AHMET SOYLU “Tasarruf Bilinci Oluşturmak Önemli”

0
487

Uludağ Üniversitesi İşletme mezunu olan Ahmet Soylu, mezun olduktan hemen sonra özel sektörde çeşitli görevlerde bulundu. Philips bünyesinde çalışmaya Bursa’da aydınlatma departmanında bölge müdürü olarak başlayan Soylu, 2003 yılında Ankara’ya tayin oldu. İç Anadolu ve Karadeniz Bölge Müdürlüğü görevini yürüten Soylu, 18 yıldır Philips çatısı altında çalışıyor. Aydınlatmada lider durumda olan Philips’in yapısını çok iyi bilen Soylu ile sektörü ve günümüzün en önemli konularından biri olan “tasarruf bilinci”ni konuştuk.

Dışa bağımlı enerji tüketen bir ülkeyiz, hatta doğalgazı alıp enerjiye çeviren ve bunu da çok pahalıya mal eden ülkelerden biriyiz.

Philips, sektörün öncü firmalarından. Bu yapıyı bilen biri olarak Philips’in faaliyetlerinden ve sektöre kazandırdığı yeniliklerden bahseder misiniz?
Philips aydınlatmada Dünya’da ve Türkiye’de açık ara lider durumda. Lider olduğu kadar öncüdür de. Aydınlatma ile ilgili birçok firmanın patenti Philip’in laboratuarlarından çıkmıştır. Philips bugün birçok buluşa imza atmıştır. bunlardan biri de enerji tasarrufu ampüldür. bu anlamda philipsin büyük ve güçlü değeri, dünyaya ve insanlığa kattığı değer benim için anlamlı ve özel.

İnsanlar bu yüzden Philips’i tercih ediyor diyebilir miyiz?
Philips, 1800’li yılların sonlarında kurulmuş dünya için ciddi önemde ve kalitede bir marka. Ülkemize ise Cumhuriyet ile birlikte gelen nadir yabancı firmalardan biri. Bence markanın tercih edilme sebeplerinden en önemlisi yaptığı her şeyi doğru ve kaliteli yapıyor olmasıdır. Şimdiye kadar ürettiği araç-gereçlerin, cihazların kalitesi ile tüketicinin güvenini kazanmayı başarmıştır. Bu güvende marka bilincini ortaya çıkararak tüketicinin Philips’ten vazgeçememesini doğurmuştur.

Enerji tasarruflu ampullerin enerji tasarrufuna katkısı ne oranda?
Normal bir lamba ile 100 wattlık enerji tüketilirken, enerji tasarruflu ampülle 100 wattlık lambanın sağladığı ışık seviyesini sağlayan 20 wattlık bir enerji tüketimi sağlarsınız. Arada ciddi bir fark var. Bunun bir adım ilerisi şu an gelişen LED ampuller. LED ampuller ise 12 wattlık bir enerji tüketimiyle aynı ışık seviyesini sağlıyor. Kıyasladığınız zaman inanılmaz bir tasarruf sağlanıyor.

Bu konuyla ilgili bakanlığa sunduğumuz bir çalışmamız vardı. Türkiye’de her ev üç tane tasarruflu ampul kullansa bir yılda Keban Barajı gibi bir enerjinin üretimi sağlanabilir. Dünya’da enerji kaynakları beş tanedir. Bunlar: kömür, petrol, yenilenebilir enerji kaynakları, nükleer, doğalgaz. Aslında altıncı bir kaynak var ki o da tasarruftur.

Dışa bağımlı enerji tüketen bir ülkeyiz, hatta doğalgazı alıp enerjiye çeviren ve bunu da çok pahalıya mal eden ülkelerden biriyiz. Bu yüzden enerjiyi çok dikkatli kullanmak gerekiyor. Çocuklarımıza okullarda tasarruf bilincinin oluşturulması lazım.

Peki, Philips’in bu noktada hedefleri neler?
Philips, kaliteli ve doğru bir marka. Markalar genelde doğru ürünü doğru şekilde sunmaya çalışırlar. Tüketiciyi yanıltmamak bu noktada önemlidir. Philips’te tüketiciyi hiç yanılmamıştır; ürünün üzerinde 10 watt yazıyorsa o 10 watt’tır. Ürünler doğru değerleri ifade ettiği tüketici markaya güven duyuyor.

Devlet temmuz ayında Çin ürünleriyle ilgili pozisyon almaya başladı. Türkiye’deki handikap, her Çin’de üretilen ürünün kalitesiz olduğu düşüncesi. Halbuki Çin’de kaliteli ürünlerde var, doğru kalitede yaparsanız kaliteli olur. İşte Türkiye’de kalitesiz dediğimiz ürünler, üreticinin kalitesiz malzeme kullanarak pazara sunduğu ürünlerden oluşuyor. Bu da tüketicinin güvenini sarsıyor. Denetim olmadığı için haksız rekabetin içindeyiz.

Bununla ilgili neler yapılabilir?
Konuyla ilgili devletin kalıcı çözümler üretmesi, olmazsa olmaz kurallar koyması ve denetimi yapıldıktan sonra ürünü pazara ve tüketiciye sunulması lazım.


“Siyaset Hayatımızın Bu Kadar Merkezinde Olmamalı”

Türkiye’de aydınlatma sektörü ne durumda?
Aydınlatma sektörü inşaatla direkt ilintili bir sektör. Bizim asıl hacmimizi oluşturan satışlar inşaatlar, projeler ve o projelerdeki müteahhitlerin kullandığı değerlerdir. Yapılan her tesisi illa ki aydınlatma yapılması gerekecektir. Yakın dönemde işlerimizin düşük ve durgun olduğunu söyleyebilirim. Ülkemizin içinde bulunduğu durum ticaretimizi olumsuz etkiliyor. Ama şunu söyleyebilirim, keşke siyaset bizim ticaretimizin ve ekonomimizin bu kadar merkezinde olmasa. Biz siyaseti her şeyin merkezine oturtmuşuz. Siyasette, ekonomide kendi mecrasında devam etmeli. Siyasetin var oluşu bizi bu kadar etkilememeli, bizim hayatımız devam etmeli. Ekonomi çok önemli bir şey. Şu an dünyada savaşlar ekonomiyle oluyor. Ülkemiz şu an seçim sonrası belirsizlik içinde ve bu ekonomiyi etkiliyor.

Kişisel olarak hedefleriniz neler?
Her insanın birçok yetiye ve özelliğe sahip olduğunu ve yine onu hareketlendirmede kendisine iş düştüğünü düşünüyorum. Benim bir mesleğim var ve sadece o işi yaparım duruşu olmamalı kimsede. Hobileri varsa onları yapmalı, ilgi alanlarına yönelmeli, yeteneklerini kullanmalı, elinden geldiğince fayda sağlamalı.

Birazda bu yüzdendir STK’lara verdiğim önem. Bir şeyler üretmeli, fayda sağlamalıyız. Doğayla ilgili, çevreyle ilgili, toplumsal kalkınmayla ilgili ya da kişisel gelişimiyle ilgili üzerine ne koyabiliyorsak onu yapmalıyız. Bir insan koltuğunun altında kaç tane karpuz taşıyabileceğini bilmeli ve öğrenmelidir.

Onun için de sınırlarını zorlamalı diye düşünüyorum.

Ben hayata böyle bakıyorum. Bir işi yaparken orada başarılı olmayı kesinlikle hedefliyor, ona göre görev alıyorum.

Bunun yanında da neler yapabilirim diye düşünüyorum. Bu noktada insanlar genelde bahane üretiyor. Ama insan isteyince her şeye vakit bulabilir. İnsan neler yapabildiğini kendi kendine ispatlarsa o kişisel başarısı ve mutluluğuyla kendini motive edecektir. Ben deneyimleyerek aynı anda 3-5 işi yapabildiğimi gördüm. Bu benim için mutluluktur, kazanımdır.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Tasarruf bilincinin Türkiye’de yerleşmesi gerektiğine kesinlikle inanıyorum. Tasarruf edersek ancak bir şeyler kazanabilir, dışa bağımlılığımızı azaltabiliriz. Bu duruşu eğitim sistemimizle, bilinçli annelerimizle çocuklarımızı yetiştirerek sergileyebiliriz.

Şunu da söylemek isterim: Ankara, cumhuriyetimizin başkenti, güzel bir şehir. Şehrimizi ne fayda sağlıyorsa, yönetimde kimin olduğuna bakılmaksızın herkes taşın altına elini koymalı. “O siyasetçiyi ben seçmedim o zaman katkı sağlamayacağım” dememeliyiz. Deminde dediğim gibi siyaseti merkeze koymamak lazım. Fayda sağlayacağımız alanda bireysel değerlerimizi öne çıkarıp katlı sağlayalım.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here