Dr. Dt. Tunç Büyüktopçu: Dişeti Hastalığında Kemik Kayıpları, Nedenleri ve Tedavi Yöntemleri

0
405

Dişeti hastalığı genel karakter olarak yavaş seyir izleyen, fazla belirti göstermeyen,
hasta tarafından fark edildiğinde de çoğu zaman geç kalındığı anlaşılan kronik, sinsi bir rahatsızlıktır. Hastalığa neden olan temel faktör bakterilerdir. Bakteriler, uygun ortam oluştuğunda kademe kademe kemik yıkımına neden olacak hastalığın başlamasına
öncülük ederler.

Kemik yıkımının şiddetine etki eden bazı yardımcı faktörler vardır ki, direkt etki
etmeseler de oluşacak kemik yıkım miktarını arttırırlar. Bunlardan en önemlileri olarak diyabet (vb. sistemik rahatsızlıklar), hamilelik (vb. hormonal değişiklikler), dişleri
sıkma ve travmatik diş fırçalama alışkanlığı (vb. dişe gelen fazla kuvvetler, travmalar),
bağışıklık sisteminin baskılandığı durumlar, ilerlemiş yaş, tütün ürünleri kullanımı ile
genetik sayılabilir. Ancak tüm bu yan faktörler, mevcut bakteri varlığının etkisini
sadece arttırır. Genel olarak hastalık oluşmadan bakteri plağı olmaksızın kalıcı kemik
yıkımının oluşmadığı düşünülür.


Dişeti hastalığında kemik kayıpları, günlük ağız temizliğinin yetersiz yapılması sonucu bakterilerin birikip hastalığı başlatmasıyla gerçekleşir. Yapılacak basit ya da ileri düzey dişeti tedavileri ile kemik yıkımını durdurmak ve kontrol altına almak, ağız hijyeninin
kalitesini de artırdıktan sonra mümkündür. Dişeti tedavilerinin çoğunluğunda, kemik
yıkımını durdurmak ve bu durumu idame ettirebilmek hedeflenir. Ancak bazı vakalarda kemik yıkımının şekline ve uygunluğuna göre kaybedilen kemik ve dişeti dokusunun
kısmen ya da tamamen yeniden kazanılması mümkündür.

Hastanın ağız bakımını tam yaptığı ve kemik yıkımının yapılacak işleme uygun olduğu -çanak ya da vadi gibi dikey ve lokal olduğu- durumlarda kaybedilen kemik dokusunu
yeniden kazanabilmek için hastanın kendi kemik dokusunun ya da yapay kemik
tozlarının cerrahi bir yöntem ile ilgili bölgeye uygulanması, günümüzde rutin yapılan
dişeti tedavileri arasında yerini almıştır. Bu işleme, “yönlendirilmiş kemik
rejenerasyonu” denir. Bu işlemlerde hastanın kendi kemik dokusu kullanılabileceği gibi hayvan kaynaklı hazırlanmış kemik greftleri ya da sentetik kemik greftleri de
kullanılabilir. Kullanılacak kemik greftinin özelliklerine göre ya bölgede kemik greftlerisadece yer tutarak dişe destek doku görevi görürler, ya da zamanla rezorbe olarak
hastanın kendi kemik dokusuyla yer değiştirirler.


Dişlerin sallanması ve hareketliliği ne kadar az ise o kadar başarı artar. Bunun
yanı sıra bölgenin yetersiz temizlenmesi sonucu bakterilerin birikmesi, kullanılan
materyallerin enfekte olmasına ve yaranın açılmasına neden olabilir. Sigara vb.
ürünlerin kullanımı da yara iyileşmesini çok önemli ölçüde negatif yönde etkileyerek
kemik kazancını azaltacaktır. İyi bir bakım ve tavsiyelere tam uyulması, hedeflenen
kemik seviyesinin yeniden kazanılmasında esastır.

İleri dişeti tedavileri yapılmadan önce diyabet gibi dişetine etki eden sistemik
rahatsızlıklar kontrol altına alınmalı, diş fırçalama ve diş ipi kullanımı uygun seviyelere ulaşmalı, mümkünse sigara vb. ile vedalaşılmalıdır. Diş sıkma alışkanlığı gibi
kazanılmış kötü alışkanlıklar varsa alışkanlık kırıcı aparey (gece plağı) kullanımı ile
dişlere ve dolayısıyla destek doku olan dişeti ve kemik dokusuna ve çiğneme kasları ile
çene eklemine gelen stres ve kuvvetler ortadan kaldırılmalıdır. Planlanan bir hamilelik
öncesinde diş ve dişeti muayenesi ve gerekli tedavilerin yapılması, hamilelik sürecinde
oluşacak kemik kaybının da önüne geçecektir.

Dişeti hastalığına bağlı kemik kaybından uzak durabilmek için iyi bir ağız ve diş
bakımını oturtmak, düzenli olarak diş hekimi kontrolü altında bulunmak önemlidir.
Kemik kaybını başarılı bir şekilde telafi edebildiğimiz günümüz klinik şartlarında
hedefimiz, hala mevcut sağlıklı durumun bozulmadan uzun yıllar hastalarımıza hizmet
etmesidir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here