Murat Serezli: “Doğru roller sırasında, doğru yerde olmak için çabalıyorum.”

0
55

O, birçok performansıyla ya da bir bakışıyla akıllarda yer edinen bir oyuncu. Dolu dolu bir kamera arkası sonrası, kamera önünde güzel bir sanat hayatı… Türk sinemasının ve tiyatrosunun duayen isimleri Metin Serezli ve Nevra Serezli çiftinin oğulları, birçok performansıyla adından söz ettiren Murat Serezli ile son filmi “Dağ 2” nin galası öncesi bir araya geldik.

Serezli, sorularımı içtenlikle ve büyük bir keyifle cevapladı. Ne yalan söyleyeyim, en keyifli röportajlarımdan bir tanesi oldu. Şimdi lafı fazla uzatmadan sohbetimize geçelim…

Murat Bey hoş geldiniz. Sizi daha çok komedi işlerinde görüyorduk. Bu kez “Dağ 2” deki sert asker karakteriyle bizi şaşırttınız…
Hoşbulduk. Komedi projelerinin yanında bu tarz işlerde yer almayı da çok seviyorum. Burada canlandırdığım karakter düşündüren, duygulandıran, profesyonel mesleği askerlik olan biri. Rol aldığım “Dağ 2” de askerliğin o fedakâr doğasına, askerlerin gündelik hayatlarının nasıl zor olduğuna parmak basan ve seyircinin empati kurabileceği bir yapım aslında.

Sizce oyunculukta güldürmek mi yoksa ağlatmak mı zordur ya da kolaydır?
Komedi biraz daha bıçak sırtıdır. Çünkü ölçümü daha kolaydır. İşe baktığınız zaman, komik değilse demek ki başarısız dersiniz. Ama dramada onluk da oynasanız, sekizlik yedilik bile oynasanız ağlatabilir ya da duygulandırabilirsiniz ya, hata payı daha azdır. Ama komedi, sizin içinde bulunduğunuz duruma da bağlı olabilir. Mesela o gün mutsuzsanız, şahane espriye gülmezsiniz ya kötü dersiniz. Hâlbuki sizin de katılımcı olmanız gerekir komedide gülmek için.

“Sinema, en akılda kalıcı şey.”

Sizi ilk oyuncu olarak nasıl gördük peki, aile faktörü var mıydı?
Aile faktörü olmadı. Öyle olsaydı, 35’inden sonra dibine düşmezdim (Gülüyor) . Resmen, yıllarca kamera arkasında işler yaptım. Üç boyutlu animasyon, özel efekt, seslendirme ve yönetmenlik üzerine uğraştım. Bir süre sonra o hayat devam ederken, bir reklam ajansı beni çağırdı ve onlarla reklamlar çekmeye başladım. Mesai hayatı devam ederken reklam çekebilmek çok zor, ama bir de bir gün gidiyorsunuz, reklamı çekiyorsunuz ve şahane tatil parası çıkıyor. Bu mesai hayatı sona erdikten sonra, film ve dizilere evet diyebilmeye başladım. Sonra bir baktım kamera arkası ve önü paralel gidiyor, sonra kamera önü çok hızlandı.

Sinemanın tadı da bir ayrı bence…
Sinema, en kalıcı şey… Akılda kalıyor, hayatsal. Ama düşünün tiyatro, dizi, reklam vs hepsi kumsala yazı yazmak gibi, ilk dalgayla beraber gidiyor ve yavaş yavaş siliniyor. Ama sinema, bugün 100 yılda fazla geçmişi var, ilk filmleri bile izleyebiliyoruz.

“Doğru roller sırasında, doğru yerde olmak için çabalıyorum.”

Oyuncu olmak isteyen yeni nesli birçok genç var. Bu yolda siz de kendini kanıtlamış gibi olarak neler önerirsiniz?
Dünyanın en zevki mesleklerinden birisi oyunculuk, bir yandan da zor. Zorluğu yapabilmek açısından değil, birçok insan oyunculuk yapabilir. Ben herkesin oyunculuk yapabileceğine inananlardanım. Hele sinema, televizyon. Birçok şeyi kotaran montajdır aslında. Tiyatro er meydanı tabi.

Bu işte, yeteneğiniz %20 ise kalanı şans. Doğru yerde doğru zamanda olmak önemli. Size biçilmiş o uygun rol, sizinle kontakta olan birilerinin karşınıza çıkmasıyla alakalı. Bakın yıllardır ben, doğru roller sırasında doğru yerde olmak için çabalıyorum.

Bir filmde ya da dizide kötü bir karakter olur. İzleyicinin sevmediği bir karakter haline geldiyse, o oyuncu kendi adına bir şey başarmış mıdır?
Bence başarmıştır. Çünkü artık orada seyirci, oyuncuyu değil karakteri görüyordur ya… Seyircimiz, dramının o gerçeklikle kurmaca arasındaki çizgiye çok eğilimli, kolay kaybedebiliyor. Mesela yapımda, esas karakteri aldatan karakter, sokakta teyzelerin tepkilerine maruz kalabiliyor.

“Veysel, azapları çok olan bir adam.”

Son filminiz “Dağ 2” de Veysel komutanı canlanıyorsunuz. Nasıl bir karakter?
Veysel, çok başarılı bir görev adamı, çok başarılı bir komutan. Aynı zamanda Özel Kuvvetler Komutanlığı’nın Eğitim komutanı. Yarbay olmasına rağmen, hala bazı özel görevlerde sahaya kadar gidiyor. Veysel, o meslekten birisinin olamayacağı kadar vefalı ve duygusal bir adam. Bir yandan da her mükemmeliyetçi insanın kaçamayacağı bir şey olan, geçişimdeki hataların ıstırabını ve hayaletleri yanında taşıyor. Çok acısı var, emrinde kaybettiği askerleri hele. Suçlu yüksek ihtimalle o, belki emri başka türlü verseydi, kurtulacaklardı. Veysel’in azapları çok.

Bir asker karakterine hazırlanırken nelere dikkat ettiniz?
Veysel’i çok derinlemesine ve uzun süre çalıştım. Hakkında 20 sayfalık bir dosya yazdım. Fiziksel de bir hazırlığım oldu. Hem entelektüel hem de karakteri analiz etme hem de asker gibi yaşama gibi çalışma süreçlerim oldu.

Şu sıra planlanan ya da sizin planladığınız yeni projeleriniz var mı?
Yönetmem için gelen bir film teklifi var, senaryosunu okuma sürecindeyim. Oyunculuk olarak teklif edilen bir sinema filmi var, düşünce aşamasında. Ama şu anda tabi ki tekliflere açığım.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here