Caz’ın ‘’Dolunay’’ Hali

0
79

Çoğumuz müzikle baş başa kalmak için kendimize farklı zamanlar ayırıyoruz. Notaların, sözlerin içinde kendimizi kaybediyoruz ya da müzikte kendimizi buluyoruz. Uçmak için kanatlarımız yok belki ama müzikle kendimizi özgür hissediyoruz. İşte tam da bu noktada her müzisyenin kendinden çok şey katabildiği ve kendini özgür hissettiği “caz” çıkıyor karşımıza. Caz denilince de akıllara gelen isimlerden Dolunay Obruk da kendini sahnede kaybedenlerden. Caz’ı ‘’özgürlüğün müziği’’ olarak tanımlayan güzel müzisyen Dolunay Obruk ile kendisi ve caz üzerine gerçekleştirdiğimiz röportajımız sizlerle…

Dolunay Hanım, müziğe ilginiz ve müzik kariyeriniz ne zaman başladı?
Müzikle profesyonel olarak ilişkim 2004 yılında başladı. Ondan öncesi eğitim ve amatör çalışmalar.

Yeteneğinize diyecek söz yok. Peki, neden caz?
Caz, özgürlüğün müziği. Yoruma açık. Caz sahnesindeki her müzisyenin söyleyecek sözü ve duruşu var. Caz konserlerinde, dinleyici müzisyenlerin müzikal sohbetlerine şahitlik eder. Ben de sahneyi paylaştığım müzisyen dostlarımdan çok besleniyorum.

Besteci ve söz yazarı kimliğiniz de var. Size ilham veren şeyler nedir ya da etkilendiğiniz kişiler var mı?
Yaptığı işe yenilik katan, özgün çalışan herkes bana ilham verir. Müzisyen olmak zorunda değil, sanatın her alanı ufkumuzu açar, ayırmak anlamsız. Yaşamın önümüze getirdikleri, gören göz için çok büyük üretim malzemesi.

Caz söylemenin yanı sıra bir de profesyonel grafik tasarımcısısınız ve kendi albümlerinizin tasarımlarını siz yapmışsınız. Her şeyde eli olsun isteyen bir insan mısınız?
Benim tüm hayatım sanat; sadece işim değil. Tasarım da müzik de benim uzmanlık alanlarım. Sadece elimde olan bu çoklu disiplini değerlendiriyorum. Tek bir alanda durmak bana yetmiyor. Beni geliştirmiyor. Katabildiğim her şeyimi çalışmalarıma katmaya özen gösteriyorum çünkü ben buyum. Şarkılarımı da kendim yazıyorum. Konseptimi de kendim oluşturuyorum. Hepsi bir bütün. Üreten insan, üretimine hakim olmalı, ne yaptığının bilincinde olmalı.

Müzik çalışmalarınız dışında neler yapıyorsunuz?
Benim meslek hayatım sadece müzikten ibaret değil. Akademi (Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi) mezunuyum. Grafik tasarım, kurumsal kimlik ve marka-strateji hizmeti veriyorum. Sanat ve insan üzerine konferanslar, çocuklara özel sanat ve felsefe atölyeleri gerçekleştiriyorum. Yetişkinlerle şarkı söyleme üzerine özel derslerimiz zaten sürüyor. Şarkı söylemek özgürlüktür. “Bizbize” adlı topluluktadoğaçlama tiyatro yapıyorum. Kendimi geliştirebileceğim her alanda var olmaya çok özen gösteriyorum.

Türkiye’deki müzik camiası ve müziğin geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz?
Maalesef çok umutlu değilim. Sanat, özgür düşünce ile var olabilir. Biz bu ülkede hem dinleyici kitlesini hem dedestek ve teşvikleri kaybediyoruz hızla. Üretmek de üretimi sunabilmek de gün geçtikçe zorlaşıyor. Sponsorluklar, festivaller, güvenlik, neşe, paylaşım… Hepsi her gün azalıyor. Bu müziği dünyayla daha fazla paylaşmak için bir vesile olarak da görülebilir.

Peki, sahne dışındaki Dolunay nasıl biri?
Sahnedekinden daha sakin biri. Birini bilen, diğerini görünce şaşırıyor genelde ama yapacak bir şey yok.Ben de sonradan farkettim ki sahnede insana başka bir haller oluyor ama şunu çok rahat söyleyebilirim; hepsi gerçek, hepsi doğal ve hepsi ben.

Yeni projeleriniz var mı? Sizi nerelerde görebiliriz?
En son internette yayınlanan “Fi” adlı diziye ilk albümümdeki “Alıştırıyorum” adlı şarkıyı verdim. Dizinin müziklerini yazan ve bu şarkıları seçen Cem Öget’e de bu vesileyle teşekkür etmek isterim. Bu tür kaliteli yapımlarla müziğim daha geniş kitlelere ulaşıyor, paylaşım artıyor, anlam büyüyor. Şu anda yeni albümün kayıtları sürüyor, çok yakında çıkartacağım. Konserler eski yoğunluğunda değil maalesef ama her fırsatta, her organizasyon ve festival davetine müziğimle katılmaya özen gösteriyorum. Yurt dışı projeleri de var. Çocuklarla olan Sanat ve Felsefe atölyeleri de sürüyor. Çalışmaya devam yani.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here