Emre Erdemoğlu’nun Pünhan Kadınları

0
386

Ünlü tasarımcı Emre Erdemoğlu, Mercedes Benz Fashion Week  Berlin Sonbahar/Kış 2016 kapsamında “Pünhan” adını verdiği, siyah ve beyazın, dore ve lame derilerle buluştuğu İlk kadın koleksiyonunu muhteşem bir defile ile tanıttı. Mercedes-Benz Fashion Week Berlin Sonbahar/Kış 2016 kapsamında gerçekleşen Emre Erdemoğlu defilesi Berlin’de iş, sanat ve cemiyet hayatının ünlü simalarının katılımıyla gerçekleşti. Ünlü tasarımcı Emre Erdemoğlu yeni koleksiyonunu defile öncesi Titanic Otel Berlin’de basın camiasına özel bir davet ile tanıttı.

Ulusal ve uluslararası birçok yarışmada ödül sahibi olan başarılı tasarımcı Emre Erdemoğlu’nun 2016 Sonbahar/Kış Koleksiyonu’nda ağırlıklı olarak sezonun trendleri arasında yer alan özel dokuma kumaşlarla derileri bir arada kullandı.Deri üzerine dore-lame kağıt baskıların ve özel dokuma teknolojik kumaşların dikkat çektiği koleksiyon 120 parçadan oluşuyor. Koreografisini Öner Evez’in üstlendiği defilenin Stylingini Alexander Kokoskeriya ,müzikleri Oben Budak imzası taşıdı. Koleksiyon ayakkabılarını İnci Deri ile çalışan başarılı modacı davetlilerden tam not aldı.

Pünhan’in hikayesini paylaşır mısın?
Üniversite 3. Sınıfta İtalya’da yaptığım defile sonrasında “Most Creative Collection Ödülü’ne layık görüldüm ve erkek koleksiyonu hazırlamaya başladım.Okuldan sonra markalara danışmanlık yaptım. Bu süreçte kendi markamı kurup üretim yapmaya ve koleksiyonumu uluslararası platformlarda tanıtmaya başladım. En son 2016 A/W “Pünhan” koleksiyonumuzu Berlin Fashion Week’de sunduk. Pünhan “sır” anlamina geliyor.Hepimizin yok mudur bir sırrı? Vardır elbet…Benim de var,sizin de var! Bu koleksiyonu “sır” gibi sakladigim birine itaf ettim…

Yaz koleksiyonun “Penquin”alışık olduğumuz tarzının dışında rahatlığı ve renkleriyle dikkatimizi çekiyor, bu değişimde Berlin’in payı var mı?
Kış koleksiyonlarım  her zaman daha lüks ve parlak tonlardadır.Yaz koleksiyonlarım aksine renkli ve eylenceli olur.İşin içine baskı ve desen de girince koleksiyon normalin biraz üstünde dinamizm içeriyor.Berlin’den tepkilerde oldukça keyifli geldi.Berlin’deki defile sonunda diğer tasarımcıların işlerini inceledim.Bu kadar renkli,cesur styling çalışması yapan olmamıştı.

Koleksiyonlarını kavramlar ve hikayeler üzerine kurguladığın süreç nasıl gelişiyor?
Öncelik her zaman hedef kitlem. Oluşturduğum hikayedeki karakterlerle hedef kitlem arasında bir bağ kurarım ve “Concept Board”umu hazırlarım. Temayı belirlemeden önce,anahtar kelimelerim oluştururum.Bunların anlamlarını,tarihsel boyutundan günümüzdeki yerine kadar araştırmalar yaparım.Anahtar kelimemin sanata, spora, yaşama etkisini araştırırım. Hikayemin içerisine girecek ana ve ara renkleribelirlerim.Konseptimle ilgili yeterince araştırma yaptıktan sonra ortaya çıkan kimlik yüzümde tebessüm oluşturup beni heyecanlandırıyorsa bu doğru yolda olduğumu gösterir. İşte bu yüzden koleksiyonlarımın dili oluyor.

Turkish Leather Brands ve Vogue Italya ile gerçekleştirdiğin proje nasıl gelişti?
Vogue Dergisi editörleri eşliğinde, Türk derisi ve aksesuarları kullanılarak, sektörümüzün yetkinliklerini temsil eden deri giysi, ayakkabı ve moda aksesuarlarından oluşan bir kapsül koleksiyon hazırladım. 8 sayfalık bir kampanya çekimiyle Türkiye’nin dokusunu,ruhunu yansıttık.Floransa’da muhteşem bir davetle koleksiyonumuzun lansmanını gerçekleştirdik…Ardından Milano’daki Lineapelle Fuarı’nda Türk derisinden yapılan ürünler moda dünyasının beğenisine sunuldu.

Başta Duomo di Milano Katedrali’nin dış cephesi olmak üzere İtalya’daki sokaklarda ve en prestijli vitrinlerde Türk derisini tanıtan afişler ve ürünler sergilenmeye başlandı. İtalyan La Rinascente zincirinin en önemli mağazası olan Milano’daki La Rinascente vitrinlerinin tamamen Türk deri ürünlerine ayrıldı.La Rinascente’nin 8 vitrini “A playful Turkish Leather” konseptiyle tasarlandı. Bu vitrinlerden bir tanesinde benim koleksiyonum sergilendi.

Sezonda dikkatinizi çeken tasarımlar kime ait?
Kadında Chloe. Klasik bir Chloe tasarımında olması gerektiği gibi tüm koleksiyonda hafiflik ve kolaylık ön plandaydı.Son derece homojen geçişlerin olduğu koleksiyona bayıldım. Erkek giyimde Dolce & Gabbana’ nın couture koleksiyonu bu sezon en beğendiklerimden. Eğer bir erkek,brokar ceketinin kesimiyle fark yaratmak istiyorsa, Dolce & Gabbana’nın Alta Sartoria Koleksiyonu,terzilik,kalite ve stil bağlamında bir erkek koleksiyonunun gelebileceği en yüksek noktadaydı.

Kendi stilini nasıl tanımlarsın?
Elegance,yenilikçi,dinamik…

Modayı iyi yorumladığını düşündüğün stil sahibi kimler var?
Her sezon koleksiyonlarıma adapte ettiğim karakterler oluyor. Steve Mcqueen, Pee Wee Herman, Freddie Mercury,Clark Gable, Charlie Chaplin bunlardan birkaçı…Ne güzeldirler…

Diyelim ki sil baştan isimsiz bir koleksiyon oluşturacaksın. Neyi denemek isterdin? 
Uzun süredir ara verdiğim kadın koleksiyonumu nihayet bu sezon projelendirdim.Yakında Emre Erdemoğlu kadınıyla tanıştıracağım sizleri,hikayesiyle ,duruşuyla,renkleriyle oldukça keyifli bir koleksiyon hazirladim..Kadın veya erkek hiç fark etmez,koleksiyon oluşturmanın en mükemmel yolu zengin renk pantonesi,muhteşem bir gusto ve hikayesidir.

Türkiye’deki erkek moda markalarından hangileri yaratıcılıklarını yarıştırabiliyor? 
Yaratıcı Bulduğum bir Türk markası yok.Maalesef Türk markaları “Copy-Paste”den bir türlü kurtulamadılar.Farkındaysanız Sokaktaki herkes birbirine çok benziyor.Çünkü alışveriş yaptığınız bütün marklar birbirinden kopyalayarak koleksiyon hazırlıyor. Durum böyle olunca sokak da sizi heyecanlandıracak,ilham verebilecek birine rastlamıyorsunuz.Ticari  kaygılar çerçevesinde hazırlanan koleksiyonların ruhu olmuyor… Bu yüzden Tasarımcı markaları çok daha keyifli oluyor…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here