Prof. Dr Avni Babacan: “Kalp Ağrısı Hariç Her Ağrıyı Tedavi Ederim”

0
1103

Kendisiyle ilk karşılaştığınızda önce bir korkuyorsunuz. Sohbetiniz ilerledikçe hareketliliği, enerjisi size yansıyor. Resmen yaşam enerjisi veriyor size. Hem ağrılarınıza derman oluyor hem de sözleriyle, davranışlarıyla, hareketleriyle ruhunuzu da iyileştiriyor. ‘’Kalp ağrısı hariç her ağrıyı tedavi ederim’’ derken de gülüyor. Algoloji dalı için her şeyini vermiş bir profesör Avni Babacan. Gazi Üniversitesi Algoloji Bilim Dalı Başkanı Avni Babacan’la harika bir röportaj gerçekleştirdik.

Avni Bey kendinizden bahseder misiniz?
1955 Yozgat doğumluyum,ama Sivas Gürünlüyüm. İlkokul ve ortaokulu Kayseri Pınarbaşı’nda okudum. Sonrasında Kuleli Askeri Lisesi’ne gittim. Orayı birincilikle bitirdim fakat subay olmak istemedim, kendi isteğimle ayrıldım. 1973’te İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ne girdim. Orada 6 yılı bitirdikten sonra Diyarbakır’da askerliğimi yapıp Gazi Üniversitesi’ne asistan olarak girdim(1984). Burada doçentliğimi ve profesörlüğümü aldım. O zamandan beri buradayım.

Türkiye’de hala pek çok insan algolojinin ne olduğunu bilmiyor. Nedir algoloji?
Algoloji kronik ağrılarla ilgilenen bir bilim dalıdır. Üstüne basa basa söylemek istiyorum, algoloji artık bir bilim dalıdır. Ben aslında anestezi profesörüyüm ama ağrı tedavisi üzerine de uzmanlık aldım. Şu an da birçok doçent ve uzman yetiştiriyorum algoloji dalında. Biz algolojinin bilinmesini ve tanınmasını istiyoruz.İnsanlar bilmiyorlar ve ‘’ağrı benim kaderim’’ diyerek bunu yıllarca çekiyorlar. Hayır, ağrı kimsenin kaderi değil. Bizim bunu anlatmamız, duyurmamız gerek. Sadece insanımız değil çoğu doktor da algolojiyi bilmiyordu. Şimdi,artık doktorlar bize yönlendirebiliyorlar.

Kronik ağrıların bir sebebi var mı?
Ağrılar çok tehlikeli. Ağrı bir şeyin habercisi. İkaz ediyor. Vücudunuz da ‘’bir tehlike var’’ diyor. Özellikle ameliyat olup kronik ağrıları olan hastalarda anestezistin rolü çok önemli. Anestezist ameliyat öncesi ya da ameliyat sırasında değil, sonrasında da ağrıyla ilgilenmeli. Böyle olursa kronik ağrı olmaz. Kronik ağrıların bir çoğu bu şekilde ortaya çıkıyor. Biz ‘’doktor bey başım ağrıyor, bel fıtığım var’’ diye gelen hastaları değerlendiriyoruz. Gerekli olduğunda farklı branştan da görüş alarak ortak bir tedavi yapmaya çalışıyoruz. Biz daha çok kronik ağrılarla uğraşıyoruz.

Akut ağrıların zaten tedavileri var. Ama aylarca, yıllarca ağrı çeken insanlar var. Hiç kimse ağrıya katlanmak zorunda değil. Ağrıyla yaşanmaz zaten. Biz insanların günlük yaşam kalitelerini artırarak yaşamaları gerektiğine inanıyoruz. Dengeli ve düzenli beslenmeli, bol su içmeliyiz. Bunun yanında ağrımız da olmamalı. Ben özellikle kanser hastalarıyla çalışıyorum. Çünkü zaten kanser acı verici bir şey, tedavisi zorlu bir süreç. Ben istiyorum ki kanser hastaları birçok zorluğa katlanıyorken bir de ağrıyla uğraşmasınlar. Tedavilerini olurken rahat olsunlar.

Kronik ağrı çeken insanlar bir süre sonra içlerine kapanıyorlar. Çünkü acı çekiyorlar. Sosyal hayatları etkileniyor, evlilikleri etkileniyor. Kronik ağrılar insanların psikolojisini bozuyor. Kronik ağrıdan dolayı intihara giden vakalar var. O yüzden insanların günlük yaşam kalitelerini artırmaları gerektiğine inanıyorum. Bunun için biz buradayız. Şunu söyleyebilirim. İnsanlar doktorlarına muayene olduktan sonra ya da tedavilerini olduktan sonra hala ağrı çekiyorlarsa o kronik ağrıdır. Ben ‘’kalp ağrısı’’ hariç her türlü ağrıyı tedavi edebilirim.

Ağrı tedavisi olduktan sonra bir daha ağrı olmayacağına dair bir inanış var. Ne diyorsunuz?
Hayır, ağrılar bir kere tedaviyle ömür boyu kaybolmazlar. Biz ağrı çekiyoruz, bizim için kötü bir şey ama ağrı baktığınızda iyi bir şey. Çünkü vücudunuz size bir sorun olduğunu söylüyor. Bir sinyal veriyor. Biz sadece çektiğiniz acıyı yok ediyoruz. Belki 6 ay belki de 1 sene sonra tekrar başlayabiliyor. Çünkü bu ağrılar kronik. Yani uzun süre geçmeyen ağrılar. Kimi zaman tabi neden olduğu da belli olmuyor. Benim bir hastam var. Yüzünün bir tarafı ağrıyor. Tedavi olmuş,ilaçlar kullanmış, geçmeyince bana gelmiş. Şimdi biz bu hastanın ağrısını yok etmek için yüzünün üç yerinden iğne yapacağız. Ağrı nereden kaynaklanıyorsa, sinire ya da kasa müdahale ediyoruz ameliyathane ortamında.

Avni Bey, çok dikkatimi çekti. Çok enerjik ve pozitif bir insansınız. Bunu neye borçlusunuz?
Ben dengeli ve sağlıklı beslenmeye özen gösteriyorum. Bu zaten askeri liseden bana kalan bir disiplin. Onun dışında her sabah 6’da kalkar yüzmeye gider oradan hastaneye gelirim. Ben pozitif olunca zaten etrafımdakiler de pozitif oluyor. Bu da beni etkiliyor tabi. Bir de ayda bir ozon veriyorum kendime. Benim karaciğer enzimlerimde bir sorun olmuştu. Halsizlik vs. yaşıyordum. Ayda bir ozonla hem daha dinç oluyorum hem de kanımdaki oksijeni fazlalaştırıyorum. Böylece ciğerlerimin kapasitesi de artmış oluyor.

Nasıl oluyor bu ozon?
Çok steril bir ortamda, özel iğne ve tüplerle kan alınıyor. Bu kanın içine ozon katılıyor. Ozon dediğim de medikal ozon oluyor. Bildiğimiz oksijen aslında. Ozon karıştıktan sonra vücuda geri enjekte ediliyor. Ağrı tedavisinde de kullanıyoruz ozonu.

Ağrı tedavisinde ozon yardımcı araç ama değil mi?
Tabi ki. Sadece ozonla ağrıyı kesemezsiniz. Zaten her ağrı için de kullanılmıyor. Bel fıtığında mesela disklere yapıyoruz yaptığımız işlemin yanında. Ağrının kaynağı hangi sinirse ya da hangi kassa ona bir ilaç enjekte ederken ozonu da yanında kullanıyoruz.Özellikle diz ağrılarında kalça ağrılarında çok iyi sonuçlar elde ettik.Sonuçta yine söylüyorum, ağrı kimsenin kaderi değil. ‘’Algoloji’’ diye bir bilim dalı var ve sizin için var,ağrısız günler diliyorum.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here