Romatizmaya Genel Bakış: Tanı ve Tedavi

0
623

Romatizmal yakınmalar toplumda sık görülen problemlerdir. Özellikle mevsim değişiklikleri, soğuk ortamlar gibi çevresel faktörler ile birçok kişi “romatizma”sının arttığından yakınır. Gerçekte bu yakınmalar sadece kişinin hassasiyetini yansıtır. Şikâyeti artıran faktörün uzaklaşması ile kişi rahatlar ve bu şikâyetler ilerleyen dönemlerde hasar verme potansiyeli taşımazlar. Gerçek romatizmalar, çoğunlukla uzun süren, doğru teşhis ve uygun tedavi edilmedikleri sürece yaşam kalitesini azaltan, sakatlık ve işgücü kaybı yapabilen hastalıklardır.

Romatizma nedir? Sebebi nedir?
Romatizma kelimesi tek bir hastalığa işaret etmez. Farklı seyreden, farklı organları tutan birçok hastalık romatizma başlığı altında kabul edilir.

Osteoartrit, yani yaygın bilindiği şekli ile kireçleme tipi iltihapsız romatizma en sık görülendir. Bu hastalık eklem ile sınırlıdır. Yavaş ama ilerleyici eklem hastalığı ilerleyen yıllarda eklemde daralma, kalınlaşma ve hareket kısıtlılığına yol açabilse de, hiçbir zaman kanda iltihap ve iç organ hasarı yapmaz. Daha az oranda görülen iltihaplı romatizmalarda ise, hastalığın cinsine göre saç, saçlı deri, cilt, akciğer, kalp, böbrek, karaciğer, mide barsak sistemi, göz, beyin, sinir sistemi gibi birçok organda hasar potansiyeli vardır. Bunlar arasında romatoid artrit, sistemik lupus eritematozus, Sjögren sendromu, skleroderma, polimiyozit/dermatomiyozit, polimiyalji romatika, vaskülitler (damar iltihapları), Behçet hastalığı, ailevi Akdeniz ateşi, ankilozan spondilit, psöriatik artrit (sedef romatizması), gut, yalancı gut sayılabilir.

Romatizmaların nedenleri ve oluş mekanizmaları tam olarak bilinememektedir. Ancak genel olarak vücudun kendi dokusunu tanıma yeteneğinin ve/veya iltihabi olayları kontrol etme yeteneğinin kaybolmasından bahsedilebilir. Bu şekilde vücut kendi organlarını yabancı bir doku gibi görerek tahrip etmeye başlar, kontrol edilemeyen iltihabi olaylar da vücuda zarar verir. Hastalarda ailesel yatkınlık önemlidir, ancak tek etken değildir. Birçok romatizma hastasının birinci derece akrabalarında romatizma bulunmamaktadır.

Ancak ailede bir romatizma hastasının olması, kişide benzer bir romatizmanın gelişmesi açısından risk artışı getirir. Yine de hastalığın başlamasında çevresel faktörlerin rolü de büyüktür. Bu çevresel faktörler arasında bazı mikroplar, toksinler, bazı özel hastalıklarda ultraviyole ışık, aşırı stres, sigara kullanımı sayılabilir. Ancak bu etkenlerin her birisi kolaylaştırıcı faktör olarak rol oynayabilir. Çünkü aynı faktörler birçok kişide romatizma oluşturmamaktadır. Yaygın kanaatin aksine, yağmur ve nem gibi mevsimsel faktörlerin romatizma üzerine belirgin bir etkisi yoktur. Yağmurlu ve soğuk havalarda bazı kişilerce hissedilen sızı ve ağrılar, sadece kişinin soğuk hava ve neme karşı hassasiyetidir.

Romatizmalar nasıl tanınır?
Ağrı, özellikle eklem ağrısı romatizma konusunda en sık uyarıcı bulgudur. Ancak birçok hastada eklem ağrısı olmayabilir. Örneğin ailevi Akdeniz ateşi tekrarlayan karın ağrıları ve ateş atakları ile seyredebilirken Behçet hastalığında ağız ve genital bölgelerde tekrarlayan yaralar, bazen görme kaybı, bazen cilt bulguları ön planda görülebilir. Ağız göz kuruluğu Sjögren sendromunu düşündürürken iyileşmeyen cilt yaraları, sebepsiz tansiyon yüksekliği, bazen felç, havale gibi beyin bulguları vaskülitlere işaret edebilir. Dolayısıyla romatizmal hastalıklar eklem ağrısının yanı sıra çok farklı belirti ve bulgular ile başlayabilir ve seyredebilir. Öte yandan her eklem ağrısı da romatizma olarak kabul edilmemelidir.

Eklem ağrısı olarak değerlendirilen yakınmalar sıklıkla eklem etrafındaki yapılardan, kas veya kemiklerden kaynaklanmaktadır. Bu ağrılar en sık incinme, zorlanma gibi mekanik etkilere bağlı olarak gelişir. İyi bir öykü ve fizik muayene ile ağrının eklemden mi, yoksa eklem çevresindeki yumuşak dokudan mı kaynaklandığını ayırt etmek mümkündür. Öyküden kastedilen hastanın ağrısının ne zaman başladığı, öncesinde zorlanma kaza gibi mekanik nedenlerin olup olmadığı, ağrının hangi durumlarda azalıp arttığı, ağrıya eklemde kızarıklık, şişlik, ısı artışı gibi başka yakınmaların eşlik edip etmediği, hastanın yakınmalarının tutulan eklemi kullanmaya engel olacak kadar şiddetli olup olmadığı gibi ayrıntıların irdelenmesidir.

Örnek verecek olursak, fazla yorulma ile artan ve dinlenince azalan bel ağrıları özellikle orta yaş ve üzeri kişilerde bel zorlanması veya bel fıtığını düşündürürken, 20’li yaşlardan beri var olan, uzun istirahatlerden sonra artan, bazen gece uyandıran, sabah tutukluk hissi yapan bel ağrıları ankilozan spondilit gibi iltihaplı omurga romatizmasını düşündürür. İstirahatte rahatlayan ancak diz çökme merdiven inip çıkma gibi hareketler ile artan diz ağrıları menisküs hasarı veya osteoartrit gibi mekanik ve/veya dejeneratif nedenlere işaret ederken, istirahatte artan, eklemde şişlik kızarıklık sıcaklık gibi iltihap bulgularının eşlik ettiği eklem yakınmaları romatoid artrit gibi bir iltihaplı eklem hastalığı konusunda şüphe uyandırır.

Fizik incelemede ise, eklemdeki hassasiyet, şişlik, kızarıklık, ısı artışı gibi iltihap bulguları değerlendirilir ve yakınmaların eklemden mi, eklem çevresinden mi, eğer eklem kaynaklı ise iltihaplı mı iltihapsız mı olduğu anlaşılmaya çalışılır. Ancak fizik inleme sadece eklemlerin değerlendirmesi ile sınırlı kalmamalıdır.

Romatizmaların eklem hariç organlarda da hasar yapabileceği bilindiğinden iyi bir fizik muayenede tüm vücut tepeden tırnağa değerlendirilmelidir.

Romatizmanın Tanısında Kullanılan Testler
Romatizmaları taramak mümkün değildir. Yani check-up programlarına romatizma testlerini eklemek anlamsızdır. Bununla birlikte romatizma düşündürür şikayetleri olan kişilerde kan, idrar testleri ve görüntüleme hekime yardımcı olur. Öncelikle kan sayımı, idrar testi ve kan biyokimyası (kan şekeri, karaciğer ve böbrek fonksiyon testleri), vücudun genel fonksiyonlarını değerlendirmek için istenmelidir. Eş zamanlı olarak kanda iltihabın yüksek olup olmadığı araştırılmalıdır. Bunun için en sık eritrosit sedimentasyon hızı ve C reaktif protein düzeyleri istenir. Bu parametrelerin değerleri, iltihabın şiddeti ile genel bir paralellik gösterirler. Yani şiddetli ihtihap durumunda daha yüksek olurlar. Ancak bu testler doğru yorumlanmalıdır. Çünkü bu testler romatizmal olmayan iltihabi durumlarda da yükselebilirler.

Örneğin basit soğuk algınlığı gibi mikrobik hastalıklarda da iltihap parametrelerinde geçici yükselmeler olabilir. Birçok mikrobik hastalık haricinde yaralanmalar, ameliyatlar, yanık, kanser gibi durumlarda da iltihap testleri bozulabilir. Nadiren, herhangi bir neden olmadan da iltihap testlerinde yükselmeler saptanabilir. Son olarak, bazen aktif iltihabi romatizmal bir hastalık olsa bile, kandaki iltihap testleri normal sınırlarda kalabilir. Bu nedenlerden dolayı, iltihap testlerini doğru yorumlamak, laboratuar testlerini hastanın şikayetleri ve fizik muayene bulguları ile birlikte değerlendirmek gerekir.

Kanda iltihap varlığını gösteren bu basit testler haricinde, romatizmanın cinsini kesin olarak saptamak amacıyla kullanılan birçok farklı tetkik vardır. Romatoid faktör ve antinükleer antikor bunlardan en çok kullanılanlarıdır. Ancak her test için hatalı sonuçlar olabileceği unutulmamalıdır. Yani hasta olan kişilerde testler normal gelebilirken hasta olmayan kişilerde de zaman zaman yalancı pozitif sonuçlar ile karşılaşılabilir. Bu nedenle, az önce yazdığımız gibi testler dikkatli bir şekilde hastanın şikâyetleri ve muayene bulguları ile birlikte değerlendirilmelidir. Kan testleri haricinde röntgen, ultrasonografi, bilgisayarlı tomografi, magnetik rezonans görüntüleme, ekokardiyografi, EMG gibi farklı yöntemlere, bazen de biyopsilere başvurulabilmektedir.

ASO isimli testten özellikle bahsetmekte fayda vardır. Bu test, sadece akut eklem romatizması olarak bilinen bir tek çeşit romatizmanın tanısında yardımcı olabilir. Ancak bu test ne yazık ki halen birçok meslektaşımız tarafından romatizmalar için genel bir tarama testi olarak kullanılmakta, hatta check-up programlarına dahil edilmektedir. Kişinin şikayeti yok ise ASO bakılmamalı, bir şekilde bakıldı ise de ASO yüksek diye tedavi verilmemelidir.

Romatizmal Hastalıklarda Tedavi
Osteoartritte, yani kireçleme tipi iltihapsız romatizmada kesin tedavi ne yazık ki mümkün değildir. Bu hastalıkta tedavi, hastanın şikâyetlerini azaltmaya yarayan analjezikler ve fizik tedavi uygulamaları ile sınırlıdır. Ancak yaşam kalitesini artırmaya yarayan hayat stil değişiklikleri de hastaların daha az ağrılı ve daha konforlu bir hayat sürmelerine yardımcı olur. Bunun haricinde uygun hastalara yapılan ortopedik müdahaleler ile iyi sonuç alınabilir. Banyo ve kaplıca tedavileri de, bu hasta grubunda bir çeşit fizik tedavi kapsamında değerlendirilebilir.

İltihaplı romatizmalarda temel tedavi ilaç tedavisidir ve çoğu zaman çok başarılıdır. Elini kullanamayan, yürüyemeyen, kendi işini göremeyen, ağrı nedeniyle gece uyuyamayan hastalar, uygun tedavi sonrası sağlıklarına kavuşabilirler. Hatta vaktinde yapılan iyi ilaç tedavisi ile yaygın kanaatin aksine, romatizmal hastalıktan tamamen kurtulmak bile mümkün olabilir. Kullanılan ilaçların çoğu fazla çalışan vücut savunma sistemini dengelemeye yardımcı olan ilaçlardır. Ancak ilaç tedavisi uzun sürmelidir. Sıklıkla ömür boyu tedavi gerekebilir. Bu nedenle kullanılan ilaçların yan etkileri iyi bilinmeli ve uygun tedbirler alınmalıdır. Örneğin karaciğer üzerine yan etki yapabilecek bir ilaç kullanılıyor ise belli aralıklarla karaciğer testleri yapılmalı, olumsuz bir durum varsa ya yan etki yapan ilaç dozu azaltılmalı ya da değiştirilmelidir.

Bunun haricinde, iltihabı kontrol eden ilaçların yan etkilerini azaltmak için bazı destek tedavileri de verilebilir. Fizik tedavi ve kaplıca gibi yöntemler, iltihabi romatizma tedavisinde genel olarak uygulanmaz. Ancak seçilmiş vakalarda, hastalıktan kaynaklanan malüliyetin rehabilitasyonu amacıyla uygulanabilirler. Benzer şekilde sakatlık gelişen kişilerde ortopedik cerrahi müdahaleler gerekebilir. Alternatif tıp yöntemlerinin faydalı olduğuna dair hiçbir kanıt bulunmamaktadır. Bu nedenle, özellikle ne olduğu bilinmeyen karışımlardan uzak durmak gerekir. Çünkü bitkisel olduğu iddia edilen karışımlara bağlı ciddi karaciğer yetmezliği vakaları görülebilmektedir.

Özetle, romatizma benzeri yakınmalar toplumda sık görülmektedir. Ancak bu yakınmaların birçoğu romatizma değildir. Romatizmalar arasında iltihapsız romatizma olan osteoartrit çok daha sık görülür. İltihaplı romatizmalar ise daha az sıklıkta olmakla birlikte eklem dışı organlarda da hasar yapabilmeleri ve bazen de hayatı tehdit edebilmeleri nedeniyle daha tehlikelidirler. Yine de doğru değerlendirme ve tedavi ile romatizma hastalarının herkes kadar uzun ve konforlu hayat sürmeleri mümkündür.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here