki pek çok çözüm önerisi veya terapi sonuçlarla ilgilenir. Kimi size bir bez ve kova teklif eder. Kimi bir sünger verir. Kimi ise bir kova getirip kendisi dökülmüş suyu temizler. Biz kür boyunca sonuçların yanında ağırlıklı olarak nedenlerle ilgileniriz. Bunun için önce bardağı kaldırırız. Sonrasında bardağın niye devrildiğini araştırmaya başlarız.
* Teorik olarak biyoenerjinin iyi gelmediği hiçbir şey yok. Depresyondan, kansere kadar her türlü probleme iyi gelebiliyor. Ama bize ilginç hikaye gibi gelen şeylerin pek çoğu birilerinin çok özeli. Bu nedenle deneyimleri çok paylaşmak istemiyorum.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here