RESSAM GÜLNAME ESLEK: “Sanat Sevgiyi Doğurur “

0
469

Sanat; kimine göre bir gerçeklik, kimine göre bir hayal kimine göre ise başka dünyalara açılmanın anahtarıdır. Sanata bakış açısı herkese göre değişse de değişmeyen tek şey sanatın, yaratılışından beri insan hayatında olduğudur. Gerek mağara resimlerinde gerekse günümüz modern sanat anlayışında bunu görebiliyoruz ve sanattan kopamıyoruz. Sanattan kopamayan hatta sanatı yaratan Gülname Eslek de onlardan biri. Sanata olan bağlılığı gözlerinden okunan ressam Gülname Eslek ile sanat anlayışı ve resimleri hakkında konuştuk…

Gülname Hanım, sanat emek ve zaman ister, herkesten farklı düşünmeniz ve hayal gücünüzün farklı olması gerek bir sanat icra etmeniz için. Sizi diğer sanatçılardan ayıran şey nedir sizce?
Beni diğer sanatçılardan ayıran şey bir hiçtir. Sanatçı sanatçıyla kıyaslanamaz. Kıyas iyi bir şey değildir, doğru da değildir. Evrende bir ot bile diğerine benzemezken insanı insanla kıyaslamak ya da sanatçıyı sanatçıyla kıyaslamak insanların yaptığı en büyük hatadır. Her sanatçının yaşanmışlıkları farklıdır. Bu yüzden yaptıklarımız da birbirine benzemez. Onlar ancak ve ancak insanlığa sunduğumuz zenginliklerdir. Ben de diğer sanatçı arkadaşlarım gibi zenginliklerimizi arttırmak için varım.

Sizin yaptığınız resimlerde kullanacağınız malzemeler ya da boyalar nasıl şekilleniyor?
Yaptığım resimlerde yağlı boyayı tercih ediyorum. Kağıt üzerine füzen ile çalışıyorum. Toz ve yağlı füzeni karıştırıyorum. Bu siyah beyaza üçüncü hatta dördüncü bir renk katıyor. Yani siyah ve beyazın ötesinde görsel bir zevk sunuyor izleyiciye.

Siz resimlerinizde ne anlatıyorsunuz?
Yeni bir yaşamın anahtarı olan sanat, insanın kendi gerçekliğini bulup bir hazineye dönüştürebilmesidir. İnsan sanatı içinde bulduğu zaman sevgiyi de yine orada bulacaktır. Sevgi aynı zamanda yaratıcılıktır, yaratıcılığı tüm yaşamına yayabilir. Dili gelişir insanın; şiire dönüşür, resme dönüşür, şarkıya dönüşür, dansa dönüşür. Aldığımız nefese dönüşür, kalp atışımız değişir, haz insanın tüm bedenine ve ruhuna hakim olur. Tüm resimlerimde aktarmak istediğim de budur. İnsan bedenine ayaktan saç teline kadar hakim olan renkler…

Sevgiden yoksun insanlar renkleri hiçbir zaman göremezler!
Beden rengi değişiyor, onun yerine dünyada var olan tüm renklerin hakimiyeti altına giriyor. Yani insan doğadaki tüm renkleri vücuduna çekiyor ve yansıtıyor. Görmesini bilen insan ancak renkleri fark edebilir. Renkler insan olabilmenin bir parçasıdır. Gökkuşağı gibi yedi renk gözüken aslında ara renklerle sonsuz renk kaynaşmasına sahip. Doğa bize sonsuz renkler sunar. Ruhlarını keşfedememiş, sevgiden yoksun insanlar, renkleri hiçbir zaman göremezler. Benim amacım insan ile mekanı bir olarak izleyicilere sunmak. Çünkü benim anlayışıma göre mekan ile insan ayrı değildir, birdir. Nerede olursak olalım akarız mekana, mekan da bize akar. Bu ışık ile gerçekleşir. Maviyi, kırmızıyı, sarıyı, moru vücudumuza çekeriz. Vücudumuzun renklerini de mekana veririz. Bu bir kaynaşmadır. Asla ayrılamaz. Renklerle doğarız ve renklerle ölürüz. Öyle rengarenk bir dünyada yaşıyoruz ki niye renksiz bir hayatı tercih edelim?

Resimlerimdeki bedenler üzerindeki çizgiler, aldığımız yaraların izleridir
Acılar da renklidir, mutluluklar da renklidir. Sadece hayat öğretisinin bir parçasıdırlar, kalıcı değildirler. Resimlerimde çoğu zaman izleyici acıları görür fakat onlar da renklidir. Nü gibi görünen kadın yada erkek renklerle kaplıdır. Onların hiçbir zaman beden renkleri yoktur. Beden renkleri mekana akmıştır. İzleyiciye bedenin ötesini göstermek istiyorum çünkü beden bir araçtır. Gerçek bedenin ötesindedir. Renklerde saklıdır. O bir danstır. Akışkandır, Her yerdedir; neşedir, mutluluktur, huzurdur. Kıskançlıktan nefretten, öfkeden uzaktır. Fakat hep bu döngü ile çevrili hayatımız. Bilgili fakat bilgelikten yoksun. O yüzden yaralarımız, o yüzden ıstıraplarımız, gözyaşlarımız. Resimlerimdeki bedenler üzerinde çizikler vardır. Onlar almış olduğumuz yaraların izleridir.

Peki, sizi etkileyen sanat eserleri ya da sanatçılar var mı? Ne tarz eserleri seviyorsunuz?
Beni tüm sanat eserleri etkiler. İlk çağlarda yapılan bir duvar resminden tutun da yazılan iki cümlelik bir şiire kadar. Gördüğüm ve hissettiğim zaman içimde dinmeyen bir dans başlıyor. Beni resim yapmaya da iten galiba bu. O dansı başka bir yolla anlatamıyorum.

Yakın zamanda gerçekleştirmeyi düşündüğünüz bir proje ya da sergi var mı?
Eylül ayında Japonya’ da, Ekim ayında Zürih’ te bir sergim var. Bir de bu yıl içinde kişisel bir sergi projem var.

Son olarak ressam olmanın olmazsa olmaz kuralları var mı?
Ressam olmanın bir kuralı yok. Ben kural sevmem. Bu bir meditasyon, bir trans halidir. Başka bir dünyaya geçiş durumudur. Bilgi olayı değildir, bilgeliktir. O yüzden kalbinde güller açtırabilmenin kuralı olmaz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here