‘’Disiplinli, Prensipli Olmak Her Şeyden Önemli’’ Nejat Tekin

0
272

Nejat Tekin, başarılı bir gayrimenkul danışmanı olmasının yanında sıra dışı kimliğiyle de dikkat çekiyor. Mesleğinin yanı sıra profesyonel bir scuba eğitmeni olmasından dolayı fırsat buldukça dalış yapıyor. Bununla da yetinmeyen Nejat Tekin yeteneklerini TV’de de göstermiş. Geçtiğimiz yıllarda televizyona 13 bölümlük bir belgesel çeken başarılı iş adamı, tekliflerin geldiğini ve projelerinin devam edebileceğini de söylemeden geçmedi. Uzun yıllar satış temsilciliği yaptığını söyleyen Tekin, Re/MAX ile bir arkadaşı sayesinde tanıştıktan sonra firma bünyesinde 3200 kişinin arasından ilk 100 kişinin içerisine girerek de başarısını kanıtlamış. Nejat Bey ile gayrimenkul sektörü ile tanışmasını, Türkiye’de gayrimenkul sektörü ve başarısı hakkında konuştuk…

Dolu dolu bir hayatınız varken Re/MAX bünyesine girmeniz nasıl oldu?
Satış temsilciliği ile başlayan 17 yıllık profesyonel hayatım bölge satış müdürlüğüne kadar gelmişti. Bu süreçte Re/MAX ‘ ta Türkiye işlem birincisi olan ve benim hayatımda çok önemli bir yere sahip arkadaşım Kuzey Coşkun’un telkinleri ve desteği ile Re/MAX ile tanıştım. Hayatım boyunca sektöründe lider olan firmalarda bulunduğum için Re/MAX’ ı tercih ettim. Buna vesile olan herkese ayrı ayrı teşekkür etmek istiyorum.

Re/MAX’ta toplamda 3200 danışman varken ilk 100 içerisinde olduğunuzu biliyoruz. Ankara’ da olduğunuz halde ilk 100 içerisine girmeyi nasıl başardınız?
Ben iş ciddiyeti ve ahlakına inanırım. Disiplin, programlı ve prensipli olmak, her şeyden önemlisi dürüst olmak son derece önemlidir. Sizinle çalışanlar ya da çalışmak isteyenler bunu hissediyorlar. En çok portföyü, benimle ilk defa çalıştıktan sonra tekrar tekrar gelen ve beni çevrelerine söyleyen insanlardan alıyorum. Prensipli diyorum ya, yetki almadan hiç portföy almıyorum. Sistemi birebir uyguluyorum. Müşterilerim benim için çok önemli. Doğal olarak bu da ciro ve memnuniyet getiriyor.

Peki, neden kurumsal gayrimenkul şirketleri tercih edilmeli?
Buna iki açıdan cevap vermek lazım bence. Birincisi; alıcı ya da satıcı açısından:
Bilinirliği olan ve güvenilir firmalarla çalışmak bu işin en önemli kısmı. Ancak her sektörde olduğu gibi kurumsal firmalarda da çalışmak için seçtiğiniz kişiler de önemlidir. Bu yüzden önce marka ile beraber çalıştığınız kişilere bakmak lazım. İkincisi danışman açısından:
Bizim sektörümüz disiplin, eğitim ve programlı hareket ister. Bu yüzden kurumsal bir firmada olma ihtiyacı hissettim. Re/MAX eğitimlere çok önem verdiğinden bence bu işin okulu burasıdır.

Gayrimenkul öncülerinin içinde bulunan başarılı biri olarak Türkiye’ de gayrimenkul sektörünün şu anki durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu alanda öne çıkan trendler nelerdir?
Türkiye’ de gayrimenkul, lokomotif sektörlerinin en önemlilerindendir. Bu yüzden de gayrimenkulde arz-talep dengesi son derece önemlidir. Şu anda büyükşehirler başta olmak üzere bir arz fazlası var. Arz fazla talep ona göre daha az ise fiyatların ona göre belirlenmesi gerekir. Rakiplerinizi iyi takip edip küçümsememeniz çok önemlidir. Ancak genç bir nüfusa sahip olduğumuzdan kısa vadede olmasa da orta vadede bu fazlanın eriyeceğine inanıyorum.

Biliyorsunuz, özellikle büyük şehirlerde güvenlik son derece önemli. Bu yüzden öne çıkan trendler öncelikle güvenlikli siteler kesinlikle. Daha sonra da kendi enerjisini kendi üreten çevreye duyarlı siteler.

Gayrimenkul sektörünün bugün ekonomik büyümeye etkisi nedir?
Üretim ekonomik büyümede başrol oynar. Konut üretimi de doğal olarak ekonomik büyümeye olumlu anlamda son derece etki ediyor; fakat ülkemizdeki sanayi ve tarım gibi diğer üretimler yeterli olmadığından üretim ekonomide tam etkili olamıyor maalesef. Konut üretiminde arz talep dengesi sağlanmalıdır diye düşünüyorum.

Gayrimenkulde hangi faktörler fiyatı etkilemektedir?
Gayrimenkul alanlara ilk önerim hep lokasyon olmuştur. O yüzden birincisi lokasyon. Diğerleri de arz-talep dengesi ve bölgedeki rakiplerin fiyatları.

Türkiye’ de yabancıların gayrimenkule olan ilgisi hakkında ne söyleyebilirsiniz?
Bilindiği gibi yabancıların ülkemizde mülk alım satımını düzenleyen yasa mütekabiliyet yasasıdır. Son zamanlarda yapılan değişikliklerle yabancıların ülkemizden mülk alması daha da kolaylaştırıldı. Ancak dışarıdan gelen yatırımcılar ve başka ülkelerden mülk satın alacak kişiler o ülkedeki ekonomik istikrara bakarlar. Ülkemizin son zamanlarda içinde olduğu durum ve özellikle OHAL’in etkisiyle yabancıların mülk alımı düşmesi gerekirken yapılan bu değişikliklerin etkisi ile artış vardır.

Temmuz ayında yabancılara 1726 adet konut satılmıştır bu da bir önceki yılın aynı ayı ile kıyasladığımızda % 65.3 artış olduğunu göstermektedir. Şu anda yabancıların gayrimenkul alımında en çok talep ettikleri yer tabi ki İstanbul; Antalya ikinci, Bursa ise üçüncü sırada. En çok talep gösteren ülke Irak. Bunu konut alım sayısı sıralaması ile Suudi Arabistan, Kuveyt, Rusya ve İngiltere takip ediyor.

Türkiye dünya gayrimenkul sektöründe nerede bulunuyor?
Eğer bunu Türkiye geneli olarak soruyorsanız coğrafi durumumuz dolayısıyla yani Avrupa ve Asya arasında bir köprü olmamız açısından son derece değerli bir bölgeyiz. Ama İstanbul’ a olan talep bambaşka. İstanbul başlı başına bir ülke olsaydı sanırım dünyada en pahalı olmasa da konut talebi açısından birinciliği kimseye bırakmazdı. Değerli şehirler Tokyo, New York, Londra, Singapur, Hong Kong, Zürih olsa da İstanbul bir başka.

Sizce bu sektörde ülkemizin yabancı yatırımcı çekme potansiyeli nedir?
Daha önce de belirttiğim gibi ülkemiz gerek coğrafi konumu gerek stratejik konumu gerekse iklimi ile dünyada eşi benzeri olmayan bir yer. Ancak bir an önce sıkıntıları aşıp ekonomik dengeyi sağlamamız gerekiyor. Bunları aşabilirsek yabancı yatırımcı çığ gibi büyüyecektir.

Peki, Mortgage’a olan talep ülkemizde ABD’ deki gibi bir krize yol açar mı?
Aslına bakarsanız ABD’ deki Mortgage sistemi ile Türkiye’ deki sistem aynı değil. Arada büyük farklar var. Amerika’ daki sistemde faiz nerdeyse sıfıra yakın ve vadesi bizden çok daha uzundu. Türkiye’de ise toplama bakarsanız mevduat faizlerinin bile üzerinde bir faiz var ve vade 10 yıl ile sınırlı diyebiliriz. Amerika’ da faiz düşüklüğünden ve talep fazlalığından dolayı gayrimenkul fiyatları çok arttı, balon artışı oldu ama yine de piyasayı çok etkiledi, fiyatlar yükselince talep azaldı talep azalınca fiyatlar düştü bunun üstüne ödeyemeyen insanların mülküne bankalar el koyup da düşen fiyatlar karşısında bankalar gerçek fiyattan satamayınca olay patlak verdi.

Türkiye’ de ise böyle bir durum yok. Amerika’ da bir ödemeyi bile yapmasanız kalan borçlar muacceliyet kesbediyor ve banka mülke el koyuyor, Türkiye’ deki bankaların da sözleşmelerinde böyle bir hakkı var ama uygulamıyor. Buna benzer onlarca ciddi fark var. ABD’deki kriz mortgage kuruluşları Fannie Mae ve Freddie Mac’in devletleştirilmesiyle başlamış ve Lehman Brothers’ın iflasıyla patlak vermiştir. Türkiye’ de şu anda böyle bir firma ya da kurum görünmüyor. Benzer bir hata yapılmadığı takdirde olmaz. Ama arz fazlası kısa vadede sıkıntı yaratabilir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here