Deniz Aşığı Bir Ankaralı FATİH TURMUŞ

0
269

Medikal sektörün önde gelen bir şirketi yönetirken, çocukluk yıllarından beri en büyük merakı ve hobisi olan deniz ürünlerinin pişirilmesi, sunumu ve tadımı hakkında daha çok bilgi edinebilmek için bir İtalya seyahati esnasında bazı balık restoranı sahipleri ve ustalarından dersler alarak kendisini bu alanda geliştirdi. Bir dönem sonra bu hobisini amatör bir ruh ve profesyonel işletme yeteneği ile bütünleştirerek hayatında büyük bir değişiklik yaparak Kalkan Balık Restaurant adı altında bir işletme açtı ve sektördeki yerini aldı. İş dünyasındaki başarısını Kalkan Balık Restoran ile taçlandıran, başarılı, disiplinli, karizmatik ve deniz aşığı Fatih Turmuş’tan bahsediyorum. Bu ayki kapak röportajımızda kendisini konuk ettik, balığa ve kendisine dair konuştuk…

Kalkan Balık olarak Ankara’da ses getiren bir başarıya imza attınız. Siz bu işe nasıl girdiniz?

Yıllardır denize ve deniz ürünlerine olan bir merakım vardı. Bunu ileri seviyelere taşımak hep aklımdaydı ancak yoğun iş temposu ertelememe neden oluyordu. Ancak bir gün İtalya seyahatim sırasında tanışmış olduğum bazı balık restoranı sahipleri ve hünerli ustalardan pişirme, sunum ve tadım teknikleri üzerine eğitim aldım.

Ama şunu belirtmek isterim ki benim buradaki en büyük şansım SİNAN YAZGAN gibi Ankara’da isim yapmış, sektörün ileri gelen restoranlarında çalışmış bir balık pişirme ustasıyla tanışmış olup onunla bu yola çıkmak oldu. Onun 30 yılı aşan deneyimi ve benim de yapmaktan keyif aldığım Restaurant işletmeciliğini daha da ilerilere götüreceğimize inanıyorum.

Peki yakaladığınız başarının sırrı neydi?

Çok basit: amatör bir ruh ile her gün yeni bir şey üretmek ve bunları misafirlerimizle paylaşmak gayesindeyiz. Tabi bunu işimizi titizlikle yaparak, başladığımız günden bu yana yemeklerimizdeki lezzet kalitesini korumak en büyük başarı sırrımız diyebiliriz. Misafirlerimiz ilk geldiklerindeki lezzeti diğer gelişlerinde de yakaladıkları için tercihlerini bizden yana kullanıyorlar. Lezzetin yanı sıra personel kalitesinin de öneminin farkındayız. Ben ikisinin bir bütün olduğunu düşünüyorum ve başarımızı buna bağlıyorum.

Bir balık restoranı açmak için neden Ankara’yı seçtiniz?

Ankara benim için bir tutku; onunla büyüdüm ve burada yaşıyorum. Diğer iş kollarım da Ankara’da. Ben ekip çalışmasına sonuna kadar güvenirim ama yine de işimin başında olmak benim her zaman prensibimdir. Ankara’da yetişmemizden kaynaklı hayatımızı burada şekillendirmemizden dolayı, yatırımlarımızı da yaşadığımız, büyüdüğümüz şehre yapmayı her zaman uygun bulmuşumdur.

‘’Deniz ürünleri yemenin de bir inceliği vardır’’

‘’Kalkan’’ cevabını alacağımı düşünsem de sormak istiyorum. Sizin gönlünüze taht kurmuş balık hangisi?

Ülkemiz deniz ürünleri konusunda tam bir cennet, muhakkak her ürünün ayrı bir tadı var. Lahos, Levrek, Sinarit ve Mercan balıkları desem de benim gönlümde sonuç olarak tabi ki restoranımıza da adını vermiş olduğumuz DENİZLERİN ASİL BALIĞI ‘KALKAN BALIĞIDIR.’

Peki, deniz ürünleri yemenin incelikleri var mıdır?

Elbette vardır. Her deniz ürünü farklı metotlar ile işlenerek yapılmakta. Sunumundan tutun, pişirme tekniğine kadar her bir ayrı incelik ister. Örneğin; her balığın ızgarası ya da tavası yenmez. Mesela dil balığının şişi güzel olur, hamsinin tavası. Çipura ızgarada, Fener kavurmada daha lezzetlidir.

Hep tartışılır; Karadeniz hamsisi mi Marmara hamsisi mi? Sizce hangisi makbul?

Bana göre tartışmasız Karadeniz hamsisi. Karadeniz’in daha soğuk olması ile hamsi Ocak ayında tam yağlanmış ve lezzetli kıvama gelmiş olur. Damak tadını değişken olsa bile balığın yağlanmış olması hem sağlık hem de lezzet bakımından en iyisidir.

Balıkçılık sektörünün şu anki durumunu nasıl görüyorsunuz?

Ben konuya sadece balık sektörü olarak bakmıyorum. Ülkemizin piyasalarında genel bir durgunluk var. Birbirine bağlı dinamikler gelir gider dengesi gibi… Ancak denizlerimiz ve deniz ürünlerimiz çok dikkat etmemiz gereken hassas bir durum. Ülkemizde son birkaç yıl içerisinde bakanlığımız tarafından uygulanan yasaklar ile balıkçılık sektörü ileriye ümit vaat etmekte. Tabi ki herkesin daha duyarlı olması gerekmekte, bize emanet edilen ve bu eşsiz nimetlerden oluşan mirası biz de çocuklarımıza en iyi bir şekilde bırakabilmemiz için denizlerimize gereken özeni göstermek zorundayız.

Bir önceki sorunuzda da belirttiğim gibi. Denizlerimize hak ettiği ilgi ve alakayı gösterirsek, sektörde de her zaman ‘yenilenmeyen yenilir’ mantığı ile sürekli kendimizi geliştirip daha büyük atılımlar yaparsak ben inanıyorum ki sadece ülkemiz içinde değil dünya çapında çok büyük başarılara imza atacağız.

FATİH TURMUŞ’UN ANKARA’SI
Biraz da sizden bahsedelim…

Şehirde yapmaktan zevk aldığınız neler var?

Üstlenmiş olduğum sorumluluklar ve iş hayatım ciddi bir titizlik çerçevesinde yoğun geçmekte; özel bir seçimim olmasa da fırsat buldukça kızımın rahat edebileceği yerleri tercih ediyorum. Maalesef Ankara bu konuda zaten çok da seçenek sunmuyor bizlere.

Ankara olmasaydı Fatih Turmuş nerede yaşardı?

Aslına bakarsanız ülkemiz tam bir cennet parçası, o yüzden şurası ya da burası diye hiç düşünmedim. Ülkeme ve milletime faydalı olabildiğim sürece her yer benim için aynı ama en keyif aldığım yeri sorarsanız hiç şüphesiz ailem ile birlikte Bodrum Gümüşlük derim..

Size göre Ankara’nın en güzel yanı?

Hayatıma başladığım ve yetiştiğim yer burası, her yerini ezbere bilmekteyim. Tabi başka illerle kıyasladığımız zaman örneğin İstanbul ile; Ankara oturmuş bir kent, şehir içinde bir noktadan başka bir noktaya giderken mesafelerin dert edilmediği, zaman kaybının yaşanmadığı bir memleket derim. Çünkü zaman en değerli anlarımızdır.

‘’Ankara’da deniz olsaydı daha güzel olurdu’’ diyenlerden misiniz?

Tabi ki hayır, her yerin kendine özgü coğrafi bir güzelliği var bence. Eğer Ankara’da deniz olsaydı, o zaman kimse denize özlem duymaz idi. O yüzden bence her ilimiz kendi içinde ayrı bir güzelliği barındırmaktadır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here