Türkiye’de Poly-Plasticism Öncüsü EMRE LÜLE

0
284

Türkiye’de Poly-Plasticism öncüsü olarak anılan Emre Lüle, yaptığı eserlerle oldukça dikkat çekiyor. Yaygın olarak fuarlarda, Emre Lüle’nin eserlerine benzeyen herhangi bir sanat eseri bulunmamaktadır. Bu yüzden sanatının orijinalliği ve özgünlüğü herkesi büyülemektedir.

Üniversite yıllarından itibaren endüstriyel tasarım üzerine yoğunlaşan ve üniversite sonrasında da bu alanda çalışmalarına devam eden Emre Lüle, 2007 yılında Hamburg’da Mankiewicz’de boya teknikleri eğitimi aldı. Türkiye’ye döndükten sonra da baba mesleği olan plastik enjeksiyon ve farklı resim teknikleri üzerine araştırmalar ve çalışmalar yaptı. Tuval olarak plastik kullanan Emre Lüle, ‘’bir polimer olan plastiğin birçok çeşidi var.

Ticarette bunlara plexiglass, vitroflex, acrylite, oroglass, lucite gibi isimler verilmiş ve daha çok endüstriyel ürünler üretilmesinde kullanılıyorlar. Saydam, mat, opak olanları var. Ben saydam türde polimetil akrilat, poli karbonat ve polimetil metakrilat kullanıyorum’’ diyor.
Bu malzemeleri çeşitli tekniklerle şekillendiren Lüle, tercihen akrilik boya ya da yağlı boya kullanarak çeşitli tekniklerle bıyuyor, yüzlerce ve büyük boyutlar için binlerce parçanın renk, biçim ve derinliğini değerlendirerek sentezini yapıyor, tercihen kurutulmuş kavak ağacından seçtiği bir arkalık üstüne gizlenmiş ya da görünür vidalar ve saydam, çok güçlü endüstriyel zamklarla çok dayanıklı bir şekilde tespit ediyor. Bu eserleri resim gibi duvarda sergileyen sanatçının ortaya çıkardığı özgün eserler fiziki olarak da üç boyutlu gözüküyor.

Emre Lüle’nin başarısı tabi ki Türkiye ile sınırlı kalmadı. 2014 yılı Aralık ayında Fransız ‘’Societe National Des Beaux-Arts (SNBA)’’ Ulusal Güzel Sanatlar Kurumu’nun her yıl Louvre Müzesi Carrousel du Louvre’da düzenlediği ‘’Uluslararası Geleneksel Plastik Sanatlar Sergisi’’nde Unesco Direktörü Yolanda Neff, Emr Lüle’nin çalışmalarını ve bu tarzda çalışmaları ilk defa gördüklerini ve özgün olduklarını ifade etti. Bu organizasyondan Türk delegasyonu olarak iki gümüş bir de altın madalya alarak Türkiye’ye dönen Lüle’nin eserleri başta Cumhurbaşkanlığı Sanat Koleksiyonu olmak üzere kurumsal ve özel koleksiyonlarda bulunmaktadır.

Sanatçı eserlerinde Favuzim, Abstrak Ekspresyonizm, İmresyonizm, Dada, Sürrealizm gibi sanat ekollerini kullanıyor. Bu da eserlerine doğal olarak biriciklik özelliğini katıyor. Plastiğin özellikleri nedeniyle Emre Lüle’nin eserleri her yönde yansıyan, kırılan ve abzorbe edilen bir ışık banyosu yaşıyor ve yaşatıyor. Şekiller, renkler, girinti ve çıkıntılar, ışık ve karanlık ve bunların tonları, çok kompleks bir ‘’yaz-boz bilmecesi’’ gibi izleyeni oyalıyor, onları kendi içine çekiyor, çok farklı ve zevkli bir sanatsal deneyim yaşatıyor.

Sanatçının sadece kendine mahsus sanatının, sanat dünyasına yeni bir ‘’ekol’’ katacağına inanan ressam Mira Koldaş, bir sanat eleştirmeni olarak Lüle’nin bu güçlü ve değişik sanat anlayışının bir ekol olması özelliklerine sahip olması nedeniyle bu sanata ‘’poly-plasticism’’ olarak anılmasından yana. Mira Koldaş bu konuda; ‘’plastik sözcüğü hem plastik maddesinin hem de plastik sanatların (resim, heykel) yerini tutuyor. Dolayısıyla bu yapıtlara da ‘poly-plastic artwork’ denmeli; Türkçesi ‘iç içe plastik sanat eseri (yapıtı)’ ya da ‘iç içe plastik duvar heykeli’ olmalı’’ diyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here