Dansın Ruhu AFK Bale Stüdyo’da

0
166

Ahmet Fevzi Kazan, herkes gibi 90’lı yılların dans furyasından etkilenmiş ama bunu meslek haline getirmiş bir dans hocası. Dansa başlama sebebinin Yonca Evcimik olduğunu söyleyen Kazan, birçok sanat okulunda çalıştıktan sonra da kendi okulu olan AFK Bale Stüdyo’yu açmış. Şu anda AFK Bale Stüdyo’da bale ve modern dans eğitimleri veren Ahmet Fevzi Kazan ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

Ahmet Bey, dansın hayatınızda olduğunu biliyoruz, peki siz baleye nasıl yöneldiniz?
Doğruyu söylemek gerekirse Yonca Evcimik sayesinde. Biz 90’lar çocuğuyuz. O zamanlar Yonca Evcimik patlamıştı. Dolayısıyla onun danslarını görünce ‘’ben de dans edeceğim’’ demiştim. Daha sonra konservatuvara girdim. Ailem; ‘’konservatuvara girmek çok zor, torpil olmadan nasıl gireceksin?’’ dediler. Zaten bir folklor geçmişim vardı. Konservatuvar öncesinde de bale dersleri alarak konservatuvara girdim. Konservatuvar sonrasında da Tan Sağtürk okullarında 12 sene ders verdim. Şimdi buradayım. İnsan isteyince yapamayacağı şey yoktur.

AFK Bale Stüdyo’da neler yapıyorsunuz?
Burası 2014 yılında çocuklar için bir bale okulu olarak başladı. Burada eğitimlere 3,5 yaştan itibaren başlıyoruz. Benim okulum 3,5 yaştan üniversite hazırlık dönemine kadar öğrencilerin olduğu bir yer. Üniversite hazırlık döneminde de genelde bırakmak zorunda kalıyorlar. Ama bırakmayan istisnai öğrencilerim çok iyi yerleri kazandılar. Buradan konservatuvara geçen o kadar çok öğrencim var ki… Şu anda konservatuvarda 30 öğrenci varsa 15 tanesi benim öğrencimdir. Yetenekli öğrenci gördüğüm zaman seçerim. Biz Perşembe, Cuma, Cumartesi ve Pazar günleri açığız. Çünkü çocukların okulda olmadığı, velilerin buraya öğrenci getirebilecekleri saatlerde biz çalışabiliyoruz. Hafta sonları sabah 09.00-21.00 saatleri arası hep derslerimiz var.

Büyükler için de hobi dersleri veriyoruz. İş stresinden kurtulmak isteyenlere dans derslerimiz var. Özellikle de bayanlar için zumba derslerimiz var. Eğleniyorlar, çünkü büyükler hayattan bir nefes almak istiyorlar. Onun dışında çocuklara piyano ve gitar eğitimleri de veriyoruz.

Eğitimlerinizde Vaganova Metodu uyguluyorsunuz. Nedir Vaganova Metodu?
Balede her yaşın yapabilirlik seviyesi farklı. Her yaşa göre de düzenlenmiş bir metod bu. Her çocuk, yaşına uygun seviye seviye hareketleri öğrenirse zaten bir sonraki basamağa geçebileceğini keşfedebiliyor. Bu sistemde giderken yaptığı her hareket onun bir sonraki aşamaya geçmesini sağlıyor. Bunu fark eden çocuk kendine daha fazla güveniyor. Her aşamayı başardıkça güveni artıyor ve sahnedeki yapabilirlik seviyesi artıyor. Hareketleri daha yumuşak oluyor, esneklik derecesi artıyor. Çünkü kısım kısım verdiğin zaman çocuk bunu çok rahat bir şekilde bedenine uygulayabiliyor. Dolayısıyla da daha yumuşak hareket etmeye başlıyor. Daha estetik bir şekilde vücudunu kullanabiliyor. Mimikleri gelişiyor. Sistemin en büyük artısı disiplini olmayı sağlaması.

Balede iç disiplini olan çocuk başarılı olur. Öncelikle çocuğun dikkati artar, gelmek ister. Farkındalığı artar, bedenini keşfeder. ‘’Parmak ucunda durduğumda şunu hissediyorum’’ der. İşitsel olarak farkındalıkları artar. Ben buraya gelen bir çocuğun gördüğünü algılamasını ve algıladığı şeyi bedenine uygulamasını istiyorum. Bedenine uyguladığını estetik kaygılar içerisinde yapacak. Bunu bir de arkadaşlarıyla beraber yapmak zorunda, müzikle beraber yapmak zorunda. En sonunda da sahneye çıkıp özgüvenli bir şekilde kendini gösterecek. Yani çocuk zaman içinde belki de kazanamayacağı bale sayesinde kazanıyor.

Sizin başarınızın sırrı ne?
Ben eğitmenliğime güveniyorum. Bale eğitimi çok disiplin isteyen bir iş. Disiplini öğretirken bu işi sevdirmek zorundasınız. Karşınıza gelen 4 yaşında bir çocuk da olsa, konservatuvardan bir öğrenci de olsa sevdirmezseniz bu iş olmaz. Her gün lanet okunarak yapılacak bir iş değil bu. Ayağınız ağrır, belin, bacağın ağrır, zordur. Severseniz dayanıyorsunuz ve yapıyorsunuz. Ben sevdirmeyi seviyorum.

Çocuklar sevgi isterler. Siz onlara sevgiyi verir ve hissettirirseniz, karşılığında saf sevgiyi yaşamanın mutluluğunu tadarsınız. Mesleğimdeki başarının sırrı budur. Benim amacım, balenin, dansın disiplinini, güzelliğini sevdirerek öğretmek. Haftada 2 saat ile belki profesyonel bir balerin yetiştiremeyiz ama bale sanatını seveni hayata bakış açısı geniş, vizyon sahibi, sanat dolu bir nesil yetiştirebiliriz. Ben buna inandığım için bu işi yapıyorum ve başardığımı da düşünüyorum.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here