Müziğin Dili Onunla Hayat Buldu

0
369

Mesut Yazıcı… Biz onu işitme engelliler için şarkıları çevirmesiyle tanıdık. Ama aslında ‘’müziğin dili’’ yaratıcısının bu konuda daha eski bir hikayesi var. Kendini işitme engellilere adamış, onlar için çabalayan Mesut Yazıcı, hikayesiyle ilgili sorularımız yanıtladı.

Mesut Bey, ilginç bir hayatınız var. Kendinizden biraz bahseder misiniz?
Aslında benim iş hayatım ilginç olan. Ortaokuldan beri ben çalışma hayatı içerisindeyim. Yazın tatil, gezme, tozma yerine ben hep çalıştım. 12 yaşında ben örtü diken bir ablanın yanında ona yardım ettim. Genelde atölye tarzı yerlerde çalışırdım. Bir yaz çaycılık yaptım. Diğer yaz aynı yerde montaj elemanı işten çıkmıştı, onun yardımcılığını yaptım. Boş kaldığım zamanlarda bir Tunalı’da örtü açıp evdeki oyuncaklardan satardım. Yaptığım işi de düzgün yapmak benim prensibim. O yüzden temizlik de olsa işaret dili de olsa yaptığımın en iyisini hep yapmaya çalışmışımdır hayatım boyunca.

Ankara Üniversitesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü’nü kazandım. Astronominin içinde çok fazla optik ve fizik vardır. Bu beni fotoğrafçılığa sevk etti. Hiç unutmuyorum öğretim görevlimiz Tolgahan Hoca vardı. Onun bir fotoğraf makinası vardı. Ara sıra bana verirdi fotoğraflar çekerdim. Sonrasında ben kendi makinamı aldım. Okuldaki herkesin fotoğrafını çektim, yarışmalara katıldım. Fotoğrafçılık böyle giderken düğün fotoğrafçılığına kaydım. Hürriyet gazetesinin bir yarışması yapıldı onda Türkiye 8.si oldum. Ankara çapında üniversiteler arası yarışmada 1. oldum. Sonrasında Behzat Ç.’den çağırdılar beni. Yeni bir dizi çekilecek fotoğrafçımız olur musun dediler. Gittim orada başladım. Okulu iyice arka plana attım.

İşaret diline nasıl başladınız?
Yarışmalardan birine katılırken işitme engelli birini çektim. Sonuçta bir fotoğrafta birinin işitme engelli olduğunu anlayamazsınız ama ben işitme engelli olmasını istedim. Tanıştık, arkadaş olduk. Ben fotoğraf yarışmasından ödül alınca onun da payı var diye onu kardeşiyle beraber yemeğe götürdüm. Yemekte ‘’bizim bir işitme engelli derneğimiz açılıyor. Ona bağışta bulunmak ister misin? Hem gel kurs al hem de destek olmuş ol’’ dedi. Gittik. Dernek daha açılmamıştı, duvarları boyanıyordu. Kurs almaya başladım. Derneğin başkanı kur başlayalı 3 hafta oldu dedi. Ben çok panikledim. Ama insanın isteyip de yapamayacağı hiçbir şey yoktur. Bir şeyi kafaya koyduysam bitmiştir.

Benim için spor da öyledir. Kafaya koyduysam eğer fırtına çıksa yine giderim. O zaman bayram tatili vardı. Nasıl öğreneceksin diye sordular. Dedim ki siz her gün buradaysanız öğrenciler gelene kadar ben öğrenirim. Bu 3 günde bana 3 haftayı anlatırsan ben çalışır öğrenirim dedim. Çalıştım. Öğrenciler geldi, ben kendimi geride zannediyordum. O 3 günde nasıl bir çalışma yaptıysam öğrencilerden daha ileri bir seviyedeydim. Onlar geride kalmıştı. O zaman ben kendimi fark ettim. İşaret dili bir yetenek işi değil, insanın taklit yeteneğinin olması lazım. 2 hafta sonra beni, tercümanlığa götürmeye başladılar.

İşaret dilinin tarihi belli mi? Nasıl ayrılıyor?
İşaret dili sanılanın aksine tüm dünyada aynı değil. Her ülkenin işaret dilinin tarihi farklı tabi. Türkçe nasılsa, İngiliz dili nasılsa işaret dili de öyle. Konuşma dilinde ne varsa aynısı işaret dilinde de var. Konuşma dilinde gramer yapısı var, işaret dilinde de var. Dünyanın her yerinde Türkçe, İspanyolca, İngilizce ayrılıyor mu; Türkçe işaret dili, İspanyolca işaret dili, İngilizce işaret dili olarak da ayrılıyor. Türkiye’de lehçe farklılıkları var mı, işaret dilinde de var. Eş anlamlı kelimeler var mı dilimizde işaret dilinde de var. Bir işaret farklı kelimelere denk gelebilir. Ya da farklı işaretler bir kelimeye de denk gelebilir. Ben beyaz dediğimde de ak dediğimde de beni anlıyorsunuz.

İşaret dilinde de beyazın tek bir gösterimi yoktur. Farklı gösterimleri de olabilir. İşaret dilinde yanlış gösterim diye bir şey yoktur. Yöresel farklılıklar vardır. Bırakın Türkçe, İspanyolca işaret dilini; Türkiye içerisinde bile yöresel farklılıklar vardır. Dille ilgili ne biliyorsanız, kopyalayıp yapıştırın işaret dili de aynı. Bizim işaret dilimiz Osmanlı’dan gelme. Hatta makalelerde işaret dilini ilk kullanan Osmanlı Devleti. Tüm davaları aynı zamanda işaret diline de çeviren bir tercüman mutlaka mahkeme salonunda bulunurmuş. İşaret diline en çok sahip çıkan devlet geçmişten bugüne Osmanlı’dır. Hatta ilk işitme engelliler okulunu kuran devlet de Osmanlı Devleti’dir. Bizim işaret dilimiz Osmanlı’dan geliyor.

İşitme engelliler toplum içinde ne hissediyorlar?
Ben en büyük hatayı ‘’rüyalarınızda ne duyuyorsunuz, uğultu mu duyuyorsunuz?’’ diyerek yapmıştım. Sonradan kendim çok saçma bir soru sorduğumu fark ettim. Çünkü ses kavramını tanımayan bir insana sesin türeviyle alakalı bir soru soruyorum. Ses yok ki uğultuyu, vızırtıyı, çatırtıyı bilsin. Bir görme engelli için mavi, siyah, sarı aynı. Mesela biz siyah rengini siyah bildiğimiz için siyah diyoruz. Görme engellinin hayatı siyah neden hiçbir şey göremiyor. Eğer ki görme engelliye doğduğundan beri deseydik ki ‘’aslında senin göremediğin rengin adı mavi.’’ Değişen hiçbir şey yok. İşitme engelli anlaşılmadığı zaman kendisini nasıl hissediyor? Hiç bilmiyorum çünkü onlarla hep anlaşabilir bir haldeydim.

“Toplumda dışlayıcı bir hareketle karşılaşıyor musunuz?’’ ya da ‘’işaret dili sizce diğer insanlar tarafından öğrenilmeli mi?’’ diye sorduğumu hatırlıyorum. İnsanların kendisiyle bazen dalga geçtiklerini söyledi. ‘’ne bu böyle el kol hareketleri, deli misin?’’ diye söylemlerde bulunuyorlarmış mesela. Böyle şeyler duyuyorum. ‘’doktora gittiğimde beni anlayan bir doktor, eczaneye gittiğimde beni anlayan bir eczacı, beni anlayan bir hemşire, beni anlayan bir bankacı bunları isterim tabi ki’’ diyor. Mesela bir markete gittiklerinde çekiliş, kampanya olduğunda genelde işitme engellilere karşı ‘’hadi, tamam öde çık şeklinde oluyor’’ diyorlar.

Genelde hayatın akışına adapte olamadıklarını söylüyorlar. Empati yaparsak anlarız diye düşünüyorum. Dilini hiç bilmediğim bir ülkede kendimi topluma nasıl adapte ederim, zannediyorum çok azdır. Gramer farklılığından dolayı işitme engelli, Türkçe okuduğu bir metni de anlayamaz mesela. Türk işitme engelli Türkçe’yi okudu, anladı diye bir kaide yok. 8-9 senede yaptığımız çalışmalar bu camiada emek sarf eden, alın teri döken bütün insanların gayretleri sayesinde büyük gelişmeler elde ettik. İşitme engellinin işaret dili bilmeyen insanla karşılaşmasından mutsuz olması yerine işaret dilini bilmeyen insanın utanmasını istiyorum. Bunu bir gün bu hale getireceğim. İşitme engelli kendini yalnız hissetmeyecek.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here