Serhan Asker: Gazetecilikte en önemli şey bence; meslek aşkıdır!

0
558

Serhan Asker… Çok başarılı bir gazeteci… Siyaset, ekonomi, Formula 1 ve de futbol alanlarında çok başarılı işlere imza atan ve dünyayı dolaşıp birçok ülkeden çok güzel işler çıkaran dostumun bu renkli dünyasına yolculuk yaptık. Onun ağzından dünyaca tanınmış isimlerle yaptığı muhteşem söyleşileri Ankara Life okurları için dinledik, doyamadık…
İşte gelin şimdi hep birlikte sevgili Serhan’ın ağzından hiç bir yerde duyamayacağınız o anlara gidelim…

Sevgili Serhan uzun yıllardır başarılı bir şekilde TRT’de muhabir olarak görevini sürdürüyorsun ve aynı zamanda da Hürriyet Gazetesi’nin spor sayfasında köşe yazarlığı yapıyorsun. Kısa bir Serhan Asker desek Ankara Life okurlarına neler söylersin?
Milliyet, TRT ve Hürriyet… Türk Medya’sının üç önemli mecrası. Üçünde de değişik deneyimler yaşadım. Fakat daha öncesinde bir Almanya geçmişim var. Sadece “disiplin” konusunda bana büyük değerler öğretti. Master yaptım orada. Siyaset muhabirliği alanında.

Almanlar makina düzeninde sistemli bir disiplin anlayışıyla bu noktaya geldiklerini söylerler. “Yetenek önemli ama disiplinle harmanlanmamış bir yeteneğin bize hiç bir faydası olmaz” derler. Ben o Alman disiplinini işime yansıtan biriyim. Bir röportaj yapacaksam kimseye konuşmayan birini konuşturmalıyım. Haber ilk kez yapılan bir haber olmalı. TV programı yapıyorsam bilinmeyeni yapmalı, içeriği konuklara dayalı ise en özel isimleri konuk etmeliyim. Yazdığım yazılar için bazen 2-3 gün kafa yorduğum olur. “Titizlik, heyecan ve disiplin” sanki beni anlatan kavramlar.

Serhan, aslında ekonomi muhabiri olarak başladın TRT’ye daha önce de Milliyet Gazetesi’nde çok önemli haberlere imzan attın. Şimdi de yoluna spor programları ve yazarı olarak devam ediyorsun. Farklı alanlarda, bu kadar başarılı işlere bu imzaları nasıl atıyorsun?
Serbest gazetecilik, ayrı zamanlarda siyaset ve ekonomi muhabirliği, sporun birçok dalını kapsayan muhabirlik ile televizyonculuk.

Meslekte yaptıklarımı biraz örneklendireyim. Milliyet Gazetesi’nde daha 3. ayımda 1996’da Türk siyasetinin o güne kadar hiç konuşmayan ismi Rahşan Ecevit’i konuşturdum. Rahşan Hanım ilk kez bir gazeteciye konuşmuştu. 10 saatten fazla sürdü röportaj. Röportaja ikna etme süreci ise 2 ayımı aldı.

İşte bu süreç sabır, disiplin ve ikna etme başarısıyla özetlenebilir. Ekonomi muhabirliği döneminde Kemal Derviş ulaşılmaz bir isimdi biz gazeteciler için. Ama ona en yakın gazeteci oldum. Karşılıklı güven ve ortaya koyduğum samimi bir sempatiyle Derviş’e giden yolu açtım kendime. O dönemi hatırlayanlar bilir Kemal Derviş ile ilk mülakatı yapmak için herkes fırsat kolluyordu. Mehmet Ali Birand, Reha Muhtar, Tuncay Özkan, Ali Kırca…

Hepsi dev gibi isimlerdi. Ama bir TRT muhabiri olarak Derviş’i ilk röportajı benimle yapmaya ikna ettim. Pistlerin Efsanevi ismi Schumacher’den Formula1’in patronu Bernie Ecclestone’a kadar birçok isimle röportaj gerçekleştirdim.

Bernie için sadece şunu söyleyeyim karşısında özel olarak bir kamerayı görürse mutlaka para ister. Ama ben onunla Londra’daki özel ofisinde konuştum ve o dönem çalıştığım kurum TRT’de yapmakta olduğum program için kendi ağzından Türkçe “Limit Yok izleyin” bile dedirttim. Bu söyleşi için de tam 5 ay uğraştım.

Futbolun yaşayan efsaneleri Dino Zoff, Panenka, Beckenbeuer, Eusebio, Zidane, Cruyyf, Dassaev, Bloghin, Breitner, Platini… Hepsi TRT ekranlarına çıktı. Bunların hepsi, iş heyecanı ve disiplinli bir yöntemin sonucudur.

Peki şimdi gelelim Hürriyet’teki yazılarına… Çok farklı bir tadı var. Yazılarında edebiyat var, şiir var, anılar var. Sporla ilgili yazıların, sadece bu alana ilgi duyanları değil ilgi duymayanları da çekiyor. Spor ve edebiyatı bir araya getirme fikri kafanda nasıl şekillendi?
Hayatımız, bizim hayatımız bile bir roman değil mi? Şimdiye kadar yaşadıklarımızı edebi bir dille yazarsak ortaya mutlaka bir eser çıkar. Sporun kahramanların da öyle güzel hikayeleri var ki. Fildişi Sahilleri’nde Drogba’nın babası oğlunu anlatmıştı.

Baba Drogba “Futboldan kazandığı ilk parayla, köyüne içme suyu şebekesi yaptırdı, her evi suya kavuşturdu. Çünkü onun köyünde kadınlar 6 kilometre mesafeden evlerine su taşıyordu. Didier bu duruma çocukluğundan beri isyan ediyordu” demişti.

Ben yazılarımda edebiyatla futbolun emişmesini sağlıyorum. Bedri Rahmi Eyüboğlu’nu da, Marquez’i de spor sayfalarına taşıyorum. Hatta Ahmet Muhip Dranas’ın Fahriye Abla şiirini bile…

Peki Formula 1 dersem… TRT 3 yıl boyunca, Formula 1 yarışlarını yayınladı ve sen de yine o alanda başarılı işlere imzanı attın? Yarış öncesi ve sonrası programlar ve efsane”Limit Yok “programı için neler söylersin?
Bambaşka bir endüstri. Şampiyon pilot yılda en az 50 milyon avro(150 milyon TL) kazanıyor. Hepsi de çok özel adamlar.

Sadece pistte değil tabi ki. Schumacher’i düşünün. Asya’da Tsunami felaketine uğrayan mağdurlara 15 milyon dolar(42 milyon TL) yardımda bulundu. O tutar aynı felakete yardımda bulunan 8 ülkenin toplam bağışından daha fazla da diyebiliriz.

‘Limit Yok’ programıyla da İstanbul Park’ta ünlülerin hız ve otomobil tutkusunu ortaya çıkarmaya çalıştık.

Cem Yılmaz’dan Roberto Carlos’a, Burcu Esmersoy’dan, Halit Ergenç, Acun Ilıcalı’ya kadar sayısız ünlü katıldı programa. Türkiye’nin en hızlı ünlüsü Kıvanç Tatlıtuğ ve Furkan Kızılay (Havuç) oldu.

Peki TRT’de yeni projeler için çalışmalar var mı? Neler söylersin?
Şampiyonlar Ligi, 4 yıl boyunca TRT’de. Bütün organizasyonlara yoğun bir şekilde hazırlanan TRT bunun içinde kolları sıvadı. Ben de şampiyonlar liginin unutulmaz maçlarını, efsane isimlerini, anılardan çıkmayan finallerini anlatan bir program yapacağım. Kahramanlar özel hikayelerini kendileri anlatacak. Raul, Zidane, Yıldıray Baştürk(Şampiyonlar Ligi oynayan ilk Türk), Oliver Kahn, Roberto Carlos. Hepsiyle buluşacağız.. Final bu yıl Milano’da oynanacağı için programın adı “Milano’ya giden yol” olacak.

Serhan son olarak, mesleğe yeni başlayan gazeteci arkadaşlara mesajların ve tavsiyelerin neler olacak?
Okumalılar…
Birinci şart kitap kurdu olmalısınız. Her türlü kitap okunmalı. Günlük gazeteler takip edilmeli. Sinema, tiyatro, bale izlenmeli. Entellektüel birikim şart. Dünyayı bilen bir gazeteci adayı olmak zorundasınız. Ve yabancı dil demiyorum diller bilmeli. Ama meslekte en önem şey ise iki kelimeden ibaret; disiplin ve meslek aşkı.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here