Hashimoto Hastalığı ve Oluşum Nedenleri

0
438

Haşimoto tedavisinde ana maksat tiroit bezine karşı oluşan aşırı ve orantısız enflamatuvar tepki silsilesini durdurmaktır. Oluşum nedenini anladığımızda hastalık kronik seyrini terk ederek iyileşme sürecine girecektir.

Haşimoto tiroiditi: Genelde tüm vücudun özelde de tiroit bezinin sürekli iltihaplanması (enflamasyon) ve salgıladığı hormonların azalması (hipotiroidi) ile birlikte karakterize otoimmün bir hastalıktır. Bu bir tiroidit vakasıdır. Yani tiroid bezinin iltihabıdır.

Bu hastalığın klasik anlayış içerisinde tedavi edilememesinin sebebini şu yaklaşımda ararsak daha doğru olacağı kanaatindeyim. Kişinin bizzat tiroit disfonksiyonu mu var yoksa bu bezin fizyolojik dengesini koruyabilmesi için diğer sistemlerin gereken desteği sağlayamaması nedeniyle mi hasta? ‘’O zaman tiroit bezimiz neden fonksiyonlarını icra edemiyor?’’ sorusunun cevabını verebiliriz. Tüm sorun bu iltihabın, daha doğrusu da tiroit bezine karşı oluşan enflamasyonun sadece ona has olmadığını bilmemiz gerekir.

Hashimoto ne kadar da tiroit bezini ilgilendiren bir hastalık gibi gözükse de temelinde bağışıklık sisteminin aşırı tepkisi yatıyor. Bu duruma ‘’otoimmün cevap’’ deriz.

Vücutta tüm metabolik süreçler yaşamı koruma üzerine ayarlanmış durumdadır. Hastalıkların seyri öncelikle önemsiz olandan önemli olana doğru, aşağıdan yukarı, dıştan içe doğrudur. Yani öncelikle cilt, saç, eklem, kol bacak gibi organlar etkilenir. 2. aşamada safra kesesi, yumurtalıklar, tiroid gibi organlar etki görmeye başlar. 3. aşamada ise hayati organlar da dejeneratif / destruktif (yıkıcı) reaksiyona katılacaklardır.

Bu bir süreçtir. Sadece sizin daha ne kadar kronikleşme eylemine izin vereceğinize bakmaktadır.

Oluşum nedenlerinden bazıları:

1. Susuzluk, enflamasyonu (iltihap) tetikleyen en önemli mekanizmaların başında geliyor.

Suyun yetersiz tüketimi, suyun vücuttan atılımını artıran eylemlerin (ateş, idrar atılımını artıran diüretik ilaçlar, bir kısım tansiyon ilaçları, alkol vb.) çoğalması ile birlikte vücutta kuruma (dehidratasyon) başlar. Vücut su regülasyonunda görevli maddelerden biriside HİSTAMİN’dir. Bedenimizde her şey hayatta kalmak üzere ayarlanmış. Eğer su girişi azalır ise bu değeri artmış sıvı hayati organlara (beyin, kalp, akciğer, böbrek) gönderilir. Bir kısım hayati olmayan organlarımız bu azalmış sudan mahrum kalır (örneğin; saçlarımız, kollar, bacaklar, bağırsak, tiroid vb.). İşte histamin artışı bu durumu ayarlar. Netice de enflamasyon (iltihap) artar.

Alkol, kafeinli içecekler, hazır meyve suları, siyah çay, kahve gibi su atılımını artıran negatif sıvılardan uzak durulmalı.

2. Vücut asit baz dengesinin bozulması

Vücut Ph dengemiz 7,35-7,45 arasında olmalıdır. Yani vücudumuz hafif alkalidir. Başlıca su tüketiminin azalması vücudu asitleştirir. Özellikle mizaca ters gıdaların, unlu, tahıllı, kavrulmuş çerezler, işlenmiş gıdalar, şekerli ve aşırı proteinli gıdaların alınması veya et, tahılların işlenmesi esnasında kalsiyum, potasyum, magnezyum gibi alkali yapıcı maddelerin kaybedilmesi, vücut Ph dengesini hızla aside doğru kaydırır. Stres, üzüntü, ruh çöküntüsü de vücut Ph dengesini asit yönüne kaydırıyor.

Dokuların temelde de hücrenin asitleşmesi enflamasyonu (iltihap) artırır. Bu durum otoimmün tepkiyi derinleştirir.

3. Alerji ve besin intoleransı Hashimoto tiroidit riskini artırıyor

Tiroid hormonlarının normal olması bağırsak duvarındaki sıkı bağlantıları destekler. Bağırsak canlı mikroorganizma yüzeyinin sağlam olması tiroid hormonlarının aktifleşmesi için gereklidir. (T4’ün yaklaşık 1/5 bağırsak probiyotik bakterilerin yardımı ile bağırsak hücrelerinde aktif formu olan T3’e dönüşür). Yani bu durumda aktif T3 seviyesi düşecektir.

Eğer sizin hazım sisteminiz bir gıdayı özümseyemiyor, sindiremiyor ise ve bu besinleri siz sürekli tüketiyor iseniz vücudumuz bunları yabancı madde gibi algılayacaktır. Bağışıklık sisteminin sürekli tepki göstermesi de enflamasyonu (iltihap) artırır. Enflamasyonun artması HİSTAMİN seviyesini artırır ve yine otoimmün tepki yaratır.

4. İnsülin direnci ve Hashimoto

Tiroid işleyişinin baskılanması glikoz metabolizmasını olumsuz etkilemektedir:

-Glikozun kandan alınarak hücre içine girişini azaltır. Sonuç kan şeker düzeyi yükselir.
-Bağırsaktan kan glikoz emilimini azaltır. Neticede kan şekeri düşer.
-Dokuların insüline cevabını azaltır. Netice dolaşımdaki glikoz hücrelere sokulamaz ve kandaki değeri artar.

Metabolik sendromda (insülin direnci) sık-sık kan şeker düzeylerinde iniş-çıkışlar yaşanmaktadır. Bu durumda stres hormonlarından kortizolün salgılanması artmaktadır.

Kortizol yüksekliği tiroid fonksiyonlarını azaltır.

5.Stres

Stres üretilen tiroid hormonuna karşı hücrelerin cevabını azaltıyor / zorlaştırıyor. Kronik strese maruziyet vücutta kortizol seviyesini aşırı yükseltir, ayrıca 5’-deiyodinase enziminin işleyişini azaltır. Bu durumda tiroid hormonun aktifleşmesi durur ( T4 T3’e dönüşemez ).Tiroit fonksiyonlarının optimal olması için böbrek üstü bezinin sağlıklı olması gerekir. Çünkü stres hormonları ( adrenalin, kortizol ) buradan salgılanır.

6. Doğu tıbbında tiroid organının işleyişi kalp regülatuvar sistemine ve enerjisine bağlıdır

Kalp enerjisi birçok emosyonel travmalardan etkilenmektedir. Doğu tıp anlayışında özellikle vücuda giren soğuk ve yetersiz sıvı alımına bağlı kan üretimi ve sıvıların nakil/değişiminden sorumlu olan dalak sisteminin regülasyonu bozulmaktadır. Dalak sistemi birçok organın (kalp, akciğer, kalın bağırsak, karaciğer vb.) işleyişini etkilemektedir. Sonuç kalp / tiroit disfonksiyonu oluşmaktadır. Özetle bedende öncelikle ’NEM’, sürecin ilerlemesi ile birlikte ‘SICAĞIN’ azalması vücuttaki yaşamsal gücün, kanın yavaşlamasına ve sıvıların koyulaşarak bir kısım organların beslenmesini olumsuz yönde etkilemesini netice vermektedir.

Hashimoto / Hipotiroidi Bir Tükenmişlik Tablosudur!

Hashimoto tiroiditi otoimmün bir hastalık olduğu için beraberinde aynı alt yapıya sahip hastalıklarda gelişir (örn: Tip I DM, çölyak, adrenal yetmezlik, behçet, sistemik lupus, vitiligo vb.)

Evet, bu bir otoimmün hastalık ve diğer otoimmün hastalıklarla birliktelik kaçınılmazdır. Kimse kendisini ‘’hiçbir problemim yok, sadece Haşimoto hastalığım var’’ diye rahatlatmasın. Bu süreç devam edecektir. Yaşamı koruma adına vücutta 1.-2.-3. adaptasyon süreçleri işleyecektir.

Hashimoto uzun süren iltihabi (enflamayonun) sürecin neticesidir. İnsan kendi eli ve isteği ile ürettiği iltihabın içerisinde BATMA yoluna girmektedir. Kendi bağışıklık sistemimizi yine kendi tiroid hücremize karşı saldırtmayalım!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here