Dadibra Safranbolu’da Bir Safranbolu

0
236

Ege sahillerinin ılık yaz rüzgarlarında tanışmıştık, çocuklarımız aracılığı ile ” Uzun yıllar ötesinden hatırını sorayım mı?” der ya şarkı, biz de hep öyle yaptık. Çocuklarımız ilkokul öğrencileriydi, şimdi evliler. Aramızda yıllar ve yollar hep vardı ama gönül bağlarımız hiç kopmadı, çünkü o, sevgi ve dostluktan yapılmış bir zincirdi, güneş rengindeydi anlamı.
Ankara’dan Safranbolu’ya vardığımızda, doğanın sonbahara dönüşmeye başladığı bir zaman dilimindeydik. Dost yüreklerin gönül penceresi sevgi ile açılıyordu bize, “Hoş geldiniz” kelimesi en içten ve derin anlamıyla karşılıyordu bizi, Dadibra Konak Otel’de.

Ege sahillerinde karşılaştığımız güler yüzler yine öyleydi ama daha da eski bir zaman dilimine gitmiştik otelin yıllar ötesinden bugüne uzanışında. Dadibra Safranbolu’nun çağlar ötesinde adıymış ama şimdi bir otelin adı. Safranbolu’da bir Safranbolu. Eskimiş yıllarda kalmış yeni hayatlar gibi restore edilmiş ve Safranbolu Belediyesi tarafından her yıl düzenlenen Uluslararası Altın Safran Belgesel Film Festivali kapsamında 2013 yılında “En iyi restore edilen ev korunan ev” ödülünü almış. Elbet de alırdı sanat dolu, zaman dolu mekanların özenle oluşturulmuş tasarımları. Sevgi ve emeğin titiz yansımaları.

Kaldırım taşlı sokaktan, kocaman çift kanatlı ahşap kapının anılarda kalmış tokmağını çalarak giriyorsunuz konağa, bir komşuya gider gibi. Avluya girdiğinizde solunuzda taş duvarlı yamaçların taraçaları ve çiçekler ve eskilerden kalmış at arabası tekerleri. Avlunun zemini ağaçların yuvarlak kesiklerinden oluşturulmuş , betondan uzak muhteşem görünüşleri ile insana yürüme zevki veriyor. Bambu’dan yapılmış oturma gruplarları sizi Safranbolu manzarası izlemeye çağırıyor.

Binanın zemin katına yine nesli tükenmiş bir kapıdan giriyorsunuz ve sağınızda ahşap masa ve sandalyeler, penceresi çiçek dolu; camların gerisinde Safranbolu. Solunuzda mutfak ve masalar ve tavandan sarkıtılmış çanlar. “Çanlar kimin için çalıyor” geliyor aklınıza. Ayakkabılarınızı çıkartıp, ya da galoş takarak çıktığınız üst katta günümüzden ışınlanıp zaman ötesinde oluyor gibisiniz. Aynı planın bir üst katı da öyle.

Güneş ışınlarının renkleri çiçeklerde isimlere dönüşmüş ve odaların adları olmuşlar. Örneğin mor tonlarla dekore edilmiş odanın adı Menekşe ve anahtarı da aynı renk el örmesi püskül anahtarlıkta. Bizim yaş grubumuz ve daha ötesi çocukluğumuzdan çıkıp gelen bir Anadolu evi ortamında duygusal bir yolculuk yapıyorsunuz, beton yığını yaşam anlayışını sorgulayarak. Çok temiz ve hijyenik mekanlara dokunmaya kıyamıyorsunuz ama gözleriniz yüreğinize öyle çok şey anlatıyor ki, yaşama dair. Ve belki de çanlar sizin için çalıyordur.

Ahşap ve taş işçiliğinin doğal doyumsuzluğunda bir otel Dadibra. “Kim olursan ol gel”,”İncinsen de incitme” söylemlerinde anlam bulan gönül insanlarının oteli. Taşların sertliği onların sevgileriyle yumuşamış, ahşabın doğallığı onların kişilikleriyle bütünleşmiş ve Safranbolu’da eviniz olmuş Dadibra. Yolu sevgiden geçenlerin buluştuğu yer, bir kere gittiğinizde bin kere gideceğiniz bir yer olmuş Dadibra. Ve biz Ankara’ya dönerken çanların sesini duyuyorduk, insanlık ve sevgi notalarıyla yazılmış bir bestede.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here