Kurtuluş Savaşı’nın B Planı

0
345

Sizi TV dizilerinden ve kitaplarınızdan tanıyoruz. Şimdiye değin sekiz kitabınız yayımlandı, popüler TV dizlerini yazdınız. Özellikle Ankara’yı konu alan “Yalnızlık Mevsimi” ve “Yabancı” adlı kitaplarınız Ankaralılar tarafından oldukça beğenildi. Peri Masalı kitabınız geçen yıl sinema filmi olarak seyirci ile buluştu. Bu sefer “Son İstasyon” adlı bir öykü kitabıyla okuyucuyla buluşuyorsunuz, biraz Son İstasyon’dan bahsedebilir misiniz?
Son İstasyon, bir öykü kitabı. Benim de 8. kitabım oldu. İçerisinde dokuz öykü bulunmakta. Yine Ankara ile ilgili iki öyküm yer alıyor. Fakat dikkat çekici olan, kitaba adını da veren “Son İstasyon” öyküsüdür. Bu öykü Ulusal Kurtuluş Savaşımızda Atatürk’ün hazırladığı bir plandan bahsediyor.

Resmi tarihte öğretilmeyen bu harekât planı Genel Kurmay Başkanlığı’nın arşivinde yer alıyor. SAD Harekât Planı’na göre, şayet Sakarya’da başarısız olunsaydı ordumuz Eğirdir Gölü üzerinden Toroslara çekilecekti. Kurtuluş Savaşı’nın B planıydı. Bu plan, olağanüstü bir gizlilikle yürütülmüş, tarihin tozlu sayfalarında yer alan bir dosyadır. Şimdiye kadar da ortaya çıkarılmamıştır. İşte Son İstasyon öyküsü, Atatürk’ün yıllardır bilinmeyen sırrını ortaya çıkarıyor.

Peki bahsettiğiniz SAD Harekât Planı’nda ne gibi çalışmalar yapılmıştı?
Öncelikle bu planın kilit noktası Eğirdir Garı’dır. Araştırdıkça insanın tüylerini diken diken eden bir gerçekle yüzleşiyorsunuz ve Atatürk’ün ne kadar zeki olduğuna tanıklık ediyorsunuz. Eğirdir Garı, Kurtuluş Savaşı’ndan Batı cephesine silah ve erzak sevkiyatının yapıldığı noktadır. Kurtuluş Savaşı’nda 21 uçak kullandığımızı yine bu araştırma sonucu öğreniyoruz. Antalya’dan develerle, otomobillerle parça halinde bu uçaklar taşınıyor. Eğirdir Gölü üzerinden Şuhut’a sevk ediliyor. Fakat öyle ki uçakları kullanacak pilotumuz yok.

Yine de bir kısmı kullanılabiliyor. SAD Harekât Planı içinde yer alan başka bir durum da dekovil hatlarının döşenmesi. Afyon çevresine raylar konuşlandırılıyor, o dönem Atatürk cepheye en hızlı şekilde malzemenin sevki için tren yollarını önemsiyor. Muhtemel odur ki Cumhuriyetten sonra da Gazi’nin tren yoluna verdiği önem işte bu SAD Harekât Planı’na dayanmaktadır. Savaş kazanıldığı için SAD Harekât Planı’na gerek kalmamıştır fakat bunun gün yüzüne çıkarılması gerektiğini düşünüyorum. Bu nedenle de Atatürk’ün yaptığı bu planı “Son İstasyon” öyküsü ile ortaya çıkarmak istedim.

“Son İstasyon” kitabındaki diğer öykülerin konuları nedir?
Birkaçı gerçek bir olaya dayanmaktadır. İstanbul’da tanıştığım ve hatta birlikte bir süre TV dizisi yazdığımız yetmişli yaşlarda bir senaristin öyküsü yer alıyor. Soma maden faciasıyla ilgili yine gerçek bir olaydan kurgulanmış öykü var. Bir piyanistin öyküsü de yine bir gerçeklikten yola çıkarak yazdığım öykülerden biri. Geriye kalan öyküler ise gözlemlediğim ve kurmaca; Ayvalık, Ankara, İstanbul, Attila İlhan, Metin Erksan, Tamburi Cemil Bey gibi çeşitli yer ve kişiler de kitabın içerisinde dikkat çekiyor.

Şimdiye değin romanlarınızla okuyucuyla buluştunuz, Son İstasyon ise bir öykü kitabı. Roman ve öykü yazımını kıyaslar mısınız?
Roman yazmayı ben bir maratona benzetiyorum. Öykü yazmak ise 100 metre koşusu gibi. Romanda kontrolü elinizde tutmanız, sakin davranmanız, zamanı ona göre ayarlamanız ve nefesinizi –yani kaleminizi, idareli kullanmalısınız. Çünkü başınızı ağrıtan karakter sayısı daha fazla, olay örgüsü daha geniş, dramatik yapısı ise daha çetrefilli. Öykü de ise hızla girip finale odaklanıp finish çizgisini geçmelisiniz, yani roman gibi değil tüm hünerinizi o 100 metrede göstermelisiniz, sonunu vurucu bir şekilde bitirmelisiniz. Ben de Son İstasyon’da 100 metre koşucusu gibi hazırlandım ve keyifli bir kitap çıktığı düşüncesindeyim.

“Ben en çok İstanbul’un Ankara’ya dönüşünü seviyorum.”

Ankara’da yaşadığınızı biliyoruz, fakat hemen hemen tüm diziler İstanbul’da çekiliyor ve yapım şirketleri İstanbul’da. Siz neden Ankara’dan kopamıyorsunuz?
Ben Ankara’dan kopmak istemiyorum. En son TRT kanalına bir dizi yazdım, yapım şirketi İstanbul’daydı yazmam konusunda ısrarcı oldular, tek bir şartım vardı; o da Ankara’dan yazmak. Kabul ettiler, toplantılara dahi gitmedim, Ankara’dan yazıp gönderdim. İstanbul’daki öğrencilik hayatım ve 13 yıllık yazarlık serüvenimde Ankara – İstanbul arası yolculukları hesapladım, 55.000 km yol yapmışım.

Yani dünyanın çevresini iki kere dolamışım. Son dönemin klişesini tersten okuyanlardanım; “Ben en çok İstanbul’un Ankara’ya dönüşünü seviyorum.” Handiyse 34 yıllık yaşantımın çoğunu Ankara’da geçirdim. Doğduğum kentte nefes almak bana güven veriyor. Ankara’da mutluyum. Öte yandan Atatürk’ün evlatları olarak, Ankara’da, dizinin dibinde olmak belki de bize bu huzuru sağlıyor.

“Kitap okuma oranları ülkemizde giderek düşüyor, öte yandan her sene çıkan kitap sayısı artıyor. Burada bir çelişki var.”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here