Ankara’nın Köklü Okullarından Aydın Smart Kids Academy

0
320

Aydın Smart Kids Academy, 30 yıldır Ankara’da ayakta kalmayı başarabilmiş ve başarısından da hiçbir zaman ödün vermemiş bir okul. Ankara’ya Waldrof eğitim sistemini getirerek de eğitim sistemine yeni bir bakış açısı getirecek gibi gözüküyor. Türkiye’de sadece 3 okulda bulunan Waldrof eğitim sistemini Ankara’ya ilk olarak getiren Aydın Smart Kids Academy sahibi Füsun Göksel ile okul hakkında konuştuk…

Füsun Hanım, bize kendinizden bahseder misiniz?
Gazi Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü’nden mezun oldum. Mezun olur olmaz da o zamanki adıyla Aydın Çocukevi’nde 6 yaş öğretmeni olarak işe başladım. Yaklaşık 6 ay sonra da yönetici kadrosuna geçtim ve bu kadroda 27 yıldır devam etmekteyim. Bu süreçte değişik alanlarla ilgilenerek, farklı eğitimler alarak kendimi geliştirdim ve yeniledim. Sonucunda da aldığım eğitimler ve mesleki tecrübelerimi birleştirerek, gerek dergi yazıları gerek televizyon programları gerekse bireysel danışmanlık yoluyla bu birikimlerimi ebeveynlerle paylaşarak onlara yardımcı olmaktayım.

Bu yıl Aydın Smart Kids Academy’nin 30. yılını kutluyorsunuz. Bize bu köklü okuldan bahseder misiniz?
Aydın Smart Kids Academy, 30 yıldır sevgiyle ve minnetle anılan bir yuva olmanın yanı sıra dürüstlüğü ve verdiği hizmet kalitesiyle alanında saygın bir kurumdur. Okulumuz Yukarı Ayrancı’da triplex villa konumlu butik bir kurumdur. Küçük guruplarla çalışarak daha nitelikli öğrenciler yetiştiriyoruz.

Çocukların gerek gelişimsel gerekse ruhsal tüm sorunlarıyla ilgilenip velilerimize yön gösteriyoruz. Kurduğumuz sistemde kalite vazgeçilmezimizdir. Ticari kaygıdan uzak olan okulumuzda kalite; yemekten, çalışan elemanlara varıncaya kadar yansır. Velilerimizle olan ilişkimiz güven ve sevgiye dayalıdır. Çocukları büyüse de bizim dostluğumuz her zaman devam eder.

Bu yıl Ankara ‘da bir ilke imza atıp, Waldrof eğitim metodunu okulumuzda uyguluyoruz. Çocukların gelişimine çok farklı katkıları olan bu yöntemle, sağlıklı, kibar, çözüm üretebilen, sınırlarını bilen, üretken ve Atatürkçü çocuklar yetiştirme ilkemize, hayal güçlerini körelmemiş yaratıcı çocuklar olmalarını da eklemiş olduk.

30 yıldır ayakta kalabilen bir kurum olarak başarınızın sırrı nedir?
Koskoca 30 yıl… İnişler, çıkışlar ve zirvelerin yaşandığı… Türkiye koşullarında ekonominin sürekli dalgalanmasından doğan belli zorluklar tabii ki bize de yansıdı. Ankara’da bu kadar uzun süre özellikle de bu sektörde ayakta kalabilen yuva sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Bu süreçlerde önemli olan yılmadan çalışmak, yeni fikirler üretmek, fark yaratacak projeler getirmek ve vazgeçmemek. Biz reklamı olmayan bir kuruluşuz.

Ara sokakta göz önünde olmadan reklamsız ayakta kalabildiysek gelen velilerin hemen hepsinin tavsiye ile gelmesindendir. İyi iş yapıyorsanız mutlaka insanlar sizi bulurlar. Verdiğiniz hizmetle memnuniyet yaratıyorsanız bu bir şekilde yayılır ve kazanç da beraberinde gelir. Farklıysanız tercih edilen olursunuz. Tabii bunun için düşünmek, araştırmak ve üretmek gerekiyor. Bu da çalışmakla olan bir şey. Kısacası zirvedeyken ‘’oldum’’ demeden inişteyken de ‘’bittim’’ demeden sürekli çalışmak bu işin sırrı diyelim.

Son olarak ailelere çocuk yetiştirme konusunda neler önerirsiniz?
Günümüzde çocuklarımıza çaba sarf etmeden hemen her şeyi sınırsız miktarda sunuyoruz. Ve bu kadar sunum sonunda da hem tatminsiz hem de en ufak bir zorlukta yıkılan çocuklar oluyorlar. Çaba ve emek olmadan elde ettikleri şeyler de değersiz oluyor onlar için. Hayatta karşılaştıkları bir olumsuzlukta hemen demorilize oluyorlar. Ve sorunla baş etme, çözüm bulabilme yetileri olmuyor. Yeni jenerasyonda karşılaştığımız en büyük sıkıntı bu. Onlara yol gösterip, nasıl sorun çözülebileceğini ve hayatta zorlukların olabileceği ve bunlarla baş etme yollarını göstersinler.

Saygı, sevgi ve kuralla büyüyen çocuğun ileride çok daha başarılı olacağını unutmasınlar. Yurt dışında çocuk yetiştirme mantığına baktığımızda kural ve disiplini görürüz. Bunlar başarının altın kurallarıdır. Ayrıca, çocuklarımızı sürekli koruma duygusundan vazgeçip, bireysel olarak başarı sağlama imkanını onlara versinler. Bir de lütfen çocukları ekranlı cihazlara maruz bırakmasınlar. Çocukları 6 yaşına kadar mümkün olduğunca ekranlı cihazlarla tanıştırmayın. Bu onların hemen her alandaki gelişimlerine zarar vermekte. Bırakın doyasıya koşsunlar, oynasınlar, üretsinler ve mutlu çocuklar olsunlar.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here