Orkun ve Orçun Tekelioğlu

0
97

Küçük yaşlardan beri müzikle uğraşan Orkun ve Orçun Tekelioğlu, ailelerinin yeteneklerini keşfetmesiyle Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuarı’nda eğitim hayatlarına başladı. Orkun Tekelioğlu Ankara Devlet Konservatuarı’ndan mezun olurken Orçun Tekelioğlu Mimar Sinan G.S.Ü. Devlet Konservatuarı’ndan mezun oldu. Eğitimlerini tamamladıktan sonra aktif müzisyenlik yaşantılarına devam eden Tekelioğlu kardeşler, yaptıkları enstrümantal müziğin en az vokal ile olan müzik kadar kuvvetli olduğunu göstermek istiyor. İki kardeş olarak müzik yapmanın motivasyon açısından avantaj olduğunu belirten Tekelioğlu kardeşler, müzik yolculuklarını Ankara Life Dergisi’ne anlattı.

Ortaokuldan beri konservatuar eğitimi alıyorsunuz. Bunun avantajları neler?
ORÇUN: Müziği ve sanatın her dalını, en iyi şekilde öğrenebileceğimiz kurumlardan mezun olmak bizim için her zaman büyük bir avantaj oldu. Sizden çok daha tecrübeli sanatçılarla aynı ortamda büyümek, bu işin neden bu kadar özel olduğunu hissetmenizi sağlıyor. Bizim için, konservatuar eğitiminin bir müzisyene kattığı en büyük özellik disiplindir.

Günümüzde bu işi yapan sanatçıların çoğu, birer popüler kültür nesnesine dönüştü. Siz bu popüler kültürün dışında kalmayı başardınız. Buna dair neler söylersiniz?
ORKUN: Günümüzün popüler müziğinin
seyirci üzerindeki yüksek tirajı, müzisyenlerin çoğunlukla bu türe yönlenmesine sebep olmakta. Herkes istediği müziği yapmakta özgür. Biz sadece kalbimizden geçen müziği ve hissettiğimiz işi yapmaya çalışıyoruz.

Gerçekten sizi düzgün bir şekilde takip eden, dinleyen özel bir kitle var. Böyle özel bir kitlenin oluşu, yaptığınız işleri gerçekten anlayan insanlarla bir arada olmak ayrıcalık mı sizce de?
ORÇUN: Elbette. Alıcısının az olduğu enstrümantal caz ve etnik caz alanında sizi anlayan bir kitleye ulaşmak günümüz şartlarında kolay değil. Bizi takip eden veya destek veren herkes bu işi çok daha fazla sevmemizi sağlıyor.

Ankara’da bu işi yapmanın avantajları var mı?
ORKUN: Ankara’da bu işi yapmanın avantajı diğer şehirlere göre dinleyici kitlesinin kalitesi. Türkiye’de gördüğümüz en iyi seyirci her zaman Ankara’da olmuştur. Ankara seyircisi yapılan işe gereken değeri veren, müzisyenine sahip çıkan bir topluluk.

Klip çalışmalarınızın devamı gelecek mi?
ORÇUN: Şu ana dek dört klip çalışmamız oldu. Kliplerimizin yönetmenliğini Orkun yaptığı için müzikteki enerjimizi klipte de yansıtma fırsatı buluyoruz. Bu da şarkılarımızı hem görsel hem de duyusal olarak sunma keyfi veriyor. Albümdeki 10 parçamızın her birini kliplendirmeyi düşünüyoruz. Orkun kliplerle ilgili çalışmaların çoğunu tamamladı. Bu proje Türkiye’de nadir rastlanan bir tarz olacak ve her klibin kendine ait bir konsepti olacak.

Albüm planlarınızdan bahseder misiniz?
ORKUN: Şu an ‘İstanbul’ single’ı ile beraber etnik dokusu bulunan, 7 beste ve 3 cover’dan oluşan bir caz albümünü bitirme aşamasındayız. Albümdeki düzenlemelerin hepsi Orçun Tekelioğlu imzası taşıyor. Bu albümde Türkiye’nin çok değerli müzisyenleri yer alıyor. Bu projenin bittikten sonra farklı, yeni anlayışla ve sürpriz isimlerle yapacağımız yepyeni projelerle dinleyicinin karşısına çıkacağız.

Yakın zamandaki projeleriniz ve hedefleriniz neler?
ORÇUN: İçerisinde ‘İstanbul’ parçamızın bulunduğu albüm çalışmamız şu an gündemimizde. Daha sonra bu albümün tanıtım çalışmaları ve konserleri ile yola devam edeceğiz. Yapmak istediğimiz pek çok projemiz var ama şu anki hedeflerimiz yepyeni müzisyenler ile müziği paylaşıp kendi müziğimizi çok daha fazla kitlelere ulaştırmak.

HAYRANLARI SORDU

Parçalarınıza baktığımızda birçok müzikal özelliğin bir arada olduğunu görüyoruz. Kendinizi ve müziğinizi nasıl tanımlarsınız?
ORKUN: Öncelikle enstrümantal müziğin vokal ile olan müzik kadar kuvvetli olduğunu göstermek istiyoruz. Kelimelerle anlatılmayan birçok şeyin sözsüz müzikle ifadesinin çok güçlü olduğunu düşünüyoruz. Türk Müziği’nin sahip olduğu zenginliği caz müzik ile birleştirdiğimizde ortaya çok dinamik, bize hitap eden ve özel bir tarzın ortaya çıkıyor. Ustalarımızdan aldığımız müzikal örnekleri güçlendirmeye çalışarak her adımımızda hissettiğimiz müziği yapıyoruz, yapmaya da devam edeceğiz.

İkiz müzisyen olmanın avantajı veya dezavantajı var mı?
ORÇUN: İkiz olmanın dışında iki müzisyen kardeş olarak müzik yapmanın, fikir paylaşımı ve motivasyon açısından her zaman avantaj olduğunu düşünüyoruz. Zaman zaman fikir konusunda sürtüşmeler yaşasak da bu kısa zaman içinde başka pencerelerden bakmamızı sağlıyor, çeşitlilik yaratıyor. Böylece daha renkli ve müzikal özelliğe sahip bir çizgiye ulaşıyoruz.

Albümünüzde farklı isimler yer alacak mı?
ORKUN: Tabii ki yer alacak. Biz hep aynı müzisyenlerle çalmak yerine, farklı tarzlarda, bizim müziğimize renk katabilecek herkesle çalışmak istiyoruz. Çok mutlu edicidir ki müziği paylaşmak istediğimiz çoğu usta isim, hiçbir beklentileri olmadan bizimle çalışmak istediklerini dile getirmiştir. Bu durumun albümün enerjisine daha da yansıyacağına inanıyoruz. Biliyoruz ki albüm çıktığında dinleyicimiz de bu enerjiyi hissedecektir.

‘İstanbul’ parçanızda kendimden çok şey buldum. Eserin bir hikâyesi var mı?
ORÇUN: Eserin bestesi ve aranjesi bana, kliplendirmesi ve görseli ise Orkun’a ait. Bu parça benim yıllar önce çalışmalarına başladığım bir eser. Bazı hislerin kelimelere dökülmesi çok güç, İstanbul şehri ile aramda derin bir bağ olduğunu hissediyorum. Kelimelere dökmek yerine, müziğime yansıttım.

Enstrümantal müziğin alıcısının çok az olduğu ülkemizde neden bu tarz bir işi tercih ediyorsunuz?
ORKUN: İnsanın ve özellikle müzisyenlerin, içlerinden geldiği gibi yaşamaları gerektiğini düşünüyoruz. Tiraj kaygısıyla yapılmış işlerle, içinizden geldiği gibi yaptığınız işler arasındaki farkı hepimiz görüyoruz. Bugün enstrümantal bir albüm planlarken seneye vokalli bambaşka bir iş yapabiliriz. O an neye inanıyorsak, nasıl hissediyorsak onu yansıtmayı seviyoruz. Çok popüler bir iş yapmıyoruz belki ama inanın herkesin kendinde bir şey bulabileceği bir müzik yapıyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here