Sanatçı, Galerici ve Koleksiyoncu Üçgeni

0
30

Sanat sektöründe vazgeçilmez üçgen, sanatçı, galerici ve koleksiyoncu.
Bunlardan biri eksik olsa halka bozulur, çark dönmez, pazıl tamamlanmaz.
Farkındamısınız bilmiyorum ama burada en önemli köşe taşı galericidir.
Neden mi?

Etrafımızda resim yapan birçok insan var, bunlara ressam veya sanatçı, bu sanatçılarımızın ürettikleri yapıtlara da sanat eseri diyoruz.

İşte ortaya çıkan bu sanat eserlerinin, sanatsal değerlerinin olup olmadığına, eser alıcısına referans veren, koleksiyoncuyla buluşturan kişiye galerici denir. Hatta fiyatını bile bazen belirleyebilir. Bir diğer tabirle aracı kurum biryerde. Bu galericilik kurumu son derece önemlidir.

Yeri gelmişken söyleyeyim. Galericiler yani sanat eseri alıp satan kişiler kendilerine menajer veya küratör gibi sıfatlar yüklemektedir. Bu tanımlar ayrıdır, bir birleriyle karıştırılmaması gereken sınıflardır. Sanatçının eserinin üretim aşamasında ki aldığı sorumluluk seviyesine göre bu sıfatlar değişkenlik gösterir.

Bazı sanatçı dostlar, galerici sınıfını gereksiz görüp, eserlerini birinci elden kendileri satmakta, pazarlığı yapıp, eserini paketleyip koleksiyoncunun arabasına kadar da taşımakta. Koleksiyoncunun hangi eseri alıp almaması konusunda da bilgisini paylaşmakta çoğu zamanda yönlendirmektedir.

Sevgili dostlar; her sanatçı kendi eserine, kendi çalışmasına, kendi fikrine yani kendisine taraftır. Hiçbir zaman koleksiyoncuyu objektif olarak yönlendiremez. Ayrıca bir sanatçı eserini kendisi paket yapmaz, koleksiyoncunun arabasına taşımaz. Bu durum sanatçıyı, kişiliğini, durduğu yeri yıpratır, zedeler.

Hatta galerinin duvarlarında sergilediği çalışmalarını, alıcı durumunda ki koleksiyonculara kaş göz işareti yaparak, kıyılarda köşelerde fısıldayarak atölyesine çağırmaz, eserleri kendisi satmaz, referans vermez, veremez, vermemelidir de.

Fakat bazı durumlarda da koleksiyoncu sanatçıyı tanımak, görüşlerini öğrenmek, nasıl çalıştığını, çalışma ortamını görmek isteyebilir. Bunu neden mi istiyor? Sahip olmak istediği sanat eserini çok daha fazla yaşamak, bütünleşmek arzusundandır. Eserin her santimetre karesini koklamak, ciğerlerine kadar çekmek istemesindendir.

İşte asıl önemli konu da burası. Bu durumda bile, galerici veya o sorumluluğu üzerine alan bir kişi mutlaka orada olmalı, koleksiyoncuyu doğru esere kanalize etmeli, sanatçı ile sanatsever dediğimiz koleksiyoncu arasında bir bağlaç görevi üstlenmelidir.

Şu an sanatın geldiği nokta; sergilerin artık spot ışıkları altında galerilerde değil, sanatçıların eserlerini ürettiği atölyelerde olmasıdır. Koleksiyoncu kişilerin, sanatçının o boya kokan, eserin ortaya çıktığı atmosferi görmek, yaşamak istemesi, sanatçı atölyelerini tercih nedenidir.

Sanatçının atölye sergisini düzenleyen, organize eden yine mutlaka bir galerici olmalı.
Sanatçı sadece eserinin sorumluluğunu taşımalı, yani mutfakta yemeğini yapmalı.
Mutfakta da olsa o yemeği bir başkası, servis şefi sunmalı. Bir koltuğa iki karpuz sığmaz.
Görevler asla karıştırılmamalı.
Sevgiyle kalın…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here