Hayata Hareket Katan Bir Başarı Öyküsü: HARUN ADIGÜZEL

0
257

Zor şartlarda başlayan, durmadan çalışarak, üreterek, daha iyisini hayal ederek, bazen düşerek bazen de kalkarak “olmaz” denilene meydan okuyan bir hayat hikayesinin kahramanı Harun Adıgüzel… Ve ona Türkiye’nin ilk butik rulman fabrikasını açtıran bir cesaret… Biz sorduk, o tüm içtenliğiyle anlattı.

Harun Adıgüzel kimdir? Sizi tanıyabilir miyiz?

Eskişehir-Beyyayla köyünde çiftçilik ve hayvancılıkla uğraşan bir ailenin oğluyum. O dönemde okumak, hayal kurmak zor şeylerdi. Hem kendine gelmeye çalışan ama yoksullukla boğuşan bir Türkiye gerçeği vardı hem de bizim hayal kurmaktan öte sorumluluklarımız çok fazlaydı. Ama her zaman yapmak istediğim büyük işler oldu. Köyden kente göç etmeden önce bile çalışmak benim için tutkuydu. Bu nedenle ne yaptıysam, neyi başardıysam hep çalışkanlığımın ödülüdür diye düşünüyorum. Aynı zamanda köyümün ilk üniversiteye giden ve ilk mühendis olan öğrencisiyim. Bu gururu tarif edemem. Hayatım boyunca çok farklı ülkelerde çalıştım ancak hayalim her zaman ülkeme bir değer katmaktı. Çok şükür ki bunu gerçekleştirdim. Bundan sonrası için de yine hayallerim var, onların peşini hiç bırakmayacağım.

Rulman fabrikasının hikayesi nedir peki?

Ben rulman işini Almanya’da öğrendim. Makina mühendisiyim ama derslerde geçiştirmişler rulmanı. Oysa öylesine kritik ki… O olmadığı müddetçe hiçbir makine dönmüyor, hiçbir araba çalışmıyor, hiçbir uçak uçmuyor… Baktığında küçük bir malzeme ama sanayi açısından son derece stratejik. Keza ülkeler için de öyle. Mesela bir kilo çeliği diyelim ki bir dolara alıyorsunuz, rulman haline getirdiğinizde 50 dolara, 100 dolara, 200 dolara artık yaptığınız ürünün değerine göre satıyorsunuz. Ulaştığı değer 200 kat.

Ben de 1985 yılında Türkiye’ye döndüğümde rulman işine girmek istedim. O dönem Türkiye’de bir rulman fabrikası kurulmak isteniyordu, o projede yer aldım. 1996’ya kadar orada çalıştım, sonra kendi şirketim olarak Eymak’ı kurdum. 1998 yılında ise bir sermaye grubu olarak Romanya’da kurulu olan URB rulman fabrikasının özelleştirme ihalelerine girdik. Romanya devleti de fabrikalarını rulman konusunda deneyimi olan firmalara satmak istiyordu. Sonuçta 2000 yılından 2012 yılına kadar ben o fabrikada Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı ve CEO’luğunu yaptım.

Ardından aynı grup ile Düzce’de hem grubun 2. fabrikasını hem de Türkiye’nin 2. rulman fabrikasını kurduk. Macaristan’da kurulu olan bir fabrikayı Koreli bir firma satın almıştı. Kore de o dönem kriz halindeydi, fabrikayı elinden çıkarma kararı almıştı. Biz de 2007 yılında Kore’den bu fabrikayı satın aldık. Sonra Hindistan’a gitmeye karar verdik. 2010 yılında da Hindistan’da bir şirket kurduk. Dolayısıyla 2000 yılında devraldığımız Romanya’daki fabrika iyi bir ekip işiyle ve başarılı stratejilerle bugün uluslararası üretim yapan bir kurum haline geldi.

Bu noktada kendime baktığımda ise nasıl yollardan geçtiğimi bir kez daha görüyorum. Hep çok çalıştım ben ama yine de bu iş biraz da nasip işi. Hayatım boyunca heyecanlı, istekli bir yapıya sahiptim. Hem istek hem nasip ile bugün bu noktadayım.

2012 yılının 31 Mayısı’nda tüm bağlı fabrikaların zirve yaptığı bir noktada uluslararası bu grubun CEO’luğundan ve yönetim kurulundan kendi isteğimle ayrıldım ve kendime ait bir şirket olan DAS LAGER Germany’i kurdum.

Çok ciddi ve cesaret isteyen bir adım olmuş…

Tabii… O zamanlarla şu an arasında epey fark var. O zamanlar kimse rulmanı bilmiyordu ki. Satış yaptığım zamanlarda bir gün bir yere gittim. ‘Türkiye’deki rulman fabrikasının satış müdürüyüm, rulman ürettik, ürünümüzü tanıtmaya geldim’ dedim. Adam beni durdurdu. ‘Biraz ileride bir baklavacı var, git oradan baklava al gel. Hem yiyelim, hem konuşalım’ dedi. Aslında o kişi Türkiye’de rulman üretileceğine inanmadığı için beni ciddiye almadı. Yine İzmir’de bir yere gittim, oturdum saatlerce ne yaptığımızı, nasıl rulman ürettiğimizi anlattım. Adam bana ‘Sen genç bir insansın, yol yakınken kendine başka bir iş bul, buralarda zaman kaybetme’ dedi. ‘Rulman üretilmez, batar o şirket’ diye de akıl verdi. Çünkü devlet rulmana ancak %20 teşvik veriyordu. O dönem parası olan da haklı olarak rulman işine girmiyordu. Ancak dedim ya, inanmak ve değer katmayı istemek gerekiyor. O zaman başarıyorsun.

Bugüne gelen Harun Adıgüzel’i ve Eymak’ı nasıl tanımlarsınız?

Romanya’da batmış bir tesisi alarak 12 yıl boyunca 3 bin kişinin çalıştığı, buradan üç yeni fabrika doğuran bir grup haline geldiğini gören Romanya, devleti bana Romanya Fahri Vatandaşlığı’nı verdi. Bu Romanya’da bir yabancıya şeref nişanı ile verilen ilk ve tek fahri vatandaşlıktır. Romanya bir kadirşinaslık gösterdi ve bizi onure etti. Hatta adıma bir anıt dikildi. Diğeri ise Atatürk’ümüzün adına dikilen anıttır. Böyle büyük bir mutluluk olabilir mi?

Gelecek hayalleriniz nelerdir?

Bir Rulman Akademisi kurduk. Sektör çalışanlarına ve işletmelere ücretsiz eğitimler veriyoruz ve bir de üniversite kurmak istiyorum. Aradığınız insanı, buna ara eleman da dahil, Türkiye’de bulamıyorsunuz. Hiçbir üniversitede rulman mühendisliği yok. Yani bu rulmanı alıp arabanıza takanın da bir sertifikası olması lazım çünkü can taşıyorsunuz. Herhangi bir kişi rulman üretemez, üretmemeli. Bugüne kadar batılı aileler rulman endüstrisinde önlerdeydi. Şimdi ve gelecekte bir Türk ailesi, Türk mühendisleri ön planda olur inşallah.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here