Ödevsiz Eğitim Sistemiyle ÖZEL ÇANKAYA NORMAN ANADOLU LİSESİ

0
1471

Öğrencilerin test çözme üzerine değil de pekiştirerek, ödevlerini okulda yaparak eğitimin tüm sorumluluğunu ve uygulamalarını üzerine alan Özel Çankaya Norman Anadolu Lisesi, bu anlayışıyla başarısız öğrencinin sorumluluğunu da öğretmenlere yükleyen ender kurumlardan bir tanesi. Öğrencinin başarısının öğretmene dayalı olduğunu söyleyen Özel Çankaya Norman Anadolu Lisesi kurucu ortaklarından Öztuna Norman yabancı dil eğitimlerinde de oldukça iddialı olduklarını söylüyor. Yabancı dilin gramerden ibaret olmadığını belirten Norman ile farklı ve özgün eğitim anlayışıyla yola çıktıkları okulları hakkında konuştuk.

Öztuna Bey, sizi kısaca Ankara Life Dergisi okurları için tanıyabilir miyiz?
Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümü’nden mezun olduktan sonra dershanelerde matematik öğretmeni olarak çalışmaya başladım. 2004 yılında kendi dershanemi açtım. 2006 yılında Eğitim Koçluğu yapmaya başladım. Türkiye’de bu iki kelimeyi yani ’’EĞİTİM’’ ve ‘’KOÇLUK’’ kavramlarını yan yana kullanan ilk öğretmenim. 2009 yılında Milli Eğitim Bakanlığı’nın daveti üzerine Ankara’da bulunan Anadolu ve Fen Lisesi müdür yardımcılarına ve yöneticilerine yönelik “Eğitim Koçluğu Sertifika “ programının eğitimciliğini üstlendim.

Ayrıca Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı birçok okulda ve özel okullarda seminerler verdim ve vermeye devam ediyorum. İki yıl boyunca TV6 kanalında “Eğitim Güzeldir” isimli bir programın yapımcılığını ve sunuculuğunu yaptım. Birçok kez ulusal kanallara eğitimli ilgili programlarda konuk oldum. Halen Eğitim Koçluğu faaliyetlerime devam etmekle birlikte uzun zamandır planlanan Özel Çankaya Norman Anadolu Lisesi’nin açılışını kurucu ortaklarla birlikte gerçekleştirmiş bulunmaktayım.

Norman Anadolu Lisesi’nin diğer okullardan ne gibi farklılıkları var?
En önemli farkımızın ödev konusunda olduğunu söyleyebiliriz. Biz eve ödev vermiyoruz. Burada özellikle bir şeyin altını çizmek istiyorum; ’’ödev vermemek’’ kavramıyla ‘’eve ödev vermemek’’ kavramı farklı şeylerdir.

Bilindiği gibi ödev, öğrencinin edindiği bilgileri uygulaması ve kalıcı hale getirmesi için ders dışı zamanlarda yapacağı pratiklerin genel adıdır. Ancak ne yazık ki son yıllarda sistem, çocuklarımıza ödev adı altında sadece test sorusu çözülmesini dayatmaktadır. Oysa test sorusu çözümü konuyu pekiştirmekten çok bilgiyi ölçümleyen bir araçtır. Başka deyişle pekiştirilmemiş bilgiyi ölçmektedir. Bu durum hem öğrenciyi hem veliyi bir paradoksun içine sokmaktadır. Öğrenci pekiştirme yapmadığı için soru çözememekte, soru çözmeye vakit harcamaktan pekiştirme yapamamaktadır.

Bizim ödev anlayışımız öğrencinin okul ortamında akranlarıyla beraber ve öğretmenleri eşliğinde önce pekiştirme sonra ölçme sonra da kalıcı hale getirme esaslarına dayalı üç basamaklı bir çalışmadır. Elbette bunun planlanması ve uygulanması profesyonel bir yaklaşım gerektirmektedir. Bilimsel kısma çok da girmeden şöyle özetleyebiliriz; bir bilginin kalıcı hale gelebilmesi için bilgi ediniminden sonraki ilk yirmi dört saatte, sonraki yedi günde ve daha sonraki otuz günde pekiştirici, ölçücü, güçlendirici hatırlatmalar yapılmalıdır.

İşte biz ödevlendirmelerimizi bu periyotlarda ve bu esaslar çerçevesinde planlıyoruz. Böylelikle öğrencinin sonraki zamanlarda ya da sınavların yaklaştığı dönemlerde etüt, özel ders vs. gibi destekleyici etkinliklere ihtiyacı kalmıyor.

Biz eğitim öğretimin tüm uygulamalarını ve sorumluluğunu üzerimize alıyoruz
Ayrıca ödevler okul ortamında yapıldığından bunların kontrolü için ayrı bir zaman ayırmaya ihtiyaç kalmıyor. Aileler ve çocuklar evde ödev ya da çalışma kaynaklı gerginlikler yaşamıyor. Burada bir parantez açıp proje ve araştırma ödevlerine değinmek gerekiyor.

Bu çalışmalar istenirse okulumuzun kaynaklarıyla yapılabileceği gibi istenmesi durumunda okul dışı ortamlarda da hazırlanabilir ki bu uygulama gelişmiş eğitim sistemine sahip ülkelerde de böyledir. Öğrencinin modern yaşamda bilgiye ulaşabilmesi ve yaratıcılığını sergileyebilmesi için proje çalışmalarının özgür ortamda yapılması esas alınır.

Sonuçta biz bu konuda olması gerekeni yapıyor, ödev dahil olmak üzere eğitim öğretimin tüm uygulamalarını ve sorumluluğunu üzerimize alıyoruz. Böylelikle okulun öğrenciyi velisine; ’’sizin çocuğunuz yeterince ders çalışmıyor’’ şeklinde şikayet etmesi gibi absürt bir durumun da önüne geçmiş oluyoruz.

İkinci olarak; okulumuzu bir sanat, spor ve kültür merkezi olarak kullanıyoruz. Ders bitimlerinde öğrenci-veli talepleri de dikkate alınarak oluşturulan farklı disiplinlerdeki kulüplerimizde etkinlikler düzenliyoruz Sanatsal ve sportif aktivitelerle öğrencilerimizi hem dinlendiriyor hem de bu alanlardaki yeteneklerini geliştiriyoruz.

Takdir edersiniz ki spor da sanat da bireyin beden ve ruh sağlığı üzerinde büyük etkiye sahiptir. Biz bu kulüpleri yine alanında profesyonel ve büyük başarılara imza atmış eğitmenler kontrolünde çalıştırıyoruz. Bu tip çalışmalarda bulunan öğrencilerin akademik başarılarının arttığı da bir realitedir.

Üçüncü olarak; dil eğitimi konusunda da iddialıyız. Özellikle 9. ve 10. sınıflarda bu konuya çok önem veriyoruz. Dil ancak konuşularak öğrenilebilir. Sadece gramer bilgisiyle bir yere varmak mümkün değildir. Biz haftada 16 saate varan bir dil eğitimi programı uyguluyoruz. Bunun ağırlıklı kısmını konuşma pratikleri oluşturuyor.

Öğrencilerimiz her sınıf için atanan İngilizce öğretmenlerinin mentörlüğünde farklı ve yaratıcı dil pratiği uygulamaları yaparak eğitimlerini pekiştiriyorlar. Ayrıca farklı ülkelerdeki profesyonel dil okulları ve üniversitelerde düzenlediğimiz yaz ve kış kamplarına ek olarak öğrenci değişim programlarımızla da öğrencilerimizin dil eğitimlerini destekliyoruz.

Son olarak üniversite sınavına yönelik çalışmalarımızdaki farklılıklardan da bahsetmek gerekirse; bu alanda 21 yıldır çalışma yapan bir eğitimci olarak gururla söyleyebilirim ki sınav hazırlık programlarında geliştirdiğimiz yöntemlerle yüzlerce öğrenciyi hayallerine kavuşturduk. Deneyimli ve uzman bir eğitim kadrosu, doğru eğitim materyallerinin kullanımı, sınav teknik ve taktiklerinin öğrenciye aktarımı, verimli ders çalışma yöntemlerinin kazandırılması, somut ve kolay uygulanabilen öğrenme tekniklerinin benimsetilmesi sayesinde her zaman fark yarattık ve yaratmaya da devam edeceğiz.

Burada bir şeyin daha altını çizmek gerekiyor; öğrencinin sınavdan çıkmasıyla her şey bitmiyor, tersine başlıyor. Tercih dönemi de en azından hazırlık dönemi kadar önemli bir süreçtir. Okulumuzda sürekli bizimle zaman geçiren öğrencinin yönelimlerini, yeteneklerini daha iyi analiz edebilecek ve hem veliyi hem de öğrenciyi maksimum düzeyde mutlu edecek tercihleri de beraber yapacağız.

Peki, eğitim felsefenizi anlatabilir misiniz?
Biz; mutlu, umut dolu öğrenciler ve çocuklarının geleceklerinden kaygı duymayan huzurlu aileler çoğalsın istiyoruz. Sanata ve spora zaman ayırabilen, hobileri olan, kitap okuyan, saygılı, dürüst, topluma faydalı hanımefendiler ve beyefendiler yetiştirmek istiyoruz. Hayata duyarlı, kendine güvenen ve kendini ifade edebilen, özgüveni yüksek Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı nesillerin bu ülkede egemen olmasını istiyoruz. Teknolojiyi verimli kullanabilen, sosyal, yardımsever, iletişim ve empati yeteneği gelişmiş gençlerin bu ülkenin umut dolu yarınları için birer umut olacağının farkında olarak bir eğitim sistemini uygulamak istiyoruz.

Her öğrenciyi ilgi duydukları veya yetenekli oldukları mesleklere yönlendirmek ve en iyi okullarda eğitim görmelerine destek olmak istiyoruz. Biz bu yüzden okulumuzun öğrenciler ve velilerimiz için bir kişisel gelişim merkezi, bir bilim ve kültür merkezi ve öğrencilerimiz için bir yaşam alanı olarak görüyoruz. Yenilikçi, akılcı ve disiplinli eğitim anlayışımızla özel okul sektöründe öncü bir kuruluş olacağımızdan emin olarak geleceğe güvenle bakıyoruz.

Kayıtlarımızı mülakat yaparak gerçekleştiriyoruz

Öğretmen kadronuz hakkında bilgi verir misiniz? Bununla birlikte, öğretmen seçimi yaparken neler dikkat ediyorsunuz?
Okulumuzda çalışacak kadromuz uzun zamandır birlikte çalıştığımız tecrübeli ve vicdan sahibi öğretmenlerden oluşmaktadır. Öğretmenlerimiz hem alanlarıyla ilgili hem de eğitimin genelindeki tüm değişiklikleri takip edip kendilerini yenileyen sadece öğretmek değil; daha iyi öğretmek amacıyla hareket eden eğitimcilerdir.

Hepsi kendi branşlarında birer duayendir. Çoğu yayın yazarı ve dershane deneyimleri çok yüksek eğitimcilerdir. Yıllardır birlikte uyum içinde çalışan bu kadro artık Norman Anadolu Lisesi bünyesinde çalışmaya başlamıştır. Bizleri bu kadar özgüvenli yapan en büyük unsur kesinlikle öğretmen kadromuzdur ve biz bu yüzden kendimizi çok şanslı hissediyoruz. Bu okulun açılmasındaki en büyük dayanağımız olan öğretmen kadromuzla gurur duyuyoruz.

Kurumunuzun kayıt politikası nedir?
Biz okul yönetimi olarak çok seçici davranıyoruz. En hassas olduğumuz konu öğrencilerin kişilik özellikleri ve bilinçli veli profilidir. Biz saygılı, iyi niyetli, dürüst ve hedefleri olan öğrencilerle yola çıkabiliriz ancak. Velilerimizden beklentimiz de bizi bu anlamda kesinlikle desteklemeleridir. Özel bir eğitim kurumu olabiliriz ama asla öğrenciye yakışmayacak tavırlar gösteren bir çocuğu hoş karşılayamayız. Bu yüzden ders başarısından daha çok bu kriterleri göz önünde bulundurarak kayıtlarımızı mülakatlar yaparak gerçekleştiriyoruz.

Kayıt ücretleriniz diğer okullara göre hangi seviyede?
Kesinlikle çok makul bir ücret politikası izliyoruz. Ayrıca prensip olarak da servis, kıyafet, kitap ve yemek ücretlerinden ek olarak bir gelir etmeye çalışmıyoruz. Malumunuz bu konular birçok velinin canını sıkmaktadır. Biz bir eğitim kurumuyuz ve sadece eğitim kaynaklı giderlerimizi göz önünde bulundurarak ücretlerimizi belirledik.
Ayrıca öğrencilere uygulanan başarı bursları, erken kayıt indirimleri ve anlaşmalı kurum indirimlerimizden de asla taviz vermiyoruz. Genellikle referans üzerine kayıt aldığımız için de bu anlamda eşitlik ve adalet ilkesini hiç bozmuyoruz.

Son olarak, öğrencilere, velilere ve eğitimcilere bir mesajınız var mı?
Öğrencilere hayallerinin peşinden koşmalarını tavsiye ediyorum. Velilere, çocuklarına her zaman destek olmalarını ve eğitim sektörünün yarattığı kaos yüzünden çocuklarına kızmamalarını tavsiye ediyorum. Çocukların en çok ihtiyaç duyduğu konu ebeveynlerinin şefkatidir. Çocukların evde öğretmeni değil sadece anne ve babası olalım. Eğitimci dostlarıma ise başarısızlıklarda artık çocukları suçlamamalarını tavsiye ediyorum. Eğitim sektörünün bütün aktörleri mükemmel ama çocuklar ders çalışmıyor algısını yaratmaktan vazgeçmek gerekiyor.

Başarının anahtarı olarak çocuklara lütfen artık “bol bol soru çöz ve sürekli derslerini tekrar et “ gibi tarifi net olmayan öğütler vermeyelim. Kimse bu nasihatlerle bir çözüme ulaşamıyor. Çocuklarla birlikte biz ders çalışmalıyız ve aileleri ile aralarını bozmamalıyız. Bütün başarısız öğrencilerin tembel olduğunu iddia edemeyiz. Biraz da kendimizi tartmalı ve özeleştiri yapmalıyız.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here