Cantuğ Turay: Başarılı Projelerde O’nun Adı Var

0
613

Ortaokul yıllarında tiyatroyla tanışan Cantuğ Turay, Ankara’nın tiyatro dünyasına kazandırdığı büyük yeteneklerden. Bu işi yapmak istediğine sahneye ilk çıktığı zaman karar veren Turay, tiyatro eğitimini Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nda tamamladı. Sonrasında gelişen tiyatro serüveni Turay’ın Ankara’da kalmasına neden oldu. Oyunculuk kariyeri boyunca birçok başarılı ve uzun soluklu projede yer alan Turay bu ay Ankara Life Dergisine konuk oldu.

Genellikle her oyuncunun yolu İstanbul’a çıkar. Siz neden Ankara’da kaldınız?
Konservatuarı kazandığım yıldan itibaren hep Ankara’da iş yapmaya başladım. Konservatuar 3. sınıftayken TRT’de gezi programı yaptım. Mezun olduktan 1 ay sonra da yeni bir programdan teklif geldi. 1 buçuk yılda o proje devam etti. Bu projeleri çok keyif alarak yaptım. Devamında ‘Bizim Evin Halleri’ ile dizi hayatım başladı. Yaklaşık 550-600 bölüm o projeyi çektikten sonra şu anda devam eden ‘Deniz Yıldız’ı dizisinde çalışmaya başladım. 6 senedir bu dizide çalışıyorum. 21 yaşından 31 yaşına kadar hiç boş durmadan çalışan bir sürecim oldu. Bu süreçte sadece TV projelerinde çalışmadım. Bunun dışında tiyatromuz var, orada eğitmenlik yaptım. Bu serüven içerisinde de İstanbul’a gitmek hiç aklıma gelmedi.

Tiyatro Kafe’yi kurma fikri nerden çıktı?
Konservatuarı bitirdiğim zaman kendi tiyatromu yapmak istiyordum. Ama henüz genç olduğum için büyük bir yükün altına ve stresine girmek istemedim. Ankara’da tiyatroyla ilgili farklı olarak ne yapabilirim diye düşündüm ve Kafe Tiyatro fikri böyle oluştu. Ama bu projenin bu kadar gelişeceğini hiç hayal etmemiştim. Sadece haftanın bir günü tiyatro severlerin gelip tiyatro seyredeceği bir yer hayal etmiştim. Zaman içerisinde ise büyüyen bir kurum haline geldik.

Bu kadar yoğun bir tempoyla nasıl başa çıkıyorsunuz?
Tamamen işini sevmeyle alakalı bir durum. Sevdiğiniz mesleği yaparsanız yorulmuyorsunuz. Kimi zaman özel hayatınız da işinizle paralel gidiyor. Günde 12-13 saat çalıştığımda hiç gocunmuyorum hatta bugün ne güzel şeyler yaptık diyorum. Dışarıdan bakıldığında çok yorucu görünen bir yaşam bazen çok keyifli bir noktaya gidebiliyor. Sahnede ayrı bir enerji, ekranda ayrı bir keyif, eğitmenlikte ayrı bir haz alıyorsunuz. Böyle olunca hepsinin değeri ve duruşu farklı oluyor.

Gün geçtikçe çoğalan alternatif tiyatrolarla ilgili ne düşünüyorsunuz?
Her sanat dalında olması gerektiğini düşünüyorum. Devlet tiyatrosunda oyun seyredebilirsiniz tamam ama alternatif tiyatrolarda farklı projeleri izleyebilme şansı bulursunuz. Bence alternatif tiyatronun örneklerinin kısa sürede artmasının nedeni bu. Sonuçta yeni bir nesil yetişiyor ve bu nesil çok hızlı yaşayan, sabırsız olan, çabuk tüketen bir nesil. Böyle olunca sizin de onlara farklı bir şeyler sunmanız gerekiyor. Bu açıdan alternatif tiyatrolar iyi ki var, umarım sayıları da artarak devam eder.

Zor mu bu tarz tiyatroları yürütmek?
Zor tabi ki. Her ne kadar sanat başlığı altında olsa da ticaret yapıyorsunuz sonuçta. Tiyatronun belli bir maliyeti ve gideri var. Bir taraftan da herkese ulaşmak için bilet fiyatlarını yüksek tutmak istemiyoruz. Bu yüzden bir şekilde bu durumu dengelemeye çalışıyoruz.

8 senedir “matruşka” hala kapalı gişe oynuyor
Tiyatro Kafe serüveninizde hangi oyunları oynadınız ve oynamaya devam ediyorsunuz?
İlk olarak biz, Begün Topçu ile “peynirli yumurta” oyunuyla başladık. 2007 yılında “matruşka” oyununu oynamaya başladım. Bu oyunun 8. senesi ve hala kapalı gişe oynuyor. Alternatif tiyatro için 8 yıl devam eden bir oyunun olması çok büyük başarı bence. 2009’da doğaçlama tiyatro oyunumuz vardı. 2010 yılında daha psikolojik ve gerilim oyunları yapmaya başladık. Bununla ilgili çok güzel geri dönüşler aldık. 2013 yılından itibaren Bakanlık desteğiyle yolumuza devam ediyoruz. Ankara’da var olan Özel tiyatro için bu bir başarıdır. Demek ki yaptığımız işler fark ediliyor. Bunun dışında Zeynep Koçar’ın yazdığı “bu bir oyun değil” adlı tek perdelik, ülkemizdeki kadına şiddeti anlatan belgesel tadındaki oyunu seyirciyle buluşturduk. 2014-2015 sezonu açılış oyunu “Cerrah”tı. Bu oyunda da bir seri katilin yakalanma süreci işlendi. Bakanlık desteğiyle 28 Ocak’ta “Aşk Kaşıntısı” adlı yeni bir oyunumuz çıkacak. Bu oyun da günümüz kadın-erkek ilişkilerini mizahi bir dille anlatıyor. Tiyatro anlamında Ankara’da yaptığımız işler bunlar. Bunun dışında sezon başından beri Aydın, Kars, Iğdır, Elazığ, Batman, Muş, Şırnak ve Sinop’a turnelerimiz oldu.

Turnelerde sizi nasıl karşılıyorlar?
İnanılmaz bir ilgi var. Biz de bu ilgiden çok mutlu oluyoruz. Bu sene özellikle Türkiye’nin doğusuna ağırlık verdik. Çünkü oradaki insanların da tiyatroyla buluşmasını istedik. Çok fazla özel tiyatro gitmiyor doğu illerine. Bu açığı elimizden geldiğince kapatma gayretinde olduk. Turnelerimiz Türkiye’nin dört bir yanında devam edecek.

Son olarak yolun başındaki gençlere neler önerirsiniz?
Hangi mesleği yaparlarsa yapsınlar, yaptıkları işi sevmeleri gerekiyor. Kendilerine bir hedef koysunlar. Örnek alacak karakter belirlesinler. Amaçsız bir yaşam mutsuz bir yaşamdır. Hangi mesleği yapacaklarına erken yaşta karar vermeliler. Bunun için de sosyal olmalarını tavsiye diyorum. Mesleklerle tanışmalılar ve o mesleği yapan kişilerle sohbet etmeleri onlar için yararlı olacaktır var.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here