Şairlerin sesi; Cristina Branco

0
221

Portekiz’in geleneksel Fado müziklerini tüm dünyaya tanıtan en özel isimlerden biri Cristina Branco. Tıpkı fado müziklerine soul ve caz havası veren Mariza, dramatik yorumuyla yeniden ünlendiren Dulce Pontes gibi, Cristina Branco da çağdaş bir Fadista olarak fado geleneğini hissederek yaşatıyor. Branco, 32. Ankara Müzik Festivali’nin misafiri olarak bu ay Ankara’da sahnede.

18 yaşında büyükbabasının hediye ettiği bir Amalia Rodrigues plağıyla fadoya aşık olan, caz ve blues dinleyerek büyüdüğü halde fadoya gönül veren Branco, sonrasında dünyaca ünlü bir fado şarkıcısı haline geldi. Bu ay Ankara’da sahne alacak Branco ile fado geleneğini, çağdaş fado şarkıcılarını, fado ile kurduğu bağı ve fadonun o meşhur melankolisini konuştuk.

“Tüm hassas insanlar arasındaki çeşitlilikten, farklılıklardan ya da benzerliklerden ilham alıyorum; ama bazılarımızı da şiddete, katılığa iten nedenlere şaşırıyorum. Bildiğimiz dünyayı geri çevrilemez bir noktaya getirecek kadar değiştirmeye çalışan açgözlülüklere karşı şoke olmama rağmen yargılayıcı olmamaya gayret eden bir gözlemciyim.”

Albümlerinizde geleneksel fado müziklerine eklediğiniz yeni fikirlerle ünlendiniz; peki siz müziklerinizi nasıl tarif edersiniz?
Şarkılarımda, şarkılardaki karakterlerin üzerine giydirilen müzikler var. Ve bu müzik konusunda keskin sınırlar yok. O hikâyelerdeki sözler de şarkıların esas derdi oluyor. Nasıl olsa bir şekilde köklere yeniden dönebilirim ve yenilikçi fikirleri seviyorum. Bu yüzden bir şarkıcı olarak şarkılardaki Jeanne D’arc dönemimi yaşıyorum. Müzik her şekilde benim savaşım, hatta katıksız fado ile ortaya çıkmadığım zamanlarda bile.

Peki, 1997 yılındaki ilk albümünüzden beri sizce bir sanatçı olarak ifadenizde neler değişti?
Fırtınadan önceki sessizlik! Belki kimi yeteneklerimi daha iyi kullanabilme becerisi kazandığım söylenebilir. İçimde çok asabi olabiliyorum ama o da artık dışarıdan pek görülmüyor. Bir mesajı dinleyene de geçirebilmek için, öncelikle siz inanmalısınız. Ayrıca fark edilebilmek için çığırtkanlık yapmak zorunda da değilsiniz, en güzeli kulaklarına fısıldamanız…

Fadonun en çok hasret, acı ve çaresizlik temaları üzerinde durularak sömürülmesine karşı olduğunuzu biliyorum ancak sizce de fado acıyı zarif bir şekilde anlatmıyor mu?
Hem de çok şiirsel bir şekilde anlatıyor. Benim anlatmaya çalıştığım fadonun sadece dram ve acıdan ibaret olmadığı. Fado hayatı anlatıyor ve hayat sadece acı demek değil. Dram ve trajedi fadoya mistik bir etki veriyor ancak fado trajedi değil hayat demektir.

Çağdaş fado şarkıcıları arasında en çok kimleri seviyorsunuz?
Benim gibi Pasion Turca ile birlikte çalışan Mariza’yı ve Ana Moura’yı çok seviyorum. Ancak çok sevdiğim bir erkek sesi olarak Camane’e bayılıyorum. Mutlaka dinlemelisiniz. Fadoyu hep kadın seslere yakıştırırlar ama Camane harika bir fado şarkıcısı.

Fadonun efsanevi ismi olarak Amalia Rodrigues’i bilmeyen yoktur, peki size en çok ilham veren şarkısı hangisi?
Tek bir şarkı seçmek kolay değil ama zaten Live albümümde de bana en çok ilham veren Amalia Rodrigues şarkılarını söylemiştim. Ama yine de “Cansoço” benim için çok özel bir şarkı. Kendini aynada tanıyamayacak kadar yorgun bir kadının hikâyesi. Aşkta acı çekmekten yorulmuş bir kadını anlatıyor ve kederli bir şarkı.

Fado özellikle şarkıcının vokal performansına dayanan bir gelenek, sizce hangi ünlü pop yıldızı fado söylemenin altından kalkabilirdi ve bu sizin de hoşunuza giderdi?
Pop yıldızlarının çoğunun insanları kışkırtması hoşuma gidiyor. Madonna ve Lady Gaga bunu çok iyi yapıyor. Lady Gaga’nın ayrıca sesi de çok iyi. Ama özellikle Lady Gaga’nın insanları kışkırtma biçimini seviyorum. Ancak fado söylemesi için benim önerdiğim isim Melody Gardot, sesini ve yorumunu dinlemenizi de öneririm. Fado söyleseydi çok hoşuma giderdi.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here